Erdoğan krizi derinleştiriyor

Forum Haberleri —

.

.

  • Kürdistan’da ise her gün uçak saldırıları, tank ve top atışları devam ediyor. Dönüp bakan yok. Üstelik ABD ve NATO bu katliamları ve soykırım politikalarını destekliyor. Onun için Türkiye bu kadar rahat ve pervasız.

ZEKİ AKIL

Erdoğan içeride ve dışarıda oldukça sıkışmış durumda. Yirmi yıldır iktidarda ama bırakıp gitmek de istemiyor. Onun tek adam olmayı becerdiği iktidarında Türkiye’de her şey kötüye gitti. Özellikle 2015’ten beri yoğunlaştırdığı savaş nedeniyle ülkeyi tam bir çıkmaza, krize soktu. Yirmi yıl yetmez mi, iyi veya kötü yönettin, artık bir kenara çekil demek pek karşılığını bulmuyor. Daha önce A. Merkel’i örnek vermiştik. On dört yıl iktidarda kaldı ve kendi isteğiyle, saygın biçimde ayrıldı.

Erdoğan gibileri neden iktidarı bırakmaz? Üstelik ülkeyi büyük bir çıkmaza soktuğu halde. Artık söyleyeceği ne yalanı kaldı ne de içeride ve dışarıda itibarı. Ama yine de ölümüne iktidara yapışmış. Ülkenin aydınlarını, muhalefet liderlerini, kendisini eleştiren herkesi aşağılıyor, dışlıyor, ötekileştiriyor. Geldiği yer ise MHP ve Ergenekon’un ırkçı ve kanlı çizgisi. Erdoğan gibileri ne elde etmişlerse iktidar sayesinde elde etmişlerdir. İktidar giderse her şeyi kaybederim korkusu içindeler. Bu açıdan ölümüne iktidara sarılırlar. Ülkenin halkı yoksullaşmış, savaşta binlercesi yaşamını yitirmiş, ne gam! İktidar için değer, on binlercesi ölse, hatta içi savaş çıkarsa da çıksın. 

Erdoğan bir zamanlar Bahçeli’ye kafatasçı diyordu. Kandan besleniyor diye meydanlarda teşhir ediyordu. Ergenekoncularla sözde hesaplaşıyordu. Şimdi onların ruh ikizi olmuş. Onlar olmadan adım atamıyor. Devleti ve iktidarı tümüyle ele geçireyim derken devlet onu ele geçirdi. Şimdi şiddet, hukuksuzluk ve yolsuzluk hayatının en belirgin çizgisi olmuş.

Türkiye’nin bütün kaynaklarını savaşa yatırdı. Uyuşturucu ticaretinden kara para aklamaya kadar Türkiye’yi karanlık işlerin merkezi haline getirdi. Türkiye gibi büyük kaynakları ve genç nüfusu olan bir ülkeyi batırdı denilebilir. Enflasyon üç haneli rakamlara ulaştı. Devletin bütün kurumlarının içi boşaltıldı. Bunlar kendisinin yönetimi altında olmamış gibi, hala halka yalan söylemeye ve muhalefeti suçlamaya çalışıyor. 

Türkiye’yi dünyanın güvenliğini tehdit eder hale getirdi. Bütün dünya DAİŞ ve El Kaide, El Nusra gibi örgütlerle mücadele eder hale geldiği halde Erdoğan onlarla iç içe oldu. Ortadoğu’daki bütün bu çeteleri etrafına topladı. Suriye’de işgal ettiği bölgeler bu silahlı çetelerin ve suç örgütlerinin cennetine dönüştü. Kapağı işgal bölgelerine atan kendisini güvenceye alıyor. El Nusra gibi örgütler İdlib’de üslenmişler. Türkiye on binlerce askerini getirip onları koruyor. Erdoğan onlar adına pazarlık yapıyor, diplomasilerini yürütüyor. İhvancılar gibi güçleri de hem Suriye’nin geleceğinde söz sahibi yapmak hem de diğer Arap ülkeleri için tehdit unsuru olarak kullanmaktan çekinmiyor.

Ancak gelişmeler istediği gibi gitmiyor. Çünkü bu kadar yükü kaldıracak bir ekonomisi yok. Ülkelerini soyup soğana çevirdiler. Sonunda Arap ülkelerine yaltaklanmaya başladılar. Sırada İsrail var. BAE, İsrail’le ilişkilerini normalleştirmesin diye tehdit ediyordu. Suudilerin bir randevu vermesi için kıvranıyor. Olur ya belki Arap ülkelerinden birkaç milyar dolar gelir! Ama Arap devletlerinin bazı talepleri olmayacak mı? Örneğin etrafına topladığın İhvancılardan ve bize muhalefet edenlerden elini çekeceksin gibi. Bu durumda Erdoğan ne yapar? İlkeli mi davranacak? Tabi ki, hayır. Despotlardan ve faşistlerden ilkeli davranmalarını beklemek saflıktan öte bir şey olur. Erdoğan hepsini satar. Sadece karşılığında ne alacağının pazarlığını iyi yapmaya çalışır.

Erdoğan Kürtlere karşı savaşı büyütmek ve güç, destek toplamak için arayışlarını daha da hızlandıracaktır. Neçirvan Barzani’yi boşuna Ankara’ya götürmedi. Adeta Neçirvan’ı kaçırdı. Basının karşısına çıkarıp iki laf söyletmedi. Bu görüşmelerin öyle gazla, ekonomiyle bir ilgisi yok. Olsa bunlar gizli işler değil, rahatlıkla basının karşısına çıkıp açıklayabilirlerdi. 

Avrupa ve ABD, Erdoğan’dan vazgeçmese de onu çizgiye çekmek için uğraşırlar. Öyle Rusya’ya yaslanıp NATO’ya, ABD’ye rest çekmek, S-400’ler alırım demek devri bitmiş görünüyor. Görüldüğü gibi Ukrayna sorununda Rusya’ya da sınırlarını gösterdiler. Erdoğan iki güç arasındaki dengelerden, çelişkilerden yararlanacağı kadar yararlandı zaten. Sahi aldığı S-400’ler ne oldu? Hani Türkiye çadır devleti değildi, geri adım atmazdı! Bu füzeleri kendi toplumuna utturdular. Zaten ellerindeki medya araçları ile halkı alıklaştırmışlar. Üstüne açlığı da ekleyince kimsenin füzeleri düşünüp konuşacak hali kalmaz.

Türkiye, Rojava ve Başur’a saldırılarını hiç durdurmadı. Dünyayı buna alıştırmaya, rutin bir görünüm vermeye çalıştı. Doğrusu bunu sağlamayı da başardı. Dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar ağır hava saldırıları Güney Kürdistan’a yapılıyor. Daha Ukrayna’da bir top patlamadı ama dünyayı ayağa kaldırdılar. Kürdistan’da ise her gün uçak saldırıları, tank ve top atışları devam ediyor. Dönüp bakan yok. Üstelik ABD ve NATO bu katliamları ve soykırım politikalarını destekliyor. Onun için Türkiye bu kadar rahat ve pervasız. 

Kürt halkı olan biteni görüyor ve iyi izliyor. Türk devletinin sınırsız bir düşmanlık yaptığını ve soykırım politikalarından geri adım atmadığının bilincinde. Zalimlere ve soykırımcılara teslim olacak, boyun eğecek de değil. Şimdiye kadar büyük bedeller ödedi. Bundan sonra da direniş tarihine ve kazanımlarına sahip çıkmayı bilecektir. Erdoğan ve etrafındaki çeteler, faşist odaklar ne kadar kötülük yaparlarsa yapsınlar kaybetmeye mahkumdurlar.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.