• Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yeni bir "disiplin cezası" daha verildiği ortaya çıktı. Öcalan ile görüş başvurularına yeni bir kılıf bulan Türk devleti, görüş hakkını bu şekilde engellemeye çalışıyor. Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Muharrem Şahin, “disiplin” cezalarının avukat görüşmelerine engel olamayacağını vurguladı.

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 24 yıldır ağır tecrit koşulları altında tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik keyfi disiplin cezalarına bir yenisinin daha eklendiği ortaya çıktı.

Öcalan ile İmralı’da bulunan diğer tutuklular Hamili Yıldırım, Veysi Aktaş ve Ömer Hayri Konar’ın aile görüşlerinin sağlanması talebi ile 10 Temmuz’da Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuru yapıldı. Ancak 18 Temmuz’da başvuruyu reddeden hakimlik, 28 aydır avukatları ve aileleriyle görüştürülmeyen Abdullah Öcalan ve diğer tutsaklar hakkında verilmiş yeni bir “disiplin cezası” olduğunu belirtti. Kararı, 19 Temmuz’da avukatlara bildiren hakimlik, “disiplin cezasının” hangi tarihte ve hangi gerekçe ile verildiğine dair ise bilgi vermedi.

Avukat görüşünü engelleyemez

Mezepotamya Ajansı'na (MA) konuşan Av. Muharrem Şahin, Abdullah Öcalan’a verilen “disiplin” cezalarının avukat görüşmelerine engel olamayacağını söyledi. Tecrit uygulamasıyla yasaların ihlal edildiğini belirten Şahin, “Burada esas sorumluluk siyasetçilere düşüyor. Siyasetçiler dünyayı yöneten, ülkeleri yöneten, toplumları yöneten bireylerdir. Aynı zamanda yasaları da siyasetçiler yapmaktadır. Bu yasaların uygulanması da hukukçuların görevidir. Burada olması gereken çok basit, mevcut Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki düzenlemeler yerine getirilmelidir" diye belirtti.

Herkes hukuksuzluğa ortak!

Siyasetçilerin, hukukçuların ve toplumsal kesimlerin tecdide karşı ciddiyetle yaklaşması gerektiğini vurgulayan Şahin, “Ciddi olmazsak, sorunlar ağırlaşarak devam edecektir. İçinden çıkılamaz bir hal alacaktır. Aksi halde hepimiz bu haksızlığa, hukuksuzluğa ve eşitsizliğe ortak olmuş oluruz. Burada açıkça ihlal edilen bir hak söz konusu. Hukukta düzenlenmiş, zorunlu olan bir hakkın yerine getirilmemesi suçtur. Bu nedenle İmralı'daki ağır tecridin bir an evvel sonlandırılması gerekiyor."

Tecrit çok boyutlu

İmralı tecridinin uluslararası boyutunu, CPT, Avrupa Birliği (AB) ile uluslararası insan hak ve hukuk örgütlerinin sessizliği üzerinden ele alan Şahin şöyle devam etti: “Hepsinin sorumluluğu var. Bireysel, kendi aralarındaki siyasetten, menfaatleri, çelişkilerinden kaynaklı bu konuya duyarsız kalıyorlar. Bu aslında tecridin çok daha geniş boyutlu olduğunun göstergesidir. Bunlar hukuk kurumları gibi görünseler de kendi siyasi çıkarlarına, beklentilerine, devletin belirlediği sınırlar içerisinde kalmaya devam ediyorlar. Bu sınırların dışına çıkarlarsa, buradaki tecrit kalkmış olur. Bu tecrit, ancak insanlar sorumluluklarını, duyarlılıklarını arttırırsa, bunu daha yüksek sesle dillendirirse ortadan kalkabilir."

Öcalan uyarmıştı

Şahin, Öcalan'ın, “Ülkede gerçekten demokratikleşme olmazsa, hukuk alanında gelişme olmazsa, özgürlük alanı genişletilmezse, eşitlik olmazsa tecrit her alana yayılacaktır. Herkes bundan payını alacaktır" uyarısını hatırlatarak, Öcalan'ın bu tespitini de ısrarlı bir şekilde dile getirdiğini aktardı. AMED