Bir süredir Kürt sorununun çözümünü konuşuyoruz. Kaygı içinde "ne olacak?” sorusu öne çıkıyordu. HDP heyetinin İmralı dönüşü yaptıkları açıklamalar da yeni bir dönemin başladığına işaret ediyordu. Olası çatışmalar için endişe duyanlar Öcalan’ın açıklamalarıyla biraz da olsa rahatladılar.

Hükümet kanadından Beşir Atalay’ın yaptıkları açıklamalar da, aşağı yukarı Öcalan’ı tamamlar nitelikteydi. 'Her şey yoluna giriyor’ derken, Erdoğan yeniden sahneye çıktı ve tek kelimeyle züccaciye dükkanına giren fil gibi ne varsa kırıp geçirdi.
Bu yıkıntı içinde nasıl bir barış, nasıl bir çözüm çıkar? İşte orası muamma! Şimdi ne gereği vardı Erdoğan’ın böyle konuşmasına, nereden icap etti? Şu bir realite ki, sözkonusu Erdoğan’ın geleneksel, ailesel, siyasi ve ekonomik çıkarlarıysa gerisi zaten teferruattır. Zatı muhteremin 12 yıllık iktidarında bu ülkeye çok büyük zararları oldu.
Erdoğan’ın iktidarı döneminde en az onbin insan hayatını kaybetti. Sadece Gülen’in aklına uyup 2011-2012 yıllarında Kürtlere karşı ilan ettiği savaşta, üçbin insan hayatını kaybetti. En son Soma’da yüzlerce işçi hayatını yitirdi. Sırf Erdoğan’ın politikalarına karşı çıktıkları için, onbinlerce insan hapse atıldı.
Erdoğan Kürt, Alevi, Ermeni, Roman halklarının demokratikleşme ve özgürlük sorununu ipotek altına aldı. Ne çözdü, ne de çözmek isteyenlere izin verdi. Hal böyle olunca toplum birbirini boğazlama noktasına geldi. Bunun tek sorumlusu; hükümet ve hükümetin politikalarına izin verenlerdir.
Çözüm sürecinde de işler yolunda gitmiyorsa tek sorumlusu Erdoğan ve hükümetidir. Kürt çocuklarının üzerinden PKK’yi itibarsızlaştırmak isteyen Erdoğan’ın; çocuk karnesinin ne kadar kanlı olduğunu yazmaya gerek bile yok. Devlet dersinde öldürülen çocukların ahı hala Erdoğan’ın boynunadır. Erdoğan’ın iktidarı döneminde yüzlerce çocuğun öldürüldüğü, binlerce Kürt çocuğunun hapse atıldığı da yeni bir bilgi değil. Dolayısıyla yeniden baştaki soruya dönersek karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:
Birincisi; yeniden kanıtlandı ki Erdoğan’ın demokrasi kültürü, ahlakı, vicdanı Kürt meselesinin çözümüne uygun değil.
İkincisi; Erdoğan geçmişin yanlış politikalarının sonucu olan sorunları çözmek yerine, çözümsüz bırakarak iktidarını sürdürüyor.
Üçüncüsü; Erdoğan her seçim öncesi toplumu kutuplaştırarak, düşman yaratarak seçim kazanıyor. Çankaya’ya da bu yöntemle çıkmak istiyor.
Dördüncüsü; açıklamalarından anlıyoruz ki, Erdoğan Kürt halkına karşı büyük bir savaşa hazırlanıyor.
Erdoğan’ın zihniyetinden çözüm çıkmayacağı anlaşılmıştır. Bu durumda yapılması gerekenler bu zihniyete karşı savaşan Lice ve Rojava halkıyla birlikte omuz omuza mücadele etmektir.
Erdoğan’a karşı demokrasi, özgürlük talebi olan Alevi ve Kürtlerin ortak hareket etmesi gelecek adına önemlidir.
Yine HDP’nin kendi iç sorunlarında boğulmadan, HDP projesinin anlam ve önemine sahip çıkarak, ciddi bir örgütlenme ve herkesi kucaklayan politikalar geliştirerek,  Erdoğan’ın savaş tamtamlığına karşı etkin mücadele yürütmesi önemli bir çıkış noktasıdır.