- Şemzinan’ın Bêgoza köyünde tütün üretimi, yıllardır kadınların omuzlarında süren bir geçim kaynağı. Tütüncülük artan maliyetler, su sorunu ve düşük alım fiyatları nedeniyle her sezon daha zor hale geliyor.
- Eşinin cezaevinde olması nedeniyle hem eşine hem çocuklarına baktığını söyleyen Seyhan Sakar: “Tütünü ekiyoruz, suluyoruz, topluyoruz, kurutuyoruz ve satıyoruz. Emeğimizin karşılığını alamıyoruz ama mecburuz. Köyde başka iş yok.”
Colemêrg’in (Hakkari) Şemzinan’ın (Şemdinli) Bêgoza köyünde tütün tarlalarında çalışan kadınlar, ekimden hasada kadar tüm aşamalarda yoğun emek harcıyor. Ev işleri, çocuk bakımı ve köy işleriyle birlikte tarla çalışmalarını sürdüren kadınlar, imece usulüyle birbirlerine destek oluyor. Ancak yükselen maliyetler, su sıkıntısı ve iklim değişikliği nedeniyle üretim her geçen yıl daha belirsiz bir hal alıyor. Jinnews’ten Rabia Önver ve Dilan Babat’a konuşan kadınlar, “Emeğimizin karşılığını çok alamıyoruz ama mecburuz” diye konuştu.
Ortak emek tütünde saklı
Sınır köylerinde tütün, kadınların ortak emeğiyle yeşeriyor. Tarlalarda birbirine destek olan, yükü paylaşan, öğle yemeğini ve çaylarını aynı sofrada bölüşen kadınlar, komün yaşamının ve dayanışmanın en canlı örneklerinden birini oluşturuyor. Onların güçlü mücadelesi, yalnızca toprağı değil, bir yaşam biçimini de geleceğe taşıyor. Her tütün yaprağında yılların birikimi, ortak emek ve görünmeyen bir direniş saklı duruyor.
Her aşamasında
Köyde yaklaşık 40 yıldır tütünle uğraştığını belirten Perihan Şakar, kadınların köydeki hemen her işi üstlendiğini ifade etti. Perihan Şakar, “Köyde ekmek pişirmekten tutun tütün ekimine kadar her işi biz kadınlar yapıyoruz. Yazın hava çok sıcak oluyor. Sabah erken saatlerde ev işlerimizi bitirdikten sonra yaylaya gidiyor, ardından tütün tarlasına geliyoruz. Haziran’da ekiyor, Eylül’de biçiyoruz. Tütün 80 gün toprakta kalıyor, sonra topluyor, kurutuyor ve satıyoruz” dedi. Kadınlar, tütünün ekim, sulama, bakım, hasat ve kurutma süreçlerinin tamamında aktif rol alıyor. Köyde tarlası olanlar tarla işleriyle, olmayanlar ise ev işleriyle meşgul oluyor.
‘Mecburuz…’
Yaşadıkları zorluklara rağmen tütün işini yapmak zorunda olduklarını ifade eden Perihan Şakar, “Emeğimizin karşılığını çok alamıyoruz ama mecburuz. Köylerde yapabileceğimiz başka iş yok. Bizim işimiz tütüncülük, bahçe işleri ve yaylaya gitmektir. Köyde her gün bir komşumuzun tütününü ekiyoruz. Hepimiz birbirimize yardımcı oluyoruz; hem işi erken bitirmek hem de işimizi kolaylaştırmak için” diye konuştu.
Köyde başka iş yok
Yıllardır tütün üreten Seyhan Şakar, eşinin cezaevinde olması nedeniyle tütün satışıyla hem eşine hem çocuklarına baktığını söyledi. Seyhan Şakar, “Tütün işini yapmak zor. Ektikten üç ay sonra topluyoruz ama iki günde bir sulamak için tarlaya geliyoruz. Ekiyoruz, suluyoruz, topluyoruz, kurutuyoruz ve satıyoruz. Emeğimizin karşılığını alamıyoruz ama mecburuz. Köyde başka iş yok” ifadelerini kullandı.
Birlik olunca işler hafifliyor
Kadınlar, tarla işlerini imece usulüyle birlikte yapıyor. Her gün sırayla bir komşunun tarlasında çalışılıyor. Seyhan Şakar, “Ben tek olduğum için komşularım bana yardıma geliyor, ben de komşularıma yardıma gidiyorum. Yıllardır hepimiz birbirimize yardımcı oluyoruz. Her gün birinin tarlasına gidiyoruz. Hepimiz bir oluyoruz, araç tutuyoruz, tarlaya geliyoruz. Tütünleri ekerken şarkılar söylüyoruz. Bir taraftan yorucu, bir taraftan da keyif veriyor. Birbirimize yardım etmemizin sebebi birlik olmamız. Birlik olunca işimiz hafifliyor” dedi.
Jeneratör su taşınıyor
Yaklaşık 50 yıldır tütünle uğraştığını söyleyen Menica Şakar ise emeklerinin karşılığının alınamadığını vurguladı. Menica Şakar, “Ekiminden kurutmasına kadar çok zorlanıyoruz ama bu işi yapmaya da mecburuz. Başka çaremiz yok. Tütün tarlamız yaylamıza yakın. Su yok, jeneratör yardımıyla tarlaya su getirebiliyoruz. Köy yaşamı güzel olduğu kadar zordur. Sabahın erken saatlerinde çalışmaya başlıyoruz, akşama kadar hiç oturamıyoruz. Kadınlar bütün zorluğu yaşıyor” diye belirtti. COLEMÊRG