İmralı süreci, entegre stratejinin bir sonucu mu? Yoksa İmralı süreci ‘entegre strateji’yi doğurdu? Bu soruların cevabı henüz çok net değil. İkisi birbirine parallel yürüyor da olabilir.
Sonuç olarak şimdiye kadar olan süreçlerden farklı bir süreçten geçiyoruz. Sürecin sembolleri var. Bu sembolleri veri alarak, sürecin ne olduğunu kısmen anlamak mümkün.
İlk sembol sürece “İmralı” denmesi. Yani sürecin dili. Bu tesaddüf mü? Yoksa bilinçaltı kodların dışa yansıması mı? Herkesin bildiği gibi İmralı bir adanın adı ve orda Abdullah Öcalan tutuklu. Öcalan ile görüşme yerine ısrarla ‘İmralı süreci’ denmesi, Abdullah Öcalan’ı Öcalan yapan faktöreri inkar eden bir anlayışın ürünüdür. Tıpkı PKK’ye Kandil denmesi gibi. Burda kullanılan dil, alışılmış inkar dili. Bilinçaltı kodları değiştirme gayreti yok daha da onemlisi gerek de görülmüyor. Çünkü genel stratejiye uyumlu. Genel strateji de PKK “terörist”, Abdullah Öcalan da “enstrüman”.
Oysa inkara karşı olanlar ısrarla, Kandil yerine PKK ve İmralı yerine Öcalan demeli. Ve hatta Abdullah Öcalan’a Apo demeliyiz. Tıpkı 1977’lerde ki gibi. Ben Apo demeyi tercih ederim. Bunun nedeleri de ayrı bir yazı konusu. Sürecin dili önemlidir. Hem süreç ile ilgili önemli ipuçları verir. Hem de sürecin hayata geçirilmesinde önemli birer enstrümandır.
Sürecin ikinci bir özelliği, müthiş bir hızla ilerlemesi. Sadece medya üzerinden yürüyen ve medyaya yansıyan dialoglara bakılırsa, perde arkasının müthiş hareketli olduğu tahmin edilebilinir. Erdoğan hemen hemen hergün Kürt tarafına bir laf yetiştiriyor. Her durumu, her ziyaretini, her konuşmasını, Kürtlere mesaj vermek için kullanıyor, ya da Kürt siyasetçilerine cevap veriyor. Sanki süreç sadece Erdoğan üzerinden yürüyor. Erdoğan sürecin en belirleyici enstrümanı gibi. Sadece bu enstrümandan yola çıkarak, süreç ile ilgili birçok veriye ulaşmak mümkün. Toplumu manipüle etmek için maaşlı olan köşe yazarlarının Erdoğan’ı tanıtmak için söyledikleri “dediğini yapmaz, yaptığını söylemez” imaji tümüyle bir manipülasyondur. Erdoğan’ın dili ve vücut dili birçok şeyi anlamamıza yardım ediyor. Erdoğan vücut dilini kontrol etmeyen ya da edemiyen bir siyasetçi…Benim bütün sembollere yüklediğim anlamlar aslında Erdoğan’ın vücut dilini okumamdandır…
Sürecin hızlılığı, bir kaos gibi de gözüküyor. Kaos belirtileri de var. Sanki hazırlıksız yakalanmış, derinden hazırlanmış ve derinden giden stratejiyi hızlandırmak zorunda kalınmış bir hava veriyor. Basın bu hızı Cumhurbaşkanlığı seçimine endeksliyor. Bu bir faktör ancak görünen o ki Suriye’de ki hesaplar, evde yapılana uymadı. Suriye’de ki gelişmeler ve dönüşümler, sürecin hızını belirleyecek gibi. Tabii ki buna iktidar içindeki paylaşımdan çıkan sürtüşmeleri de eklemek lazım. Fethullah Gülen diyor ki, gerekirse git “el-etek öp”. Onun ne acelesi var? Bu da bir soru. Erdoğan el-etek öper mi? Yapısı buna müsait mi, tartışılır.
Sürecin üçüncü ve en önemli özelliği operasyonların niteliği.
TC’nin Ergenekoncu denen ekip tarafından yönetildiği dönemde yürütülen savaş mantığı “balığı öldürmek için suyu kurutmaktı”. Suyu kurutmak adına, kör bir savaş yürütüldü. Elli binden fazla insan oldu. Beş milyon Kürt yerlerinden edildi. On yedi bin insan asit kuyularına atıldı. Kürt halkı yokedilmek istendi.
Bu teori ve strateji iflas etti. Suyu kurutamadılar. Yokedilmek istenen Kürtler, şimdi daha örgütlu ve örgütune de sahip çıkıyor. Şimdi ki strateji, suyu kurutmak değil, balıkları avlamak, canlı ya da ölü ele geçirmek. Suyu da özellikle koruyorlar, çünkü orda Erdoğan’ın Kürt kardeşleri var. Ve onlar Erdoğan’a çok lazım. Entegre stratejinin diğer büyük ayağı da, bu su üzerinden yürütülen planlardır. Bu ayağın güçlendirilmesi, diğer ayağın yokedilmesini çabuklaştırır, kolaylaştırır ya da marjinalleştirir. Anadilde savunma hakkı, yeni anayasa çalışmaları, Dersim katliamı dolayısı ile yarım ağız özür dilemek…vs.vs.
Balıkları yoketmek için iki çeşit operasyon yürütülüyor. Kitlesel ve bireysel. Kitlesel operasyonlar KCK davaları ile yürütülüyor. Aralıksız kitlesel tutuklamalar devam ediyor. Devam edecek sinyalini de veriyor. Entegre strateji dedikleri stratejinin ikinci ayağının temeli de bu ikili operasyonlar üzerine kurulmuş gibi bir izlenim veriyor.
Bireysel operasyonlar, diğer adı ile nokta operasyonları farklı mekanlarda, farklı biçimler de sürdürülüyor. Sakine Cansız ve arkadaşlarının Paris’te öldürülmesi ‘Nokta operasyonu’na benziyor. Son yıllardaki askeri operasyonlar da öldürülen gerillaların statülerine bakılırsa, dağda yapılan operasyonlar da nokta operasyonlarına benziyor. Gerillaların çoğu, komutan düzeyinde. Beton delen bombaların geliştirilmesi de nokta operayonlarına hizmet etmek olabilir. Orda da bir muamma var. Bu bombaları geliştiren kurum Aselsan’da da habire mühendisler intihar ediyor. Son beton delicilerden sonra da bir intihar yaşandı. Nokta operasyonları, uzun bir çalışma, hazırlık, içerden ve dışardan titiz bir enformasyon gerektirir. Düğmeye basıldığına göre, eyleme başlandığına göre bu hazırlıklar tamamlanmış izlenimi veriyor.
Aylar önce internete düşen Fethullah Gülen’in bir konuşmasında da bunun açık sinyalleri vardı. Fethullah Gülen AKP’ye seslenerek şöyle diyordu: “Size bir değil, iki değil, üç gizli servis örgütü verdik, isimlerini şimdi açıklamayayım, ne duruyorsunuz, kurutun köklerini”…
Gülen’in ismini açıklamak istemediği gizli servisler kimler? Amaçları ve hedefleri ne?
Sakine ve arkadaşlarının katil zanlısı Ömer Güney bu gizli servislerden mi?..
Bütün bu soruların cevabı içersinde ve doğru ise nokta operasyonları tıpkı Erdoğan’ın ve bakanlarının dediği gibi Almanya ve başka yerlerde de devam edecek anlamına geliyor.... entegre strateji gereği mi?..
Kafaları karıştıran soru işte bu. Nokta operasyonları AKP’nin entegre stratejisine rağmen mi?.. Entegre stratejinin gereği mi?... Gelecek hafta devam.
Entegre strateji... ve sembolleri...
Yaklaşık dört yıldan beri farklı bir süreçten geçiyoruz. Büyük olasılıkla sürecin başlangıcı daha öncelere dayanıyordur. Sürece değişik zamanlarda değişik isimler verildi. Oslo süreci dendi. Habur süreci dendi. Demokratikleşme süreci dendi. Değişik proje adları verildi. Kürt sorunun demokratik çözümü dendi. Milli birlik kardeşlik projesi dendi. Şimdi geldiğimiz noktada sürece “İmralı süreci” deniyor. Kürt kardeşlerin sorunu var. Onu da çözmek için ‘entegre strateji’ uygulanıyor.