
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Amed’de DTK binasında gazetecilerin güncel konulara ilişkin sorularını yanıtladı. Kürt Ulusal Kongresi’nin 25 Kasım’a ertelenmesine ilişkin Demirtaş, “Hazırlık Komitesi’nde başından beri bu şekildeydi. Ama maalesef yeterli hazırlık yapılmadığı gerekçesiyle ertelendi. Şimdi de Kürdistan Federal Bölgesi’ndeki seçimler nedeniyle tekrar ertelenmesi durumu ile karşı karşıya kaldık. Artık belirlenen tarihte, en güçlü şekilde olması için herkesin çaba sarfetmesi lazım. Kongre, gerçekleşmesi yönünde halka verilmiş bir sözle karşı karşıyadır” dedi. Demirtaş, kongrenin daha fazla ertelenmesi yönünde bazı güçlerin müdahalelerinin de olduğunu bildiklerini dile getirdi.
Süreç zora girer
Bingöl’de yapılan yol kontrolünde bir araç içerisinde 200 kilogramlık patlayıcının yakalandığı yönündeki bilginin sorulduğu Demirtaş, “Biz de bu olayı basından takip ediyoruz. Olayın mahiyeti nedir? Kimlerdir, var mıdır yok mudur? Bütün bunlar, aydınlandıktan sonra bir görüş belirtmemiz doğru olur. Ama şu anda hükümetin adım atması gereken bir dönemin neredeyse en kritik aşamasındayız. Hükümet adım atmadığı her saniye, çözüm sürecini zora sokmuş olur” uyarısında bulundu.
Tuzla buz olur
Türk Başbakan Recep T. Erdoğan’ın açıklamalarına atıfta bulunan Demirtaş, şunları söyledi: “Biz barış ve demokrasi süreci diyoruz ama bu ülkenin Başbakanı çıkıp, ‘ortada bir müzakere süreci yok’ diyor. Ortada bir süreç yoksa hükümetin bugüne kadar İmralı, Kandil’de sürdürdüğü görüşmeler, temaslar, çalışmalar bütün bunlar bir anlam ifade etmiyorsa, hükümet süreci zaten bitirmiş demektir. Ortada bir süreç yoksa herkes bildiğini yapar. Aylardır bin bir emek ve çabayla oluşturulan bu atmosferin bir anda tuzla buz olması demektir.”
‘Sözde bile kardeşleşemedik’
Hükümetin şu ana kadar çözüm sürecine denk gelecek bir adım atmadığının altını çizen Demirtaş, “Henüz ciddi bir çalışma görmedik. Süreç, üsluba yansımadı. Yüzyıllık bir sorunu çözüyoruz hala hükümetin üslubu ve söylemi değişmedi. Burada bile sözde, söylemde bir kardeşleşmeden bahsedemeyiz. Hala egemen, baskıcı dil ve üslup kullanılıyor. Kürt halkını ve siyasi iradesini halen küçük ve hor görme gibi bir anlayış var. Kürtler bunu kabul etmez” diye konuştu.
10 gün içinde görüşme olacak
BDP Eşbaşkanı Demirtaş, bir soru üzerine Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile 10 gün içerisinde bir görüşme gerçekleştirmeyi beklediklerini söyledi. Demirtaş, “Hükümet, ateşkes olsun geri çekilmeler olsun istiyordu, onlar da oldu. Şimdi halkın beklentisi var. Halkın beklentisinin gerçekleşeceği döneme girdik. Hükümetin onu yapması lazım ki; Kürdün de içi rahat olsun, halkın içi de rahat olsun. Hükümet bunu yapmadığı sürece süreç risk ile karşı karşıyadır” dedi.
Demirtaş, şöyle devam etti: “Müzakere masası olabildiğince korunmalıdır. Müzakere diyalogunun kopmaması için herkes elinden geleni yapmalıdır. Biz de bu doğrultuda çaba sarf edeceğiz. Ama öyle büyük umutların güçlü heyecanların yaşandığı müzakere aşamasında değiliz. Hükümetin artık hazırlık içerisinde olduğu paketi güçlü hale getirmesi ve tatmin edici bir adıma dönüştürmesi durumunda sürece ilişkin umutlar canlanacak. Eğer bunlar olursa süreç daha hızlı ilerler. Sayın Öcalan’la da görüşme gerçekleştirirsek, zannedersem bütün bu konular orada bir kez daha masaya yatırılmış olacak. Kendisinin bu konudaki yaklaşımlarını görmüş olacağız.”
‘Siz de kafalarını kırın’
Bagok Dağı’nda halk tarafından yapılan şehitliğe yönelik saldırıyı kınayan Demirtaş, “Mezarlar kutsaldır. Mezarlıkları kıranın gerekirse siz de kafalarını kırın” dedi.
Mezarlara yönelik saldırının kabul edilemez olduğunu kaydeden Demirtaş, “Çözüm sürecini tahrip eden, provoke eden şeyler olur. Ancak dünyanın hiçbir yerinde mezarlara yönelik saldırı ahlaki olarak bugüne kadar kabul görmedi. İnsanlık tarihi boyunca bu böyle oldu. Evlatlarının mezarlarını tahrip etmek, o halkın isyan etmesi için yeterli bir gerekçedir. Bırakın süreci falan” dedi. Hükümetin mezarları tahrip edenler hakkında soruşturma açması gerektiğini kaydeden Demirtaş, “Örneğin, Mardin Valiliği, İçişleri Bakanı gidip bu mezarları tahrip eden askerlerin haklarında soruşturma açacaklar. Ortada bir suç var yanlış yaptınız denilecek. İzleyeceğiz. Bunlar sürecin akıbetini belirleyecek şeylerdir” diye konuştu.
Demirtaş BDP’lilere ve halka da şu çağrıyı yaptı: “Halkımıza açık çağrı yapıyorum ve hatta partililerimize açık talimat olarak belirtiyorum: Mezarlar kutsaldır. Mezarlıkları kıranın gerekirse siz de kafalarını kırın. Bir kez daha kimin mezarı olursa olsun herhangi bir saldırı olursa partimiz, halkımız en duyarlı tavrı göstersin. Bunun süreçle alakası yoktur.”
Kürtçe devletin malı değil
Anadolu Ajansı’nın Kürtçe yayın yapmasına ilişkin sorulan soruya yanıt verirken Demirtaş, devletin Kürtçeye yaklaşımını eleştirdi.
Demirtaş, “Türkiye Cumhuriyeti Kürtçe’ye ‘Türkiye devletinin malıdır’ gibi yaklaşıyor. ‘Kürtlerin malı değildir. Biz devlet olarak istediğimiz kadar konuşuruz, istediğimiz şekilde kullanırız ama Kürtler kullanamaz’ anlayışı yanlıştır. Kürt sorununun çözülmesi için Kürtçe’nin Kürtlerin dili olmasının kabul edilmesi gerekir” dedi. “AA’ya serbest, Kürt çocuğuna yasak” diyen Demirtaş, şöyle konuştu: “Bizim çocuklarımız kendi anadillerinde eğitim yapana kadar bunun mücadelesini de sürdürürüz. Muazzam bir çelişkidir. Başka bir şey değildir. AA’nın Kürtçe yayın yapmasını küçümsemiyorum. Önemlidir; hatta bütün haber kanalları özgürce bütün dillerde yayın yapabilsin. Ama devlete serbest olan Kürde yasaksa bunun altında başka şeyler aramak lazım. Bu da çok samimi bir yaklaşım olmaz. AKP ‘anadilde eğitim olmaz’ dedi diye, bu ülkede anadilde eğitim yapılmayacak diye bir şey yok. Geçti artık o kervan. Herkesin bunun farkında olduğunu iyi biliyoruz. Başbakan kendi söylediğine bile inanmıyor. Bunu da biliyoruz. ‘Anadilde eğitim bu ülkeyi böler’ diyor; ama kendisi de söylediğine inanmıyor.”
DİHA/AMED