Kolay adam değil Erdoğan. Karşıtlarını ezmek için “yılana” sarıldı.
Kürdistan’ı istila uğruna, nefret ettiği dil Kürtçe’de yalnış kullandığı cümleler öğrendi.
Kendisinden saydığı “Kürtler”, “gizli” konuşmalarında ve “dost sohbetlerinde” ondan nefret ettiğini belirttiler.
Afaroz etti.
Komünistler’in bileğini bükmek için, Nazım Hikmet’in mezar-anıtını Türkiye’ye getirmeyi diledi, olmadı; kimseyi de ikna etmedi.
Ahmet Kaya’yı Paris’ten Türkiye’ye taşımak istedi.
Kaya’nın mirasçıları, Erdoğan’ın sözünün “para” etmediğini açıkladılar.
Ehmedê Xanî’nin büyük bir feylezof olduğunu belirtti.
O da fayda etmedi; Diyarbekirli’ler o haremilere ait pelerinin altında saklı hançeri görmekte gecikmediler.
Diyarbekir’e “üç” tarihi gezinti yaptı.
Önünü Özel Tim‘ler açtı;
Giderken, Jandarma ve JİTEM harekete geçti.
Kürtler tutuklandı.
Çocuklar kurşunlandı.
Kürdistan’a her gittiğinde, bir felaketin habercisi oldu.
Kürdistan’dan çıktığında, bir işgal ordusunun komutanı edasındaydı.
Biraz Büyük İskender, az Kaftanlı Mustafa Kemal, çeyrekten daha çok Musollini pozları takındı.
Yabancısı olduğu topraklardaydı.
Bundan dolayı da kendisini seyredenden fazla “güvenlik gücü”yle hareket etti.
Kürdistani güçlere karşı, “yılana” sarıldı.
Biraz İhsan Aksoy, az Firat Ceweri, çeyrek Muhsin Kızılkaya, yüzde on Perwer, ona ek biraz da Murat Ciwan, yarıdan çok Ümit Fırat ve buraya ismini yazmadığım onlarca “Kürt yılanı”na sarıldı.
Ama yine de Kürtçeyi yasaklamaya devam etti.
İki gün önce görüştüğüm Ankara’da mükim bir Kürt şahsiyeti, Erdoğan’ın sarıldığı “Kürt yılanı” dünyasında bir çatlama olacağını söyledi.
Belki de doğrudur.
Çünkü, Erdoğan, kendisinden sandığı ve benim özellikle “yılan” olarak tanımladığım kesim tarafından ısırılacağını tahmin etmiyordur.
Ama ben bunun öyle olacağını görüyorum.
Sadece, sosyal ve politik intihardan geçen küçük bir kesim dışında olanların tümü, Erdoğan’ı yalnız bırakacaktır; buna inanıyorum.
Çünkü, Erdoğan hükümeti, 50’lı yıllardan bu yana Kürdistan’da üst düzeyde bir sosyal, politik ve ulusal kuşatma siyaseti yürütmektedir.
Son projedir; bundan dolayı da hem karşıt Kürdistan ve hem de kolonyal faşizm için derin tehlikeler içermektedir:
Projede, rütuşlanmış kemalizm, Saidi Nursi, ismi yasaklansa da Cegerxwîn, Ehmedê Xanî, Nazım Hikmet ve tüm bunların perde arkasında, hükümdar olan Türk İslam tahrikatları ve onların diktası Gülen iktidarı var.
Erdoğan’ın on yıla yakın süredir takip ettiği politika, onu “bir şiirden dolayı kodeste yatan adam” imajına sığınarak, giderek istenmeyen bir diktatör olmaktan kurtaramadı.
Görünüş ve kamu yoklamaları, Erdoğan’ın geleceğinin garantisi değil.
Baykal’ı üç günde deviren “güç” için Erdoğan’ın siyasi ömrü üç saatliktir.
Çünkü dua eden adam, ibadetden mahrum edildiği andan itibaren “yoktur”.
ERDOÐAN -I-