Türkiye İstatistik Enstitüsü (TÜİK) Mart ayı enflasyon oranını açıkladı. Özellikle gıda ve döviz kuru etkisiyle tırmanışa geçen ve çift haneyi aşan enflasyon yine beklentileri aştı.

Aylık bazda yüzde 0.6 artması öngörülen TÜFE, yüzde 1.02 artış gösterdi. Yüzde 1,93 artan gıda fiyatları TÜFE’nin yükselmesini sağladı.

Mart ayında 2017’nin zirvesini görmesi beklenen yıllık enflasyon yüzde 10.13’ten yüzde 11.29’a çıktı. Böylece yıllık enflasyon Ekim 2008’den bu yana en yüksek seviyeye geldi. Çekirdek TÜFE ise yüzde 8.56’dan 9.46’ya çıktı. 

TCMB’nin son enflasyon raporunda 2017 yıl sonu için tahmini, orta noktası yüzde 8 olmak üzere yüzde 6.6 ile yüzde 9.4 aralığında şekilleniyor.

TÜFE’de (2003=100) 2017 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 1,02, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 4,34, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,29 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 8,21 artış gerçekleşti.

Ana harcama grupları itibariyle 2017 yılı Mart ayında endekste düşüş gösteren bir grup olmadı.  


 ANKARA





Tek adamın karnesi


Fiili tek adam yönetiminde geçen 2 yılı aşkın sürede Türkiye’de büyüme yavaşladı, vatandaşın geliri eridi, borçlar tavan yaptı. İşsizliğin ve enflasyonun yeniden çift haneye çıktığı bu dönemde, ülkeye giren kaynağı belirsiz para ise büyük artış gösterdi.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak hazırladığı “Tek Adam Rejimi, Küçültür Milletin Ekmeğini” başlıklı raporla, 2014’ten bu yana süren fiili tek adam yönetiminin ülkeye ve vatandaşlara faturasını ortaya koydu. İki yılı aşkın sürede ekonomide yaşanan gelişmeler özetle şöyle:

 

Büyüme yavaşladı

Türkiye’nin çok partili yaşama geçtiği 1946 ile 2014 arasında geçen dönemde parlamenter sistemde iş başına gelen 47 hükümetle ekonominin ortalama büyüme hızı yüzde 5,2 oldu. Parlamenter sistemin bekleme odasına alınıp fiili tek adam yönetimi uygulanan 2015 ve 2016’da ise ekonominin ortalama büyüme hızı, yapılan makyaja rağmen yüzde 4,5’e düştü. 


Gelirler azaldı

Milli gelir, parlamenter sistemle geçen 1946 ile 2014 arasında her yıl ortalama 13,6 milyar dolar artarken, fiili tek adam yönetiminde geçen son iki yılda toplamda 78 milyar dolar, yılda 39 milyar dolar geriledi. Böylece 2014’te 12 bin 112 dolar olan kişi başı gelir, 2016’da 10 bin 807 dolara düştü. Fiili tek adam yönetimi her bir vatandaşın cebinden bin 305 doları çekip aldı.

 

İşsizlik büyüdü

Fiili tek adam yönetiminden önceki 31 yılda iş başına 17 hükümetin geldiği hatırlatılan raporda, bu dönemde ortalama yüzde 9,3 olan işsizliğin, fiili tek adam yönetiminde geçen son iki yılda yeniden çift haneye çıktığına işaret edildi. Fiili tek adam yönetiminde Türkiye’nin işsizler ordusuna yüz binlerce kişi eklendi. İşsiz sayısı 2014 Ağustos ayından 2016 sonuna kadarki dönemde 763 bin kişi artarak 3,7 milyon sınırını aştı. Fiili tek adam yönetiminden önceki 31 yılda işsiz sayısı yıllık ortalama 50 bin kişi artarken, fiili tek adamlık döneminde işsiz ordusuna her yıl katılanların sayısı neredeyse beşe katlanarak 239 bine çıktı.

 

Enflasyon çift haneli

Geliri düşen, iş imkânı bulamayan vatandaş, bu dönemde bir taraftan da hayat pahalılığıyla baş etmeye çalıştı. Tek adam yönetimi çift haneli işsizliğin yanında çift haneli enflasyon da getirdi. Nohut, mercimek, zeytinyağı, yumurta gibi gıdalardaki fiyat artışı vatandaşın cebini yaktı. Sofraya konan her 1 kg etin 316 gramı fiili tek adamlık hevesine kaptırıldı. Akaryakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle vatandaşlar, otomobillerinin deposunu doldurmak için iki yıl önceye göre yüzde 23 daha fazla para ödedi.

 

Dış borçlar arttı

Dış borcun milli gelir içindeki payı fiili tek adam yönetiminde 4 puandan fazla artarak yüzde 47,2’ye çıktı. Türkiye’nin toplam borçluluğunu ifade eden ailelerin, şirketlerin ve kamunun borçlarının toplamı ise Türkiye’nin milli gelirini geçti.

 

Döviz borcunda rekor

Şirketlerin net döviz borcu tek adam yönetiminde 22 milyar dolar artarak 200 milyar doları aştı. Fiili tek adam yönetiminde dolar kurundaki olağanüstü artış, şirketlere büyük fatura çıkardı. Başkanlık tartışmalarının gündeme getirildiği 11 Ekim 2016’da 3,06 TL olan dolar kuru Mart 2017 sonunda 3,64 TL’ye çıktı. Tartışmaların başladığı geçen Ekim ayından bu yana şirketlerin kur farkı zararı 117 milyar TL’ye ulaştı.

 

Kara para bolluğu

Ülkeye giren “kaynağı belirsiz para” ise rekor kırdı. 1980 ile 2002 arasında Türkiye’ye kaynağı belirsiz para girişi toplamda 0 (sıfır) idi. AKP’nin görevde olduğu yıllarda ise kaynağı belirsiz para girişi 41,8 milyar dolara ulaştı. Bu kaynağı belirsiz paranın 21,4 milyar doları fiili tek adam yönetimindeki son iki yılda Türkiye’ye girdi. 


 ANKARA





Çiftçiler boşuna ‘Hayır’ demiyor


Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu (Çiftçi Sen), neden AKP iktidarını eleştirdiğini ve ‘Hayır’ diyeceğini açıkladı.

Çiftçi Sen, referandumu ortaya atanların, 2002- 2017 arasında tek başlarına iktidarda olduklarını hatırlattı. Çiftçiler için yapabileceklerinin önünde hiçbir engel olmadığını ancak onların yine de yapmadıklarını belirten Çiftçi Sen, “Şu anda da iktidardalar. Çiftçilerin lehine politika üretmeleri için herhangi bir engel yok. Ama ürettikleri her politika çiftçilerin değil, hep şirketlerin lehine. Mazot, gübre, ilaç, tohum her şey füze hızıyla yükseldi. Bizim ürettiklerimiz ise maliyeti bile karşılamıyor. Üretmek istiyoruz, zarar ediyoruz, bu yüzden üretemiyoruz” dedi. Haklarının, topraklarının, sularının ve tohumlarının gasp edilmesine ‘Hayır’ diyen çiftçiler, ürünün değerinde satılabilmesi, kredi borçları nedeniyle topraklarını satmak zorunda kalmamak için de hayır diyeceklerini dile getirdi.


Çiftçi borç batağında

Referandumu önlerine koyanların, çiftçiyi ne hale getirdiklerini hatırlatmak isteyen Çifici Sen’in gözünden 15 yıllık bilanço özetle şöyle;

* 2004-2016 yıllarını kapsayan süreçte tarıma sağlanan destek sadece 3.7 kat artarken bankaların verdiği nakdi kredi miktarı 13.5 kat arttı. Çiftçilerin takibe düşen kredi miktarı ise 9 kat arttı. Bütün bu şirket ve bankalar yanlısı tarım politikalarından dolayı çiftçi üretemez duruma getirildi.

* Tarım alanları 2002’de 26.579 bin hektar iken, 2016’da 23.900 bin hektara indi. 3 milyon hektar arazide çiftçi üretim yapmaktan vazgeçti.

* Çayır ve meralar 2002’de 14 milyon 617 bin hektar iken, 2016’da 14 milyon hektara geriledi. Büyükşehir Yasası ile talan devam ediyor. Köylerin ortak malvarlıkları olan otlak, mera ve tarlaları satılmaya başlandı. Aynı zamanda büyükşehir yasasıyla çiftçilerin üretim hakları ellerinden alınıyor.

* Nüfus 45 milyon kişiyken hayvan sayısı 83 milyondu. Yani yaklaşık kişi başına 2 hayvan düşüyordu. Şimdi nüfusu 80 milyona dayandı ancak hayvan sayısı 50 milyon civarında. Özetle hayvancılıkta ihracatçıyken ithalatçı olundu.

* Çiğ süt fiyatları 2014’ten bu yana arttırılmadı. Yem fiyatları her yıl sürekli arttı.


Elma ağaçları söküldü

* Bu yıl narlar toplanmadı. Denizli’de elma kazandırmıyor diye elma ağaçları söküldü. Narenciyeciler portakal ve mandalinalarını yollara dökmeye başladı.

*  Çiftçi tohumuyla çiftçidir. 2018’den sonra sadece şirketlerin sertifikalı tohumlarıyla üretim yapanlara teşvik verileceği, yerel/ atalık tohumlarla üretim yapanlara teşvik verilmeyeceği kararlaştırıldı. Bu tohum şirketleri lehine bir politika. Bu uygulama çiftçileri, tohum şirketlerine göbeğinden bağımlı hale getirecek.


Ekolojik tahribat arttı

*  Santrallar ile maden aramaları 2016’da da hız kesmedi, artarak devam etti. Bu durum üretilen ürünlerin kalitesini düşürmekte, maliyetleri artırmakta, iklimin değişmesine neden olduğu için ürün elde etmemizi engellemekte.

*  2016’da Milli Tarım Projesi açıklandı. Projeyle Türkiye tarımının iflası ilan edildi. Uygulanan yanlış politikalar sonucunda, 2016’da tarım sektörü birinci ve ikinci çeyrekte yüzde 5.6, üçüncü çeyrekte de yüzde 7.7 daraldı. Bu da tarımın iflasının rakamsal kanıtı.


Buğdaya muhtaç olundu

*  Buğday üretim alanı 2002’de 9.300 bin hektardı. 2016’da 7.780 bin hektara geriledi. Çiftçiler 1.5 milyon hektar arazide artık buğday ekemiyor. Türkiye bugün buğday ithal ediyor.

*  Çiftçiler 2002-2016 arası yanlış fiyatlandırma nedeniyle arpa ekimi yapmıyor. Yemde ithalatçı olundu.

*  Üretim nohut ve kırmızı mercimekte üçte bir, yeşil mercimekte üçte iki oranında azaldı. İthalatçı olundu.

*  2002’de 492 binin üzerinde aile, şeker pancarı ekiyordu. 2016’da 106 bin aile ancak pancar ekebiliyor. Pancar ekim alanı 2002’de 3.724.680 dekar iken 2015’te 2.752.721 dekara geriledi.

*  2002’de 7.210.770 dekar alanda pamuk üretebiliyorken, 2016’da 4.800.000 dekara düştü.

*  Bağcılıkta, 2006/07 sezonunda 1 kg kuru üzüm fiyatı 1.38 TL iken, 2011/12 sezonunda kilosu 3.43 TL, 2016/17 sezonunda ise sezon başında 2.75-3 TL civarındaydı. Şu anda da kilosu ortalama 3.25 TL’den işlem görüyor. Artık üzüm fiyatları maliyetinin altında. Komşularla yaşanan siyasal krizler nedeniyle yaş ve kuru üzüm ihracatı yapılamaz hale gelmiş üreticiler mağdur edilmiştir.

*  Hükümet fındıkta çiftçiyle bağını kesti. Bilgi desteği yapmıyor. Fındığın verimliliği düştü. 2002’de bir dekarda 113 kilo fındık alınırken, 2016’da fındık verimliliğinde bir dekarda 66 kiloya kadar geriledik.

* Çayda üretici tamamen gözden çıkarıldı. ÇAYKUR Varlık Fonu’na devredildi. ÇAYKUR’un piyasayı düzenleme etkisi kırıldı. İşlevsizleştirilerek özel sektöre satılması hazırlığı yapılıyor. Üreticinin tamamen şirketlere bağımlı hale gelmesi isteniyor.

* 2005 zeytin ağacı sayısı 113 milyon iken 2016’da 171 milyon ağaca yükseldi. Fakat zeytinlikleri şirketlerin lehine yok etmek için Meclis’te yasa tasarısı Demokles’in kılıcı gibi zeytincilerin tepesinde bekletiliyor. Referandum sonunda devreye sokulacak.

* 2002 yılında 405 bin olan tütün üretici sayısı 56 bine düştü. Üretim 159 bin tondan, 62 bin tona geriledi. Tütün ve tütüncülük bitirilme noktasına getirildi. 


 ANKARA