Epstein e-postalarının iç yüzü

Forum Haberleri —

Epstein/foto:AFP

Epstein/foto:AFP

  • Epstein, kendini rehabilite edecek arkadaşlara ihtiyaç duyduğunda nereye başvuracağını çok iyi biliyordu: Acıyı görmezden gelme konusunda ustalaşmış bir iktidar elitine.

*ANAND GIRIDHARADAS

Gazeteciler, Epstein e-postalarını didik didik incelerken, övgüler almış bir dolu aydın isminin ardından bir başkasının ortaya çıkmasıyla birlikte ortak bir fısıltı yükseliyor: Nasıl yapabildiler? Böylesine saygın kurumlara mensup, böylesine seçkin insanlar nasıl böyle bir duruma düşebildi?

Binlerce mesajı dikkatle okuduğunuzda bu durum o kadar da şaşırtıcı gelmiyor. Finansçı kökenli, sonradan cinsel suçlardan hüküm giymiş Jeffrey Epstein, kendini rehabilite edecek arkadaşlara ihtiyaç duyduğunda nereye başvuracağını çok iyi biliyordu: Acıyı görmezden gelme konusunda ustalaşmış bir iktidar elitine.

Bu hikâyenin karanlık merkezinde bir cinsel suçlu, kurbanları ve Donald Trump ile olan iç içe geçmişliği duruyor. Aynı zamanda bu, güçlü bir sosyal ağın hikâyesi: Bu ağın bazı üyeleri, bildikleri şeylere bağlı olarak, gözlerini başka yöne çevirebiliyor, çünkü çok daha geniş çaplı istismar ve acıya uzun zamandır gözlerini yummayı öğrenmişler. Ağın bazı üyelerinin tetiklediği finansal çöküşlere, bazılarının teşvik ettiği yanlış savaşlara, bazılarının kolaylaştırdığı aşırı doz krizine, savundukları tekellere, hızlandırdıkları eşitsizliğe, sömürdükleri konut krizine, insanları korumakta başarısız oldukları teknolojilere.

Sonsuz ikinci şansı olanlar

Epstein hikâyesi, günümüzün çoğu hikâyesinden daha geniş bir kamuoyu kesiminde yankı buluyor ve kurulu düzenin bazı kesimlerinde endişe yaratıyor. Kamuoyunun sezgileri doğru. İnsanlar haklı olarak şunu hissediyor; e-postaların açıkça ortaya koyduğu gibi, hükümet ile iş dünyası, lobicilik, hayırseverlik, startuplar, akademi, bilim, yüksek finans ve medya arasındaki kesişim noktasında son derece özel, liyakat temelli bir aristokrasi var. Bu aristokrasi, çok sık kendi üyelerini kollamayı, ortak iyiden daha fazla önemsiyor. Bu grubun üyelerine sonsuz ikinci şans tanınırken, çok sayıda Amerikalının birinci şansı bile olmadığına içerliyorlar. Haklılar. Kiralık evden çıkarılma, fahiş fiyat, haciz, yapay zekâ yüzünden işsiz kalma ya da evet, tecavüze uğrama gibi durumlarda yalvarışları genellikle duyulmuyor.

Nasıl ve kimin için işleyen düzen

Epstein’ın bu sosyal çevreye kabul edilmesi tesadüf değil. 2008’de Florida’da fuhuşla ilgili suçlamaları kabul ettikten sonraki yeniden doğuşu, çoğu zaman antidemokratik ve kendi kendini öven bu elit olmadan asla mümkün olamazdı. Bu elit, insan ticareti yapmasa bile, dünyayı kendi keyfine göre kullanmayı alışkanlık haline getirmişti. Bana göre bu e-postalar toplu olarak, toplumsal düzenimizin nasıl işlediğini ve kimin için işlediğini ortaya seren yıkıcı bir mektup portresi çiziyor. Bunu söylemek abartı değil. Bu elitin işleyiş biçimi abartılı.

“Epstein sınıfı” kavramı faydalı, çünkü Epstein’ın kendine yaranmaya çalıştığı kişilerin çeşitliliği insanı yanıltabilir. Cumhuriyetçiler, Demokratlar, iş insanları, diplomatlar, hayırseverler, şifacılar, profesörler, krallar, süper avukatlar. Bir an birine yazdığı kişi, çoğu zaman başka bir muhabirinin fikirleriyle tamamen zıt konumda olabiliyordu: Lawrence Summers ile Steve Bannon, Deepak Chopra ile tüm maneviyattan şüphe duyan bir bilim insanı, Peter Thiel ile Noam Chomsky. Bu çeşitlilik, daha derin bir dayanışmayı gizliyordu.

İktidar elitinin anlaşılmaması

Onların ortak paydası, tipik olarak modern bir elit üyeliğiydi: 12 bin metre yükseklikte göçebe yaşam, dünya vatandaşlığı ve Dubai’den yeni dönmüş olmanın, eskiden derin köklere sağladığı ışıltıyı verdiği bir sınıf; akademik zekânın eskiden soy ağacı gibi değer gördüğü; eski kast sınırlarının eriyip yönetme, kâr etme, düşünme ve geri verme faaliyetlerinin dönüşümlü ya da eşzamanlı olarak sürdürülebildiği bir dünya.

Bu neoliberal dönem iktidar elitinin hâlâ yeterince anlaşılmamasının nedeni, sadece finansal elit, eğitimli elit, soylu yükümlülük elit, siyasi elit ya da anlatı-yaratıcı elit olmaması; bunların hepsini kârlı bir şekilde ve kendi iyi niyetine ikna olmuş halde bir arada tutmasıdır. Eğer bu bir 'jet-set' ise bu karbon denkleştirme yapılmış özel 'jet-set’tir. Sonuçta ticari uçuşla, Davos’taki “Afrikalı kızlara kredi kartıyla güç verme” kahvaltısından Aspen’deki “iyilik için kripto” akşam yemeğine geçemezsiniz.

Konum güncelleme ve sorgulama

Epstein e-postalarının çoğunda, okudukça anlam kazanan, ilk bakışta sıradan görünen bir ritüel var; konum güncellemesi ve sorgulaması. Epstein sınıfında e-postalar genellikle birbirini “ekolokasyon” sinyalleriyle başlatıp bitiriyor. Bankacı Robert Kuhn, Epstein’a “New York’a yeni vardım, buluşup beyin fırtınası yapmayı çok isterim” diye yazıyor. “Çarşamba ve cuma buradayım. Edelman?” diye soruyor Epstein, milyarder Thomas Pritzker’a (bir kişi mi, şirket mi yoksa bir toplantı mı kastedildiği belirsiz). Deepak Chopra, Arizona’daki fizikçi Lawrence Krauss’a, “Noam 7’sinde Tucson’a geliyor. Sen orada olacak mısın?” diye sorarak, New York’a geleceğini, önce konuşma yapacağını, sonra “sessizliğe çekileceğini” bildiriyor. Oyun geliştiricisi Gino Yu ise Tulum, Davos ve D.L.D. (Digital Life Design) konferansını içeren seyahat planını duyuruyor; tam bir Epstein sınıfı üçlemesi.

İnişler ve kalkışlar, gelişler ve gidişler, konuşma davetleri ve sessizlik inzivaları, bu grubun üyeleri birbirlerinin JFK, LHR, NRT ve hiç duymadığınız havalimanlarındaki geçişlerini amansızca takip ediyor. Konum bilgileri bu elitin feromonlarıdır. Bağlantı kurmayı ve bilgi takasını mümkün kılan, yaşam damarları olan şeydir. Geleneksel Çin selamlaşması “Yemek yedin mi?” iken, Epstein sınıfı sorusu “Bugün neredesin?”dir.

Sadakatleri, aşağıya, insanlara ve topluluklara değil, sınırsız ağlarının yoldaşlarına doğru yatay işliyor gibi görünüyor. 2016’da dönemin İngiltere Başbakanı Theresa May, onların özünü şu sözlerle yakalamış gibiydi: “Eğer kendini dünyanın vatandaşı sanıyorsan aslında hiçbir yerin vatandaşısın.”

Epstein’ın muhatapları, evlerinden uzakta, yükümlülüklerden kurtulmuş, havada, bağlantı kurmaya hazır halde canlanıyor. Ödül gerçek olabiliyor. Epstein gibi bin kişinin yarın ne yapacağını, nerede olacağını nine radarı gibi takip ederseniz borç ortağı arayan birini bugün göreceğiniz biriyle tanıştırabilirsiniz. Ehud Barak’a Rothschild’in grip olduğunu haber verebilirsiniz ya da birine New York’a dönüş için özel jet imkânı sağlayıp, sizi bilgilendiren gazeteciyi Suudi bir prensle tanıştırarak ödüllendirebilirsiniz. Konum mesajları, yalnızca bağlantının ilk kıvılcımıdır. Hareket flörtleşmedir; gerçek bilgi ise birleşmedir.

Gayriresmi bilgi takası ekonomisi

Epstein bu kadar yabancıyı nasıl bu kadar yakına çekebildi? E-postalar, büyük cazibesi olan gayriresmi bilgi takas ekonomisini ortaya koyuyor. Bu dünyada akşam yemeğine bir şişe şarap getirmek yetmiyor. Finansçıların “edge” (üstünlük, avantaj) dediği şeyi getiriyorsunuz: Özel içgörü, içeriden bilgi, konferanstan eşsiz bir çıkarım, yapay zekâ hakkında ters köşe bir tahmin, bir milletvekilinin sohbetinden kesit, yarının haberinin ön tadı.

Epstein sınıfının anladığı şey şu; bilgi, ne kadar erişilebilir hale gelirse gayriresmi bilgi o kadar kıymetli oluyor. Herkes görüşlerini anında Instagram’da yayınladıkça, gizli tutulan görüş o kadar değerli hale geliyor. E-postalar, paylaşmayan ya da paylaşamayanlar için özel, ikili bir sosyal medya işlevi görüyor. Tek abonesi olan 'Substack' adacıkları.

Epstein e-postalarının satır aralarından Epstein sınıfının nasıl işlediğine, kimin için işlediğine dair çarpıcı bir tablo çıkıyor. Bu elit, sadece kendi varlığını sürdürmeye en yüksek derecede bağlı görünüyor. İlkeler ağda kalmakla çatıştığında, ağ kazanıyor.

Hep kâr edip hayatta kalanlar

Epstein, Trump’ın yaptıklarından nefret ediyor olabilir ama yine de Trump’ın kulağına fısıldayan Steve Bannon’la takılıyor, kripto düzenlemesi konusunda yardım istiyor. Michael Wolff, bir gazeteci ama Epstein’ın kamuoyu imajı konusunda danışmanlık yapıyor. Kenneth Starr, bir zamanlar Clinton’a karşı cinsel taciz iddialarını amansızca takip etmişken, Epstein’ın savunucusu olarak yeniden doğuyor. Bunlar, işler bu yönde giderken kâr eden, sonra yön değiştiğinde yine kâr eden kalıcı hayatta kalanlardır. Epstein e-postaları, güçlü insanların gerçekten ne düşündüğünü, dünyayı nasıl gördüğünü ve neyin peşinde olduğunu nadir görülen bir şekilde gözler önüne seriyor. Maya Angelou’nun dediği gibi: Onlara inanın.

Amerikan demokrasisi bugün tehlikeli bir yerde. Epstein e-postaları, bugünün bir tür prequeli (önbölümü, öncesi). Bu güçlü insanlar, bu kurumlar ve topluluklar ağı içinde, işler gerçekten kötüleşmeden önce birbirlerini kolluyor, genel refahı değil kendilerini düşünüyorlardı.

Bu çağda komplo teorilerine inanç patlaması yaşandı, çünkü burada bir sezgi var ve bu sezgi doğru; çoğu zaman çoğunluğumuzun yararı için yönetilmiyor gibi görünüyor. Kamuoyunu komplo teorilerine kapılan saf insanlar olarak damgalamak, insanların bize anlatmaya çalıştığı şeyi kaçırmaktır. Artık geleceklerini seçme işine dahil olmadıklarını hissediyorlar. Yumurta fiyatından çocuklara yönelik cinsel istismarın önemi meselesine kadar, büyük ve küçük konularda, tepeden gelen küçümseyici bir kayıtsızlık ve göz yumma yeteneği görüyorlar.

Ahlaki tefecilik artık yönetme felsefesi

Epstein sınıfının kulüpvari pazarlıkları ve ahlaki tefeciliği artık Amerika Birleşik Devletleri’nin yönetme felsefesi haline geldi. Buna rağmen yaşadıkları istismarı anlatmak için cesaretle ortaya çıkan hayatta kalanlar, Trump’a şimdiye kadarki ilk gerçek darbeyi indirdi. Dayanışmaları, gerçeğe bağlılıkları ve iktidarın yanlış ucundaki insanlar yardım istediğinde dinleyen bir ülke ısrarlarıyla, tepedeki büyük kayıtsızlığı utandırıyorlar. Bize başka ilişki kurma yollarını gösteriyorlar.

* 'Kazananlar Hep Kazanır: Dünyayı Değiştirme Kisvesi Altındaki Elit Oyunu' kitabının yazarı ve The.Ink bülteninin yayıncısı Anand Giridharadas'ın The New York Times'daki yazısı çevrilerek kısaltıldı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.