Rojava! 'Dünyanın sıfır noktası’ direniyor. Öyle bir noktaya geldi ki Kobanê düşse bile bu direniş, yaşamaya devam edecek. Yani yerini tarihte aldı. Bunun manası faşizme karşı İspanya devriminin, Madrid müdafasının, Paris Komünü'nün ve hatta Medine Vesikası'nın yanına yazılacak olmasıdır. Geçen haftaki yazının ardından, Kobenê direnişe dahil olan Almanların ve bir Amerikalının olduğu haberlerini okudum. Bu daha başlangıç...

İspanya devrimi sırasında enternasyonel tugaylara 32 bin gönüllü katılmıştı. Faşist İtalya’nın 100 bin, Nazi Almanyası'nın 30 bin asker ve uzmanıyla, uçakları ve tanklarıyla destek oldukları faşist Franco ordusuna karşı insanlık için direnişe katılan 32 bin kişi... Fransa, İngiltere, ABD gibi ülkeler de bu işe karışmama kararı almıştı. İspanya devriminin, ülkenin en büyük toprak ağası katolik kilisesinin topraklarını kollektifleştirme, halka dağıtma kararları, komünleri, koopertatifleri kapitalizmin kutsal çizgisi mülkiyet sahiplerinin korkulu rüyasıydı. Bu yüzden Nazi Almanyası'nın ve bu ittifaka dahil olacak İtalya’nın kendilerine dönecek silahların yanıbaşlarında denenmesi karşısında sadece kınamakla kalıyorlardı. (Hatta eğer İspanya’da Almanya ile birlikte savaşmasalardı, Mussolini İtalya’sı 2. Dünya Savaşı'na çok muhtemel İngiltere’nin yanında katılacaktı.)
Öldürdükleri insanlarla beslenen savaş makinesi faşizmin, bu provası bile Batılı devletlerin mülkiyetim elden gider korkusunu geçemedi. İşin garibi İspanya iç savaşı sırasında bu durum defalarca yazıldı. Buna rağmen 20 milyon kişinin yaşamını kaybetmesine neden olan 2. Dünya Savaşı'ndan sonra da hiç bir burjuva iktidar, 'İspanya iç savaşına müdahale etmememizin neticesinin bu olduğu’ gerçeğini itiraf etmedi. Yani burjuvazi hiç bir zaman komünistlerden, anarşistlerden, komünalistlerden daha fazla, başka hiç bir şeyden korkmadı ve bu yüzden milyonlarca insanın yaşamını kaybetmesine de aldırmadı.*
Katılanları, silah verenleri, destekleyenleri ve seyredenleriyle ne kadar benzeyen bir süreç değil mi? Bir yandan erkek faşizmi DAİŞ ile ona karşı yoksulluğun, Türkiye kuşatmasının, amborganın altında sadece masum, mağdur ve mazlum değil ancak 'yüzde 10-15 kapitalist üretimin' gerçekleşebileceği bir Kürdistan’da, ötekini, başka bir dünyayı gerçekleştirmeye çalışan bir devrim. Bu yüzden aynı İspanya devrimi gibi dünyanın her yerinden bu devrime katılacak, özgürlük savaşçıları, devrimciler ile ortaya çıkacak enternasyonel bir tugay, bu dayanışmayı ve devrimi her yere taşıyamaz mı?
İspanya devrimine katılan enternasyonel tugayın uyarladığımız üç köşeli kızıl yıldızlı sarı-kırmızı-yeşil bu bayrak, Rojava’ya yakışır değil mi?
* İspanya devriminde Sovyetler Birliği'nin durumunu başka bir yazıya bırakarak...