Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan resimler birer suç belgesidir.Bu suç AKP hükümeti tarafından işlenmiştir. Bu hükümetin başında da o sırada Erdoğan bulunmaktaydı. Yayınlanan resimler, çelik konteynerlerde “ilaç” değil, mühimmat olduğunu belgeliyor. Haberi yeniden okuyalım:

“6 ayrı çelik konteynırın içleri açıldığında üzerinde “Dikkat kırılır” damgası bulunan kutulardaki kolilerde ilaç paketleri olduğu görülüyor. Çoğu antibiyotik olan bu kutular kaldırılınca, altına dizilmiş havanlar ortaya çıkıyor. TIR’larda çıkan toplam 1000 adet 100 mm’lik top mermisi, 50 bin adet makineli tüfek mermisi, 30 bin adet ağır makineli tüfek mermisi (12.7 mm) ve 1000 adet havan mühimmatı çıkıyor ve bunlar kayıt altına alınıyor. Mühimmatın çoğunun Rus menşeli olduğu kriminal raporlara yansıyor.”Hükümet TIR’larda “ilaç” olduğu ve bu “ilaçların” Türkmenlere gönderildiği yalanını aylarca savunmuştu. Türkmenler kendilerine “ne ilaç ne de silah” gelmediğini açıklayınca, hükümet medyası sus pus olmuştu.

Dört aydan beri süregelen Kobanê savaşı ve aynı zamanda Şengal direnişi esnasında Kürdistan’a gelen şehit gerillalar, işte bu TIR’ların DAİŞ’e taşıdığı silahlarla can verdi.

İki yıldır Fırat’ın batısına tek bir asker tabutu gelmezken, Kürdistan’a bu dört ay içinde 600’ü aşkın gerilla cenazesi geldi. Bu cenazelere milyonlarca Kürt gözyaşı döktü. “Ateşkes” süreci Batı’yı “güldürdü”, Doğu’yu “ağlattı”. Gerçekte AKP yalnız kalekollar, barajlar, askeri amaçlı yollar inşa ederek, tehlikeli operasyon hareketleri yaparak “ateşkes” koşullarını çiğnemekle ve fiilen ateşkese son vermekle kalmadı; DAİŞ’e verdiği “destek” ve gönderdiği MİT TIR’larıyla, HPG’ye karşı ahlaksız bir savaş yürüttü. Bu savaş bugün de sürüyor. Ve Kürt Özgürlük Hareketi, kendisine karşı sürdürülen bu savaşa rağmen, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında “ateşkesi” tek taraflı olarak sürdürüyor.

Besê Hozat, “Biz Türk devleti sona erdirmesine rağmen, ateşkesi seçimlerin hatırına sürdürüyoruz” demişti.

Şimdi seçimnlere çok az kaldı. Kürt halkı dişini sıkmış, kendisine karşı yapılan her türlü provokasyonu sabırla savuşturuyor. Oyuna gelmiyor. Ama şu gerçek de ortada:

MİT TIR’ları suçüstü yakalanmış olsa da, suçlular savaş yolunda yürümekte kararlılar.

Eğer HDP seçimlerde barajı aşarsa, AKP’li vekillerin her biri birer Erdoğan olsa da ve AKP Meclis’te tek başına hükümet kursa da, Kürt halkına karşı savaşı sürdüremez. Aynı zamanda barajı aşmış bir HDP’nin karşısında Suudilerle birlikte bir “Sünni-Şii” mezhep savaşına Türkiye’yi sürükleyemez.

Tüm Türkiye’nin menfaati buradadır. HDP’nin barajı aşması barış, demokratik istikrar ve refah demektir; HDP’nin barajın altında kalması, savaş, istikrarsızlık ve sefalet olacaktır.Hatta tüm Ortadoğu ve dolayısıyla dünya barışının geleceği, şu bir buçuk hafta içinde belirlenecektir: NATO üyesi Türk ordusu Ortadoğu’da süren ve her an bir İran/Suudi ve Türk savaşına dönüşme potansiyeli taşıyan mezhep savaşına dahil olacak mı, olmayacak mı? Bu soru 7 Haziran’da yanıtlanacak. HDP barajı aşamazsa, felaket olacak, barajı aşarsa, Türkiye selamete çıkacak ve Türkiye’nin savaş dışı olduğu bir durumda, ne Suudiler ve ne de Katar ya da Mısır mezhep savaşına atılmaya cesaret edecek. MİT’in “kamyonları” ile AKP kamyonunun kaderi artık ortaktır. MİT kamyonları Ortadoğu’da barışı havaya uçurabilir, freni patlayan AKP kamyonu ise kendisiyle birlikte Türkiye’yi viraneye çevirebilir.Ortadoğu için MİT TIR’larını ve Türkiye için Erdoğan’ın sürdüğü, freni patlak AKP’nin artık külüstüre dönen kamyonunu “durdurmak” için 7 Haziran’da sandık başına gitmeliyiz.

Biz eskiden Erdoğan “ateşle” oynuyor filan derdik: Meğer adam TIR’ların kasasında bombalarla oynuyormuş. Tehlike çok büyük…