Afrika Ulusal Kongresi (ANC) ile Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin uzun yıllardır kurmuş olduğu ilişkiler olmasa insanlığın tanıdığı en büyük kişiliklerden birinin onuruyla onurlanabilir miydik, hiç sanmıyorum.

Dokuz saatlik uçak ve üç saatlik kara yolculuğu ardından Güney Afrika demokrasisinin kurucusu, ırk ayrımcılığına karşı mücadelenin ve barışçı çözümün simgesi Nelson Mandela’nın onuruna devlet töreninin yapıldığı FNB Stadyumu’na ancak konuşmalar başlarken varabildik. Biz stadyuma girerken ABD Başkanı Barack Obama konuşmasına başlamıştı.

Kürdistan selamı tüm kapıları açtı

Gecikmeler yüzünden akreditasyon kartlarımızı elimize hiç alamasak da BDP Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nazmi Gür’ün karşımıza çıkan yetkililere “Kürdistan halkının selamlarını getirdiğini” söylemesi hepimize tüm kapıları açtı. “Hepimiz”in içinde Diyarbakır Barosu eski Başkanı ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu da var. Tanrıkulu ile bütün yolculuk boyunca beraber olduk.

Kürt Hareketi tanınıyor

Afrika Ulusal Kongresi’yle (ANC) Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin uzun mücadele yılları içinde kurmuş olduğu dostane ilişkiler oradaki çalışmalarımızı çok kolaylaştırdı.  Kürdistan Özgürlük Hareketi, Güney Afrika’da hem politik olarak hem resmen tanınıyor. Güney Afrika barış ve uzlaşma mücadelesinin en önemli şahsiyetlerinden rahip Desmond Tutu ve yargıç İsa Moussa, Öcalan’a Özgürlük Komitesi’nin sözcülerinden ikisi. Afrika Ulusal Kongresi-Sosyalist Enternasyonal’in de üyeleri. Dolayısıyla Güney Afrika’nın yönetici partisi Afrika Ulusal Kongresi (ANC) ile genel olarak Özgürlük Hareketi’nin ve özel olarak da BDP’nin birbirini karşılıklı kabule dayanan, mücadelelerini bilen ve tanıyan bir dayanışması var. ANC’nin politik sözcüleri kadar sokaktaki insanlar da Kürdistan’daki özgürlük mücadelesini biliyor.

Öcalan’ın mesajı ilgiyle karşılandı

Sayın Öcalan’ın İmralı’ya en son giden heyete Mandela için verdiği mesajı Nazmi Gür’le birlikte Afrika Ulusal Kongresi yetkililerine teslim ettik. Bu mesaj Öcalan’la Dayanışma Komitesi’nden bir yetkili tarafından taziye defterine geçirildi. Kongre üyeleri de dahil herkes mesajı ilgiyle ve sempatiyle karşıladı. Abdullah Öcalan’la Dayanışma Komitesi’nin Öcalan’ın adına Pretoria’daki törene götürdüğü çelenk de resmi yetkililer tarafından alınarak götürülmesi gereken yere götürüldü.

Obama’nın varlığı ironiydi
10 Aralık’ta Johannesburg’da düzenlenen törenin baş konuşmacısı ABD’nin siyahi başkanı Barack Obama’ydı. Bu seçim Güney Afrika’nın bugünkü uluslararası konumlanışına, devletin ekonomik tercihlerine çok da yabancı sayılmaz. Obama’nın konuşması genel olarak ilgiyle izlendi ve alkışlarla kesildi. Ancak konuşmanın bütününde Obama kendisini Mandela’nın önderliğinde halkın 20 yıl önce kazandığı başarıya ortak kılarak genel olarak “zalimler”e karşı bir belagatin ötesine gitmedi. Günümüzde Afrika’da ve dünyada süregitmekte olan haksızlık ve eşitsizliklerden hiç söz etmedi. Yeryüzünde süregitmekte olan eşitsizlik ve zulmün gerisindeki öncü emperyalist gücün, zulme karşı bu sert belagati bir ironiden başka bir şey olmasa da FNB Stadyumu’nun tribünlerinden sıcak bir karşılık gördü.

Resmi tören heyecandan yoksundu

Johannesburg’daki anma töreninde yoğun güvenlik önlemlerine karşın ANC ile yakın ilişkide olan heyetler ya da temsilcilere sağlanan büyük kolaylıklardan biz de yararlandık.   Aşırı yağış yüzünden de 2010 Dünya Futbol Şampiyonası için yapılan 90 bin kişilik statta 40 bin kişi ancak vardı. Resmi tören biraz soğuk, ıslak, kargaşa içinde ve halkın heyecanı olmadan gerçekleşti. Obama’yı Çin Devlet Başkanı yardımcısı ve Brezilya Devlet Başkanı Dilma Roussef izledi; ancak çevirilerle kesilen konuşmalar halkın ilgisini dağıttı.

Mandela için onur Zuma için utanç

Güney Afrika’nın şimdiki devlet başkanı Zuma’nın kapanış konuşması ise yuhalamaları ve aleyhte tezahüratı bastırmak için devreye giren bando ve koro yüzünden tam bir kakofoniye sahne oldu. Zuma’nın dünyanın belli başlı tüm güçlerinin devlet ve hükümet başkanları veya yardımcıları önünde uğradığı protestolar, Mandela’nın onur törenini Zuma için utanç törenine çevirdi.  

Devlet aradan çekilince daha anlamlıydı

11 Aralık’ta siyasi başkent Pretoria’da düzenlenen etkinlikler bir gün önceki devlet töreninden çok daha anlamlı bir katılımla gerçekleşti. Hava yakıcı da olsa güneşli ve aydınlıktı. Önceki günkü soğukluk ve kasvetten eser kalmamıştı. Halk etkinliklere çok daha yoğun ve içten katıldı. On binlerce insan onlarca saat “Madiba” dedikleri Nelson Mandela’nın yüzünü son bir kez görmek için yakıcı güneş altında bekliyordu. Devlet aradan çekilmiş halk ve Mandela başbaşa kalmıştı. Mandela’nın naaşı camdan tabut içerisinde Devlet Başkanlığı Sarayı’nın avlusunda özel olarak yapılmış bir katafalkta sergileniyordu. Oğlu babasının naaşı başında taziyeleri kabul ediyordu.

Keşke tanışmış olsaydık

Sezgin Tanrıkulu ve Nazmi Gür ile birlikte bu geçide katıldık. Taziye defterine Halkların Demokratik Partisi (HDP) adına duygu ve düşüncelerimizi yazdım: “Sevgili Madiba, keşke sen buralardayken, geçtiğimiz yıl Güney Afrika’ya geldiğimde tanışmış olabilseydik. Halkların Demokratik Partisi adına sana Türkiye ve Kürdistan halklarının selamını getirdim. Senin ve halkının ırkçılık ve sömürüye karşı özgürlük ve eşitlik uğruna mücadelede verdiğiniz eşsiz örneğin derslerini hıfzedeceğimizi söylemek isterim. Hatıran karşısında saygıyla eğiliyoruz.”


Eşitsizlik hala sürüyor
BDP ve HDP heyeti olarak Madiba’ya veda ederken, Güney Afrika’nın ırkların ve halkların eşitliği mücadelesinin henüz hak ettiği tüm sonuçlara ulaşmadığını gözlediğimizi eklemek isterim. Beyaz seçkinlerin siyasi egemenliğine son veren ırk ayrımcılığına (Apartheid) karşı mücadelenin, ekonomik ve sosyal eşitsizliklere son vermede gözle görülür herhangi bir sonuca ulaşmadığını görmek için çok uzağa gitmek gerekmiyor. Siyahların özgürlüğü için mücadelenin kalbi Soweto’da kanalizasyonların devrimden yirmi yıl sonra hala açıktan akıyor olması yeterince semptomatik.

Çıkarılacak iki ders
Madiba’nın mücadelesinden iki ders çıkarılabilir: Birincisi o yaşarken kazanılmış olandır, yani mümkün olan her durumda “barışçı bir çözüm” için “hakikat ve uzlaşma”nın peşinden koşmanın zorunluluğu; ikincisi ise onun sağlığında henüz kazanılamamış olandan çıkarılması gerekendir: Yani büyük çoğunluğun toplumsal iyiliği için “özel mülkiyet”in dokunulmazlığının ilgasının gerekliliği. İkincisi birincisini mutlaka dışlamasa da, sosyal Apartheid’in sona erdirilmesinin ufkunda Apartheid’in sona erdirilmesinden çok daha zorlu mücadelelerin olduğunu sezebiliriz. Çünkü bu mücadelede siyahın siyahla karşı karşıya gelmesi hiç de uzak bir ihtimal değil.


ERTUÐRUL KÜRKÇÜ /
Güney Afrika’nın efsanevi lideri Nelson Mandela için Salı günü Johannesburg’daki FNB Stadyumu’nda düzenlenen büyük anma törenine ve başkent Pretoria’daki geçide katılan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı.