- Êzîdî soykırımını gerçekleştiren DAİŞ’in kendisi, politik İslam'ın El Kaide’den doğan selefist fraksiyonuydu. Sünni politik İslamcı akımların tamamına yakını, DAİŞ'i ve soykırımını destekledi.
ZİYA ULUSOY
3 Ağustos, 74. Ferman’ın, Êzîdî soykırımının 12. yıl dönümüydü. Êzîdî soykırımı, bölgede ezilen halkların uğradığı etnik ve inançsal soykırımcı saldırıların birden çok olması nedeniyle adeta unutulmaya yüz tuttu. Gazetemizde yazan Mem Aryan, Selim Ferat ve Şengal’den röportaj yapan gazeteci arkadaşlar, yazılarında bu unutuluşa karşı duygulu ve edebi yazılar yazdılar.
Bu yazıda, Êzîdî soykırımına ilişkin politik İslamcıların tavrını ele alacağım, dolayısıyla dinsel değil, politik ve toplumsal bir değerlendirmedir. Öncelikle Êzîdî soykırımını gerçekleştiren DAİŞ’in kendisi, politik İslam'ın El Kaide’den doğan selefist fraksiyonuydu. Şengal ve çevresindeki Êzîdî halktan yaklaşık 5 bin insanı katletti. Yaklaşık 7 bin Êzîdî kadını ve çocuğu kaçırdı, kadınları seks kölesi yaptı. (bknz. United yazidis archive) YPG-YPJ gerillalarının Şengal dağına yetişerek DAİŞ’le çatışması, soykırımın çok daha büyük çaplı seviyeye ulaşmasını engelledi.
DAİŞ, Kobanê saldırısında da benzer bir Kürt katliamı planladı fakat halkın YPG-YPJ gerillaları tarafından kentten tahliye edilmesi ve içinde komünistlerin de yer aldığı YPG-YPJ’li gerillaların ağır bedeller ödeyen savaşı, bu katliamı önledi.
DAİŞ’in Êzîdî Kürtlere soykırım gerçekleştirmesinin özgün nedeni, ideolojisindeki İslam'ın Sünni mezhebi dışındaki her inançtan halkı mürtet, kafir gören anlayışıdır. İslam devletine biat etmeyenleri, diğer İslamcı örgütlerden bile olsalar katlini vacip görüyor.
DAİŞ, İran devrimini çalarak İslamcı rejim kuran Şii mollaların iktidar olmasıyla politik İslamcı hareketin ivme kazanmasının, Afganistan’da Sovyet işgaline karşı ABD ve NATO’nun savaştırdığı İslamcı örgütlerin gelişmesinin ürünüdür.
DAİŞ’in Êzîdî inançtan Kürtlere soykırım gerçekleştirmesini, diğer Sünni politik İslamcı akımların tamamına yakını açık, fiilî veya utangaçça destekledi. Antikapitalist Müslümanlar ile selefistlerin katliamına maruz kalan Şii politik İslamcılar tabii ki desteklemediler.
DAİŞ’in Êzîdî soykırımına gittiği yolun başlangıcı olan Musul fethinin ise ABD, İsrail, Türkiye, Suudiler ve Ürdün’ün desteklediği 1 Haziran 2014’teki Amman toplantısında kararlaştırıldığı deşifre edilmişti. Toplantıya katılan veya zamandaş olarak Ürdün’e davetli İsrail işbirlikçisi Falanj Partisi lideri Cemayel ile İsrail himayesindeki Güney Lübnan Ordusu lideri Samir Caca, hemen sonra Türkiye’de AKP Kongresi'ne davetli olarak katıldılar. Söz konusu devletler, DAİŞ’i Irak’a saldırtmakla İrancı Maliki’ye ders vermek istemişti. Himaye ettikleri DAİŞ’in Êzîdî soykırımı gerçekleştirmesinde tabii ki suç ortağıydılar.
Sünnileri temsilen 2012’ye değin Cumhurbaşkanı Yardımcılığını yapan Irak İslam Partisi lideri Tarık Haşimi, hamisi Erdoğan’ın rejimine sığındı, verdiği ilk demeçte “bu Sünni devrimidir” diyerek DAİŞ’in Musul fethi ve Êzîdî soykırımında suç ortağı olduğunu gösterdi.
Erdoğan ile karşılıklı güven/ideolojik yakınlık içinde olan Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf El Kardavi, teşkilatı adına yayınladığı bildiride “Sünni devrimi” ilan ederek (Yusuf Kardavi: Irak'ta yaşananlar Sünni devrimi Haziran 2014), "İsrail’e değil Esad’a karşı cihad ilan edin" (artı gerçek, 13 Haziran 2017) fetvası vererek DAİŞ’in cihadını destekledi. DAİŞ’in Êzîdî soykırımına (Kobanê’ye saldırısına da) suç ortağı oldu. DAİŞ’in kadınları seks kölesi yapması ve satmasına karşı fetva vermeyerek, cihad kapsamında caiz olduğu tavrını takındı.
Erdoğan rejimi, DAİŞ’in Musul fethinde Tarık Haşimi ve diğer Sünni güçler aracılığıyla müdahale ederek suç ortaklığı yaptı. Êzîdî soykırımını kınamadı. Êzîdî soykırımından hemen sonra MİT aracılığıyla DAİŞ’i Kobanê’ye saldırttı. “Kobanê düştü düşecek” ajitasyonuyla protesto eden Kürt gençliğine saldırarak onlarcasını katletti. Êzîdî soykırımını destekleyen Hüda-Par’lıları Kürt gençliğine saldırıda kullandı.
Erdoğan faşizminin destekçisi Haksöz, DAİŞ’e desteğini yazarı Kenan Alpay’ın kaleminden de verdi. “Söz Konusu IŞİD’se Kara Propaganda Vaciptir!" yazısında Êzîdî soykırımını kınayan aydınlarla alay etti. Soykırımın kara propaganda olduğunu savundu (Haksöz, 10/08/2014 ).
İBDA-C, sanki kendisi Suriye iç savaşındaymış abartısıyla DAİŞ’e ve soykırımına destek verdi.
Politik İslamcılar, çoğunluk halkı Êzîdî ve diğer azınlık inanç veya mezheplerden halklara saldırtmak, sınıf mücadelesini kırmak ve İslami reaksiyoner hareketin militanı yapmak için de bu vahşete bilinçlice başvuruyorlar. Ya gerici saldırganlara ya da DAİŞ, Nusra, Erdoğan rejimi ve destekçileri, Molla rejimi gibi faşist iktidar ve hareketlere dönüşüyorlar.
Bölge devletlerinin/burjuvazilerinin, emperyalist devletlerin desteğiyle bu, daha kolayca gerçekleşiyor.
Demokratik olanları hariç, politik İslamcı hareketlerin emperyalizm ve burjuvazi ile birlikte veya ayrı, halka düşman niteliğine karşı da sınıf mücadelesinin gerekliliği bu vesileyle yeniden hatırlansın.