Rauf KARAKOÇAN

Bazı olaylar vardır insanı insanlığından utandırır. Buna benzer bir örnek yakın geçmişte yaşandı. Kürtlere acı yaşatmada zevk alan sadist ruhlu düşmanın yeni bir icadına tanık olduk. Düşmanlıkların, savaşların bile bir kuralı vardır. İnsanın, insana yapabileceği en büyük kötülük nedir? diye, aklımızdan bir soru geçirdiğimizde örnek gösterebileceğimiz türden bir olay yaşadık.

Gerilla saflarında yaşamını yitiren Êgit İpek adındaki gerillanın cenazesi, ailenin tüm çabalarına rağmen verilmiyor. Aradan geçen bunca zamana rağmen, gerilla ailesi cenazeyi almak için uğraşıp dururken, çaresiz bekleyişi dışında yapa bileceği başka seçeneği kalmıyor. Gerilla ailesine bütün kapılar kapanıyor. Büyük mağduriyetler yaşatılıyor. Acı üstüne acı yaşatmak için kötülük tanrıları her yolu deniyor ve sonunda cenazeyi iade etmenin yeni bir yolunu keşif ediyorlar. Evladını yitiren anneye, aile bireylerine acıların en büyüğünü yaşatmak istercesine, şehit gerillanın kemikleri bir torba içinde, posta yoluyla ailesine gönderiliyor. Posta kolisi içinde evladının kemiklerini kucağına alan annenin görüntüleri vicdanlı her insanın yüreğini sızlatmıştır.

Dünyanın gündemini meşgul eden Koronavirüsü günlerinde yapılan bu kötülüğün mucitleri için söz söylemeye insanın edebi el vermiyor. İçinde evladının kemikleri bulunan posta kolisini kucağına alan annenin fotoğrafı, onlara ömür boyu bir utancı yaşatmaya yeterde, artar bile. Gerilla Êgit İpek, adı gibi Êgit olarak yaşamaya devam edecektir. Kötülük sahipleri de kendileri için bir utanç belgesi olan acılı annenin fotoğrafı karşısında yerin dibine gömülerek, lanetle anılacaklardır.

Gerilla annesinin fotoğraf karesi o kadar çok şeyi anlatıyor ki, geriye söylenecek söz bırakmıyor. Tarifsiz bir acı kadar, Êgit bir duruşu, baş eğmez, metanetli hali anlayana çok şey öğretiyor. Düşmanın nasıl bir düşman olduğunu? o fotoğraf karesi iyi anlatıyor. Bir cenazeye yapılabilecek en büyük kötülük yapılmıştır. Hiç bir dini inançla, hukukla, ahlakla izahatı yapılamayacak, düşünceye sığmaz utancı yaşayan bu düşmanın neler yaptığını ve bundan sonra da gerektiğinde neler yapabileceğini bir kez daha anlamış olduk. İnsan bir kere insanlığından çıktı mı yapmayacağı kötülük yoktur. AKP’nin faşist şefi Erdoğan’ın Kürt düşmanlığı da böyle bir düşmanlıktır. Faşist şef Erdoğan’ın tarihe bırakacağı tek şey tarifsiz bir düşmanlık olacaktır. İngiltere’nin eski başbakanı “demir leydi”si için sarf edilen bir söz vardır. “Ben öldükten sonra köpek olarak deri döneceğim ve senin mezarına işeyeceğim” diyen kişinin sözlerini faşist şef Erdoğan fazlasıyla hak etmiştir.

Cenazeye, ölmüş bedene yapılan insanlık dışı muamele yeni değildir. Türk devletinin bu konudaki sicili çok kötüdür. Daha öncede gerillaların cansız bedenlerine işkence yapılmış tahrifatlar da bulunmuştur. Kafaları kesilmiştir, kesik kafalarla poz verilerek ne kadar deccal olduklarını ispat etmişlerdi. Kadın gerillaların çıplak bedenleri teşhir edilmiştir, cenazeler arabaların arkasına bağlanarak yerde sürüklenmiştir. Hırsını almak için gerillanın mezarlıkları uçaklarla bombalanmıştır. Mezar soyguncuları gibi mezarlar eşilerek kemikler çıkarılıp başka alanlarda kimsesizlikler mezarlarına defnedilmiştir. Büyük komutan Mahsum Korkmaz’ın cenazesinde olduğu gibi kasaplar deresine atılarak köpeklere yem edilmiştir. Asit kuyularına, toplu mezarlara atılmışlardır. Akıbetleri bilinmeyen yüzlerce, binlerce kişi, faili meçhul cinayete kurban gitmiş insanların kemikleri nerede? soruları cevap bekliyor. Örneklerini daha da çoğaltmak mümkündür. Aydınlanması gereken, insanlık dışı suçların ezici bir çoğunluğu Faşist şef Erdoğan’ın iktidarı döneminde yaşanmıştır.

Düşmanlıkta sınır tanımaz bir kafa yapısına sahip olan faşist şef Erdoğan’ın iktidar dönemi, Türkiye için karanlıklar dönemidir. Bugün hedefte olanlar sadece Kürtler değildir. Kendisine muhalif olan her kesi potansiyel tehdit ve tehlike olarak görmektedir. Gerillanın cenazelerine saygısızlık yapan zihniyet, muhaliflerine de aynı düşmanlık duyguları içinde olduğu iyi bilinmektedir. Hukuku bir terbiye silahı olarak kullanmaktadır. Binlerce insan sırf muhalif düşüncelerinden dolayı zindanlarda ömür çürütmeye terk edilmiştir. Korona salgınına açık hale getirerek muhaliflerinden kurtulmak istemektedir. Sürekli kötülük üreten bir iktidar düzeneği kurulmuş ve aktif bir şekilde işletilmektedir.

Herkesin bir yol ayrımına geldiği bir süreçtir. AKP-MHP faşist rejimin kurduğu kötülük düzeneğine ya teslim olmak ya da direnmektir. Sesiz kalmak kötülüğü onaylamaktır. Bu kötülük rejimi sadece insana değil, kuru kemiğe düşman bir kötülük rejimidir...