
Kürtaj hakkı, kadın ve erkeklere eşit ücret, ev içinde iş bölümü gibi kadın hareketlerinin ilk filizlendiği dönemlerden bu yana kadın hareketinin temel gündemini oluşturan konuları Marksist bir yaklaşımla inceliyor.
ABD'nin kirli sicili
Kadın hareketinin gündemleri kadar kendisini de eleştirel bir şekilde ele alan yazar, feminizmin 1960’lardan itibaren nasıl sağa kaymaya başladığını, hem kuramsal üretimlerinden hem de kadın haklarıyla ilgili konularda sergiledikleri tutumlarından yola çıkarak ortaya koyuyor. ABD’nin kadın hakları konusundaki kirli siciline geniş bir yer ayıran kitap, bu kirli sicilin izlerini yalnızca ülke sınırlarında değil, demokrasi götürmek bahanesiyle işgal ettiği topraklarda da sürüyor. Yanı sıra, türban, İslamiyet ve kadın gibi konulara da eğiliyor. Kadınlar ve Sosyalizm, kadınların kurtuluşunun sosyalizmde olduğunu tarihsel bir yaklaşımla ve güncel olgulardan yola çıkarak savunuyor.
Karşıt görüşler de var
Sharon Smith, kendi ülkesinden yola çıkarak, o güne değin hiç olamadığı kadar özgürlük getirdiği sanılan 1970'lerdeki kadın hareketlerinden bu yana kadınlara uygulanan baskının daha da ağırlaştığını örnekliyor. Ülkesindeki zengin ve fakir arasındaki uçurumun derinleştiğini, sisteme dahil olan azınlığın ilerlemesiyle sistemden yararlanamayan çoğunluğun paradoksal durumunun en çok kadınları sömürdüğünü belirterek girer konuya.
Belli başlı bölümlerinde yazar karşıt düşünce söylemlerine de yer vermekten kaçınmıyor. Marksizm düşmanlarından biri olarak nitelediği Catherine Mac Kinnon'un; Feminist Devlet Kuramına Doğru kitabında Marx'ın kadınlara uygulanan baskıyla 'sadece geçerken' ilgilendiğini söyler. Engels'i düpedüz cinsiyetçilikle suçlar. Paradoksal düşüncelerin örgüsüyle yol alan kitapta emperyalizm, sınıflı toplumların gelişimi ve kadına uygulanan baskı, evlilik kurumu ve daha da önemlisi dinlerin etkisi titiz bir gözlem ve analizlerle konuya dahil ediliyor.
KÜLTÜR SERVİSİ