DİLAN KARACADAÐ/HABER MERKEZİ


Federal Adalet Bakanlığı, Türkiye’nin „Erdoğan’a hakaret“ gibi siyasi içerikli suç duyurularını dikkate almayacağını açıklamasına rağmen Völklingen’de yaşayan Kürdistanlı İdris Ak, Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle ifadeye çağrıldı. İfade çağrısına dönüşüne kadar Dışişleri Müşavirliğinde yerel savcıya kadar bir çok aşamadan geçtiğini, dolayasıyla verilen sözün tutulmayıp ‘hukuki yardım’ın devam ettiğini belirten Avukat Mahmut Erdem, bununla hem Kürtlere ve muhaliflere gözdağı verildiğini hem de Türkiye’ye jest yapıldığını söyledi. 

İdris Ak, kesinlikle ifade vermeye gitmeyeceğini söyledi. Avukatı Hans-Georg Schudell de müvekkilinin tam olarak neyle suçlandığını bile bilmediklerini, dolayısıyla ne ifade vermeye ne de Türkiye’ye gideceğini belirtti. Çağrıyı polis marifetiyle gönderen savcılık ise ‘hukuki yardım’ yapılmadığını savunarak, suçlanan kişiye ifade verme hakkı tanıdıklarını ileri sürdü.


Sözler yerine getirilmedi

‘Erdoğan’a hakaret’ suçlamasıyla Türkiye’de on binleri bulan soruşturmaların Avrupa’daki ayağı da devam ediyor. Daha önce Almanya’da yaşayan Kürdistanlı Ali Cebir, sosyal medya paylaşımlarında Erdoğan’a ‘keçi’; Davutoğlu’na da ‘davul’ dediği için Alman mahkemesi tarafından ifadeye çağrılmıştı. Bunun üzerine harekete geçen Cebir ile avukatı Mahmut Erdem, Türk devletine hizmet eden bu uygulamaya itiraz etmişti. Bu durumun başta gazetemiz, ardından diğer medya organlarına yansıması üzerine acele açıklama yapan Federal Adalet Bakanlığı, Türkiye’nin „Erdoğan’a hakaret“ gibi siyasi içerikli suç duyurularını dikkate almayacağını duyurdu. Almanya Federal Adalet Bakanı Heiko Maas’ı takip eden Schleswig-Holstein Eyalet Adalet Bakanı Dr. Sabine Sütterlin-Waack da bu tür hukuki yardımlarının kaldırılacağına dair söz verdi.


Alman makamlar yine yakalandı

Bu taahhüde uyulmadığı, Völklingen kentinde yaşayan Kürdistanlı İdris Ak’a gelen bir ifade çağrısıyla ortaya çıktı. Alman vatandaşı olan 20 Haziran’da kentinde yaşayan Kürdistanlı İdris Ak’a Saarland Eyaleti polisi tarafından gönderilen çağrıda, „Türk Cumhurbaşkanına hakaret ettiği“nde ifade vermesi istenildi. Üstelik çağrı mektubunda „Türkiye için hukuki yardım (istinabe müzekkeresi)“ yazılması dikkat çekti. 


Ak: Diktatör Erdoğan hakaret değil

Gazetemize konuşan İdris Ak, tam olarak neyle suçlandığını bilmediğini, hatta sosyal medyayı çok aktif kullanan biri de olmadığını söyledi. Muhtemelen Erdoğan’la ilgili bir paylaşımın altına ‘Bakın işte, seçtiğiniz diktatör budur’ diye yorum yapmasından ‘rahatsız’ olunduğunu kaydeden Ak, „Benim gizlim, saklım yok. Zaten bu yazdığım da hakaret değil. Ben bu ifadenin arkasındayım“ dedi.


‘Ne Türkiye’ye ne de ifadeye giderim’

Alman vatandaşı İdris Ak, iki yıldır Türkiye’ye giriş yapmadığını ve yapmayı da düşünmediğini vurgulayarak, şunun altını çizdi: „Kesinlikle ifade vermeye gitmeyeceğim.“

İdris Ak’ın avukatı Hans-Georg Schudell, Türk Cumhurbaşkanı hakkında yapılan eleştirilerin ‘hakaret olarak’ algılanmasını doğru olmadığını belirterek, polis tarafından gönderilen mektupta tam olarak neyle suçlanıldığının belli olmadığını söyledi. Av. Schudell, „İlk etapta yargı dosyasını talep ettik. Müvekkilime de hiçbir şekilde ifade verilmemesi ve Türkiye’ye gitmemesi yönünde tavsiyede bulundum“ dedi. 


Av. Erdem: İfadesiz itiraz edilmeli

Daha önce sosyal medya üzeri ‘Erdoğan’a hakaret’ ettiği gerekçesiyle aynı şekilde hakkında dava açılan ve ifadeye çağrılan Ali Cebir’in avukatı Mahmut Erdem, durumun tekrarlanmasıyla ilgili „Bu tam anlamıyla iki yüzlülük“ dedi. Konuya ilişkin sorularımızı yanıtlayan Avukat Erdem, hem Almanya Federal Adalet Bakanı hem de Schleswig-Holstein Eyalet Adalet Bakanı, bu tür durumlarda hukuki yardımların kaldırılacağına dair sözlerini hatırlattı. Avukat Erdem, „Yapılan işlem yanlıştır, ifade verilmeden davaya itiraz edilmeli“ dedi. 


Ak’a ulaşan çağrının zahmetli yolculuğu

Avukat Erdem’in verdiği bilgiye göre Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret iddiasından yola çıkılarak açılan davaların yurt dışında bir kişiye ulaşmasının yolculuğu şöyle; Türk Dışişleri Bakanlığı, açılan davayla ilgilenmesi için Almanya Federal Adalet Bakanlığına hukuki yardımda bulunması talebini iletir. Bu talep, hukuki yardım için yetkili olan ve merkezi Bonn’da bulunan Dışişleri Müşavirliğine aktarılır. Dışişleri Müşavirliği, davalının bağlı olduğu eyalet (İdris Ak örneğinde Saarland Eyaleti) mahkemesine, oradan da yerel mahkemeye gönderilir. Yerel mahkemenin yetkili savcılığına aktarılar ve son olarak eyalet polisi, söz konusu kişiye tebliğe edilmesi verilir. Eyalet polisi de kişiye mektupla gönderir.


Gözden kaçtığı yok tıkır tıkır işliyor

Geçtiğimiz Ocak ayında politik yardımlar için Türkiye’ye artık hukuki yardımında bulunmayacağını açıklayan Federal Adalet Bakanlığı başta olmak üzere, İdris Ak’a gönderilen mektubun kendisine ulaşmadan önce çok sayıda makamların elinden geçtiğini ve kimsenin bu yardımın kaldırıldığı için talebi geri çevirme refleksinde bulunmadığını anımsatan Av. Mahmut Erdem, asıl şunu ‘enteresan’ buldu: Hadi diyelim Almanya Dışişleri Müşavirliğinin gözünden kaçtı. Ya Federal Adalet Bakanlığı, Saarland Adalet Bakanlığı, eyalet ve yerel mahkemeler, savcılık, polis? Onlar da mı fark etmedi? Dolaysıyıla bunun gözden kaçtığını kimse iddia edemez. Bu yüzden de yapılan tam bir ikiyüzlülüktür.“ 


‘Basına yansımayanı geçirmeyi hesaplıyorlar’

Daha önce „Erdoğan’a hakaret“ ettiği için ifadeye çağrılan Ali Cebir’in davasının, kamuoyu ve medya ile paylaşıldığı için durdurulduğuna işaret eden Av. Erdem, şunları söyledi: „Şimdi basına yansıtılmayan her davayı geçirmeyi düşünüyorlar. Bakın sizler basın olarak sorduğunuzda nasıl da göz boyamaya çalışıyorlar. İfadeye çağrılan herkesin bunu kamuoyuyla paylaşması gerekir. Şunu özellikle vurguluyorum; kesinlikle ifade vermemeli, çünkü ifade vermek, suçlamayı kabul etmektir.“ 


Kürtlere gözdağı, Türkiye’ye şirinlik

Avukat Erdem’e göre Alman makamlarının ikiyüzlülüğü bununla da sınırlı değil. Alman hükümeti, Ocak ayında yaptığı açıklamada, Erdoğan tarafından verilen 4 bin 500 kişilik dosyanın geri gönderileceğinin sözünü verdi ancak bırakın dosyaları geri göndermeyi, işlemlerin sürüldüğü bir kez daha açıklandı. „Alman hükümetinin verdiği sözlerin arkasında durmaması, daha doğrusu bu davalar için hukuki yardımda bulunmasındaki çıkarı nedir“ sorusuna Av. Erdem’in yanıtı şöyle: „Türk devletinin açtığı hakaret davaları, Alman hükümetinin de işine geliyor. Almanya güvenlik birimleri, hem Almanya’daki Kürt ve muhaliflere gözdağı vermek hem de Türk devletine şirin görünmek, jest yapmak istiyor.“

Toplumu sindirmek için özellikle İdris Ak gibi Alman vatandaşı ve uzun yıllardır Türkiye’ye gitmeyen, hatta sosyal medyada dahi çok aktif olmayanlara böylesi bir mektubun gönderilmesinin bilinçli olduğunu dikkat çeken Av. Erdem, „Alman güvenlik birimleri burada ‘bakın ensenizdeyiz. Nerede, ne yaptığınızı iyi biliyoruz’ mesajı veriyor“ dedi. 


Savcılık lütuf buyurmuş!

Saarland Eyalet Savcılığı, „Federal Bakanlık, politik suçlamalarda hukuki yardımın yapılmayacağını açıklamasına rağmen İdris Ak’ın ifadeye çağrılmasının dayanağı nedir“ sorumuza Basın Sözcüsü Christoph Rebmann aracılığıyla cevap verdi. Savcılık, ‘hukuki yardımı’ inkar edip aslında suçlanan kişilere lütufta bulunduğunu savundu. Sözcüsü Christoph Rebmann, „Saarbrücken Savcılığı, sözünü ettiğiniz dava gibi başka davalarda da hukuki yardımda bulunmayacak. Bununla birlikte Saarbrücken Savcılığı, suçlanan kişiye ifade verme hakkını veriyor“ dedi.

Sözcü Christoph Rebmann, Alman Ceza Kanunu’nun 163a maddesindeki ‘suçlanılan/şüphelinin ifadesine izin verilmeli’ ibaresine atıfta bulunarak, şunu savundu: „Bu suç iddiası, doğru olmasa da geçerlidir. Bu, kişinin kınandığı anlamına gelmez, olası bir mahkemede suçlanılan kişi için resmi bir açıklama olarak geçerli olacaktır.“


Savcılığın cevabı sıkışma göstergesi

Avukat Mahmut Erdem, savcılığın verdiği cevabın, sıkıştıklarını gösterdiğini söyledi. Söz konusu maddeye göre dava düşmediği sürece kişinin mutlaka ifade vermesi gerektiğini vurgulayan Av. Erdem, şunun altını çizdi: „İfadeye gidilince de kişi ‘suçlu’ olarak orada bulunacak. Savcılığın verdiği cevap, sadece göz boyamadır.“ 


Nasıl davranılmalı?

Avukat Mahmut Erdem, hakkında dava açılanların nasıl davranılması gerektiği konusunda şunları paylaştı: 

*  Kesinlikle ifade verilmemeli,

*  Konu hakkında bilgi sahibi olan avukat tutulmalı, 

* Dava dosyasının içeriğine bakmadan, bu tür davaların burada yürütülmemesi gerektiğini savunup itiraz edilmeli,

* Kişi korkmamalı, Almanya’daki düşünce özgürlüğünü hatırlatmalı, haklarına sahip çıkmalı.