Mehmet YÜKSEL
On dokuzuncu yüzyılın büyük filozofu Friedrich Nietzsche, “beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir” demiştir. Büyük filozoflardan öğrendiğimiz gibi büyük cahillerden ve zalimlerden de öğreniyoruz. Cahil ve zalim Erdoğan’lı son on altı yıl da bize büyük öğretti. Çok istemesine ve büyük çaba göstermesine rağmen bizi öldüremedi ve bizi öldürmeyen şey bizi güçlendirdi.
Peki, BİZ kimiz? BİZ’ler; Ermenisi, Arabı, Süryanisi, Kürdü, Türkü ile tüm halklarız. BİZ’ler; Alevisi, Êzîdîsi, Hıristiyanı, Müslümanı ile tüm inançlarız. BİZ’ler; kadını, genci, emekçisi, işçisiyle tüm toplumuz. BİZ’ler “kendini ifade edemeyen tüm ezikleriz.” Zalim Erdoğan tanrı-kral olduğu yanılsamasına kapılarak kendisi gibi düşünmeyen herkese diz çöktürmek için zulmün dozunu arttırınca, bizler uyandık. Tüm farklılıklarımızla ortak paydada buluştuk ve cahil-zalim Erdoğan’ı götürmek için birleştik. Gerçekten de şöyle dönüp Erdoğanlı on alt yıla baktığımızda Erdoğan’ın tüm Türkiye ve Kürdistan’a yaptığı en büyük katkının, söylediği gibi köprüler, tüneller, yollar vb değil de zulme maruz kalan tüm insanları yani BİZ’i biraraya getirmesi olduğunu görürüz. Artık bir aradayız, birlikteyiz, örgütlüyüz, örgütleniyoruz. Bugün seçim gündemi nedeniyle kendi deyimleriyle ‘benzemezler’in bile bir araya gelmiş olması, Erdoğan-Bahçeli ikilisinin tüm topluma yaydığı zulümdendir.
Bu ortak acıların bir araya getirdiği toplumun cahil ve zalim Erdoğan’dan kurtulması da her zaman zulmün en büyüğüne maruz bırakılan HDP’nin baraj sorunu yaşamamasına bağlı. HDP’nin baraj altında bırakılması halinde, ilk defa kazanma kokusu almış olan muhalefetin bu hevesi kursağında kalacaktır. Bu, herhangi bir kuşkuya yer bırakmayacak denli kesin bir önermedir. Erdoğan’dan kurtulmanın da ancak ve ancak HDP’nin barajı aşmasıyla mümkün olabileceği o denli kesin bir başka önermedir. Bu yüzden faşist Erdoğan’ın HDP’nin mutlaka baraj altında bırakılmasına yönelik yaptığı planlamaları boşa çıkarmak bu seçimin en stratejik çalışması olacaktır. Kuşkusuz bu konuda en büyük sorumluluk HDP ve onun bilinçli seçmenine düşmektedir. Hitap ettiği tüm kesimleri bütün engellemelere rağmen en yüksek katılımla sandığa götürmek ve kullanılan oya sahip çıkmak en fazla da HDP’ye düşmektedir. HDP’li yetkililerin ve HDP seçmeninin verdiği mesajlar bu konuda hayli direngen ve bilinçli davranacaklarını göstermektedir. Ancak HDP’nin ‘terör örgütü’, HDP seçmeninin de ‘terörist’ olarak yaftalanıp lince maruz bırakıldığı bir ortamda, HDP dışındaki muhalefete de çok büyük bir iş düşüyor: Stratejik zafer için HDP ile dayanışmak! Zira herkes Suruç’ta yaşanan olayı ibretle izledi. “Tek bir PKK’li bile kalmayıncaya kadar kararlılıkla mücadele edeceğiz” diyen faşist Erdoğan, çetelerine katlettirdiği üç yurtseveri de PKK’li diye dünya âleme duyurdu. Şimdi bedenleri Erdoğan’ın faşist ruhuyla dolup taşanlar, üç PKK’linin daha öldürüldüğünü, teröre karşı zafere bir adım daha yaklaşıldığını düşünüyorlar. Ne yazık!
İşte Erdoğan PKK’ye karşı böyle mücadele yürütüyor. PKK’nin kökünü böyle kazıyor. Şimdi anladınız mı, övünerek verdiği dört bin altı yüz bilmem kaç teröristin nasıl Efrîn’de etkisiz hale getirildiğini? Cizîr, Sur ve Kuzey Kürdistan’ın pek çok yerinde etkisiz hale getirdiği yüzlerce ‘terörist’in gerçekte kim olduğunu? Kendisi gibi düşünmeyen tüm Kürtlere neyi reva gördüğünü? Devrik Başbakan Davutoğlu da çocuk, kadın, yaşlı yüzlerce insan katledilmesine karşın, “ölen tek bir sivil dahi yoktur” demişti. Bu ruh faşisttir, hastalıklıdır, yaşamını başkalarının ölümüne bağlayacak denli kanserlidir, yalancıdır. Bu ruh tüm modernlik iddialarına karşın yeni de değildir, Geliyê Zilan’ı, Dersim’i yapan sapık ruhtan olmadır. İşte, ülkemizi hiç terk etmemiş ve şimdilerde Erdoğan’ın tüm bedenini saran bu hastalıklı ruhtan kurtulmak gerekir. Bunun yolu da faşist ruhun taşıyıcısı Erdoğan’dan kurtulmaktır. Bu nedenle Erdoğan’dan kurtulmak bir kişiden kurtulmak olmayacak, faşist düzenden ve onun yaratıcısı hastalıklı ruhtan da kurtulmak olacaktır.
Cahil ve zalim Erdoğan’ın zulmünün birleştirdiği Anadolu ve Kürdistan coğrafyasının insanları 24 Haziran’ı özü farklılıkların birliği olan yeni toplumsallığın kurulmasında çok tarihi bir fırsat olarak görmelidirler. Kendisini ölünceye kadar iktidarda kalmaya göre biçimlendirmiş Erdoğan’ın gidişi, tüm çırpınışlarına karşın mümkün hale gelmiştir. Muhalefet seçim süreci boyunca ciddi bir hata yapmadığı gibi, Erdoğan’ın başarı getireceğine kesin gözüyle baktığı pek çok hamlesini de boşa çıkardı. Şimdi bitirici hamleyi yapmanın zamanı. Tüm muhalefet partilerinin olabilecek en üst sınırdaki hile payını da gözeterek HDP’ye barajı aştırtmaları, Erdoğan’ı komaya gönderecek en büyük hamle olacaktır.
Haydi! Dipten gelen dalgayı tsunamiye dönüştürelim ve Erdoğan’ı ruh ikizleri firavun ve nemrutların çöplüğüne gönderelim…