Seçimlere 9 gün kala Erdoğan’ın agresifliği artmış durumda. Şekeri yükseldikçe ne yapacağını, nereye saldıracağını bilemez vaziyette. Zıvanadan çıkmış, durduran da yok.
Bu ülkede yaşayan halkların tüm renklerine, tüm dillerine, tüm inançlarına saldırarak, onları yok sayarak, hakaret ederek neyi amaçlıyor?
Erdoğan işini gücünü bırakmış, görevi dışında şehir şehir dolaşarak mitingler yapıyor. Mitinglerin de ana konusu HDP.
HDP’nin bu ülkenin halklarında bu kadar karşılık bulması, bu kadar sevilmesi ve halkların kendilerini HPD’de var etmesi onu adeta çıldırtıyor.
Erdoğan, Kürdistan’da elinde Kuran’ın Kürtçe mealini sallayarak oy istiyor. Yine Kürdistan’da onu destekleyen halkın gün geçtikçe azalması karşısında, "siz beni anlamıyorsunuz" diye şikayet ediyor, mağduru oynuyor. Dini bu kadar siyasete alet etmesinin dozajını arttırıyor ve İslamiyet’in varoluşundan bu yana saatleri belli olan ezanın okunmasını erteleyip önce kendi konuşmasını yapıyor. Yardımcısı olan kankası Yalçın Akdoğan’a, "HDP barajı geçerse, çözüm süreci tıkanır" dedirterek açıktan tehdit ettiriyor. Geçmişte AKP’ye oy verip, bugün yüzünü HDP’ye dönen Kürtlere ve Türklere de bu mesajla "akıllı olun" diyor.
Cumhurbaşkanı mı, başbakan mı belli değil.
Hatta kendi yayın organı olan TRT bile haberlerini sunarken, "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Erdoğan" diye lanse ediyor. Durum bu kadar traji-komik.
Hadi Erdoğan’ın tek adam olma rüyasını biliyoruz. Onun artık diktatör bir lider olduğunu dünya alem de biliyor.
Ya AKP mitinglerine giden, Erdoğan kime laf atsa, kimi aşağılasa "yuhh" çeken kitleye ne demeli? Bu kadar mı insanlığınızdan çıktınız? Bu kadar mı ırkçıydınız da biz sizlerle aynı topraklarda yüzyıllardır yaşıyoruz ve eşitçe yaşamak için mücadele ediyoruz? Bu kadar mı yüreğiniz kirlendi? Siz hangi ara bu kadar kötü oldunuz? Ama şunu unutmayın ki, size ve Erdoğan’a rağmen bu ülkeye barış, özgürlük, eşitlik gelecek, insanlar el ele verip tüm farklılıklarıyla kardeşçe yaşayacak.
Şu bir gerçek ki, bu ülkenin barışa, özgürlüğe, eşitliğe ekmek su kadar ihtiyacı var. Erdoğan ve yandaşları bizim nefes almamızı engelleyip, yavaş yavaş ölüme sürüklemek istiyorlar. Yok öyle üç kuruşa, beş köfte.
Artık yeter!
HDP gibi bir seçeneğimiz var. Tüm insanlık diktatörlükleri yıkmak için büyük bir mücadele veriyor, bedel ödüyor. Tıpkı Yunanistan’da SYRİZA gibi, tıpkı İspanya’da PODEMOS gibi Türkiye’de de HDP var.
HDP, Kürt’üyle, Türküyle, Alevi’siyle, Süryani’siyle, Ermeni’siyle, Arap’ıyla, dindarıyla, ateistiyle, kadınıyla, genciyle geliyor. Yapay kurulan barajları yıkarak geliyor, umutla geliyor, dostlukla geliyor.
El ele verip zalimlere, zulümlere "dur" demenin zamanı. 9 gün sonra hayat hepimiz için daha güzel olabilir.