Tüm halkımızın varlık, birlik ve özgürlük bayramı olan Newrozlarını kutluyoruz. Tüm Ortadoğu halklarının Newroz Bayramı'nı kutluyoruz. Çağdaş Kawa Mazlum Doğan şahsında Newroz Bayramı'nda var olan değerleri yaratan ve yaşatanları da minnet ve saygıyla anıyoruz. 

Newroz bu yıl da Kürdistan'da, Kürtlerin bulunduğu her yerde coşkuyla kutlanmaktadır. Bu, aynı zamanda özgür ve demokratik yaşamın kutlanmasıdır. Kürtler için Newroz, Kürtlerin ve Ortadoğu halklarının birlik içinde zulme, sömürüye ve baskıya karşı isyanıdır. Kürtler ve Ortadoğu halkları Newroz’u zulme ve baskıya karşı isyan ve özgürlük olarak gördüğü için bugüne kadar yaşatmışlar ve daha güçlü yaşatmak için mücadele etmişlerdir. Bu direniş ruhu ve özgürlük tutkusunu sürdürmek ve güçlendirmek için binlerce şehit vermişlerdir. 1970’li yıllarda başlayan özgürlük ve demokrasi mücadelesi aynı zamanda Newroz’u canlandırma mücadelesi olmuştur. 

Kuşkusuz Ortadoğu'nun birçok ülkesinde Newroz kutlanmaktadır; ancak Kürtler Newroz’a daha fazla anlam yüklemişlerdir. Demirci Kawa’nın kesk û sor û zer bayrağıyla zalim Dehak’a karşı çıkışını halkın zulme karşı isyanı ve özgürlüğün kazanılması olarak gördüklerinden Newroz’u hep direniş kültürü olarak yaşatmışlardır. İnsanlık, toplumlar ve halklar kültürel değerlerle vardır. Bu kültürel değerlerle varlık ve yaşamlarını sürdürürler. Bu nedenle Newroz kültürü Kürtler için değerlidir. En güzel kültürlerinden biri olan Newroz’un bu anlamı taşıması aynı zamanda Kürt halkını özgürlük ruhu ve tutkusu taşıyan bir halk haline getirmiştir. 

Kürtler üzerinde 20. yüzyılda uygulanan kültürel soykırım aynı zamanda en temel kültürel değerlerinin ve farklılıklarının ortadan kaldırılması biçiminde uygulanmıştır. Bu nedenle 1970’li yıllara gelindiğinde Kürtler ölümün yok oluşun eşiğine getirildiği gibi, Newrozlar unutturulmuş ve Kürtlerin kültürel değerleri olarak ortadan kaldırılmak istenmiştir. Öyle ki, Kürtler hatırlanmasın diye Osmanlı’da kutlanan Newroz bile hafızalardan silinmek istenmiştir. Bu nedenle Kürtlerin varlıklarını, özgürlük mücadelesi ve Newroz’u canlandırma direnişi paralel geliştirilmiştir. 

Kürtler neden Newrozlarda ayağa kalkmış ve binlercesi neden bugünde yaşamlarını vermiş sorusunun cevabı bu gerçeklikte aranmalıdır. Çünkü Kürtler Newroz’un yasaklanması ve unutturulmasını aynı zamanda kendilerinin inkar edilmesi ve yok olması olarak görmüşlerdir. Bu nedenle Newrozlarda göğüslerini siper ederek kendi varlıklarını koruma direnişi göstermişlerdir. 

Newrozlardaki direniş, bugün Erdoğan’ın Kürt sorunu yoktur zihniyeti ve politikalarına karşı bir ayağa kalkıştır. Kültürel soykırımcı egemenlik içinde yaşamak istemiyoruz; kendi dilimiz, kültürümüz ve kendi öz yönetimimizle özgürce yaşamak istiyoruz demişlerdir. Tayyip Erdoğan ''Kürt sorunu yoktur, Başbakan, Bakan ve her şey oluyorsunuz'' demesi, hala Newrozlardaki direnişi ve verilen binlerce şehidi anlamaması anlamına gelmektedir. Bu da 1990’lı yıllardaki zihniyetin yeni koşullarda tekrarı ve ısrarı olmaktadır.

Türkçe eğitim veren on binlerce ilkokul, binlerce  orta öğretim ve yüzlerce üniversite varken, Kürtlerin bir tek okulu yokken hala Kürdistan’ı merkezi Türk devleti yönetirken Kürtlere ''neyiniz eksik'' demek, başta Kürtler olmak üzere tüm Türkiye halklarıyla alay etmektir. Biz 20. yüzyıldaki Kürt politikasını sürdüreceğiz demektir. Eğer Kürtlerin her şeyi var deniliyorsa, o zaman Türkiye bir yüz yıl da Kürt kimliğiyle var olsun, öne çıksın, tüm okullar Kürtçe eğitim yapsın, Türk halkı da birkaç Türkçe kursla kendi dilini öğrensin! Bu basit karşılaştırma ve önerme Tayyip Erdoğan’ın ne kadar yalancı, aldatıcı ve demagog olduğunu ortaya koyar. 

İşte bu Newroz bir yönüyle de Erdoğan’ın Kürt sorunu yoktur yalanına ve inkarına bir cevap olacaktır, olmalıdır. Eğer Kürtler on yıllardır mücadele yürütüyorsa, on yıllardır evlerine oturmamışsa, neredeyse her ailenin bir gerilla şehidi veya bir gerillası varsa, o zaman çözülmesi gereken bir sorun vardır. Kürt sorunu var mı, yok mu, anlamak istiyorsa Newroz’da alanları dolduran halka baksın. Her Newroz Kürtlerin halk kongresidir, Kürtlerin iradesidir. Eğer demokrasi halkın iradesini dikkate almaksa, halkın bu iradesine bakılmalıdır. Kürtlüğün en az asimile olduğu ve en canlı yaşandığı Amed, Mardin, Şırnak, Siirt, Hakkari, Van, Dersim, Ağrı, Muş ve Bitlis’teki halkın tutumuna baksın. Eğer bazı yerlerde yüz yıllık kültürel soykırımcı sömürgecilik ve Kürtlerin köylerinden boşaltılıp metropollere ve Avrupalara zorla göçertilmesi Erdoğan’ın söylemlerine dayanak yapılıyorsa, o zaman dönüp kendi zihniyetine baksın. Zaten Kürtler bu zihniyete karşı mücadele veriyorlar. Kültürel soykırımcı sömürgeciliğe karşı son vermek istiyorlar.

Kürtler ne istiyor diyorlarsa, en başta da Erdoğan gibi zihniyetlerin ve politikacıların Türkiye topraklarından bir kez daha çıkmasını istemiyorlar, bu zihniyeti toprağa gömmek istiyorlar. Kürtlerin daha ne istediği anlaşılmamışsa, bu Erdoğan’ın da Çiller gibi eski politikacılar müzesine yollanacağını gösterir. Çünkü Erdoğan gibi söylemlerde bulunanların yeri orası olmuştur. Zaten Erdoğan’a en iyi cevap Newrozlarda verilecektir. 

Bu Newroz’un sloganı olan ''Önderliğe Özgürlük, Kürdistan'a Özgürlük'' Kürtlerin özgürlüğüyle birlikte gerçekleşecek, Kürt sorunu yoktur diyen politikacıların sonu gelecektir.