Türkiye'ye rağmen PYD ile doğrudan görüşülmesi ve Kobanê'ye 35 gün gecikmeli de olsa silah yardımı yapılması Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "yenilgisi" olarak görülüyor. Kobanê'de DAİŞ'e karşı 38 gündür verdikleri görkemli direnişin sonucunda YPG ile PYD her geçen gün dünyada daha fazla prestij ve saygınlık kazanırken, çete örgütü desteklemekte ısrar eden Türk devletinin daha doğru ifadeyle AKP hükümetinin mevcut dış politikası çökmüş durumda. Ankara 'değerli yalnızlığı'yla baş başa kalmış görünüyor.

Türkiye'nin stratejisi yerle bir oldu

Demokratik Özerklik modeliyle Ortadoğu'ya model olma iddiasındaki Rojava Devrimi'nden ve Kürtlerin Batı dünyasında artan prestijinden rahatsız olan Türk devleti ise tüm bu pazarlıklarda DAİŞ'i kozu olarak kullanmak istedi ancak bu stratejisi Kobanê'deki direnişle yerle bir oldu. "Tampon bölge ve güvenli bölge gündemimizde yok" diyerek AKP hükümetinin Rojava'yı işgal etme ve Esad'ın devrilmesine odaklı şartlarına karşı çıkan ABD'nin hedefi; DAİŞ'le mücadelede Türkiye'nin askeri varlığı ile İncirlik Üssü'nü kullanmak ve yandaş muhaliflerin eğitilip donatılmasına Ankara'nın da dahil edilmesi. Bu konularda pazarlıkların halen sürdüğü belirtilse de kamuoyunda anlaşmaya çoktan varıldığı Erdoğan ile selefi Davutoğlu'nun NATO partneri ABD'ye daha fazla ayak diretemeyeceği algısı iyice yerleşmiş durumda.

ABD çıkarı için harekete geçti

Diğer taraftan Türkiye'ye rağmen ABD'nin Kobanê'ye silah yardımı yapması ve PYD ile görüşmesi Kürtler cephesinde olumlu görülse de Obama yönetiminin de siyasi çıkarları için harekete geçtiği belirtiliyor. Siyasi ve iktisadi geleceği açısından DAİŞ'e karşı mücadelede yenilgiye uğramak istemeyen Obama yönetiminin 35 gün sonra Kobanê'ye silah göndermesi çok faktörlü bir sürecin sonucu görülüyor. Bu konuda bir çok yorum öne çıktı ancak "ABD baktı Kobanê düşmüyor ve YPG biraz yardımla işi kotarıyor, hava operasyonlarının da etkisiyle DAİŞ unsurları daha zahmetsiz ve toplu olarak imha oluyor, bomba ardından Kobanê'ye silah da yağdırdı" diyenler çoğunlukta. "ABD tüm bunları çıkarı için yapıyor. YPG, Kobanê'de ve Kürtler de bulundukları her yerde direnmese bunların hiç biri olmazdı" fikrinde olanlar da hiçte azınlıkta değil. Yardımı, "ABD'nin politika değişikliğinin ilk adımı" olarak gören de var. Gerçi ABD Dışişleri John Kerry "yok öyle bir şey" diyerek konuyu kapattı. "ABD kamuoyu, YPG'ye yardım etmesi için Obama'ya çok baskı yaptı, bunun etkisini de gözardı etmemek gerek" görüşünde olanlar da var. Tüm bunların hepsi doğru ama kesin olan Kürtlerin tarihi direnişine Kobanê'de bir kez daha çarpan AKP hükümetinin baş aşağı gidiyor olması.


'ABD artık tek ata oynamaz'

PYD ile görüşmenin ilan edilmesi ile silah yardımının "neden şimdi" yapıldığını konuştuğumuz ABD'nin New York kentinde yaşayan, vivaHiba haber sitesinin kurucu ortağı ve yazarı Barış Şarer de Türkiye'nin mevcut dış politikasının çöktüğü görüşünde. ABD, Kürtler ve Türkiye siyasetini yakından takip eden Şarer bu görüşünü şöyle detaylandırdı: "Türkiye, ABD için artık güvenilir bir ortak değil. Bundan sonra ABD tek ata oynamaz. PYD ile görüşmeyi ve Kobanê'ye silah yardımını bu kapsamda değerlendirebiliriz. Öte yandan ABD elbette kendi çıkarına bakıyor. Başka bir şey yapması da beklenemez zaten. ABD'nin 35 gün boyunca beklemesinin sebebi Türk hükümetiydi. Oyalamaya çalıştılar Kobanê çökene kadar. Tabi Kobanê düşmeyince hesap bozuldu. Böylece dünya kamuoyu, ABD, Türkiye ve Rojava'ya yoğunlaştı. ABD de Türkiye'nin blöfünü görmeye karar verdi ve Kobanê'ye silah yardımını yaptı. Kürtlerin direnişi olmasa bunların hiç biri olmazdı. Buna sadece YPG değil Kuzey'deki direniş de dahil. Şimdi Kürtlerin birleşip Kobanê için yoğun bir diplomasi yürütmesi lazım, çünkü tehlike hala büyük."


ÇİÐDEM DEMİREL/HABER MERKEZİ