Erdoğan’dan Hulusi’ye cinnet halleri

Forum Haberleri —

.

.

  • Akar büyük bir pişkinlikle Türkiye kimyasal silahlar üretmiyor ve kullanmıyor diyor. Bilmeyen de H. Akar’ı gerçek bir asker sanacak. Yani savaş hukukuna bağlı, askerlik onuruna yaraşır. Öyle olsaydı, faşist Erdoğan’ın arkasına dizilmezdi.
  • MHP ve AKP bir blok oluşturdu. Türkiye’yi diktatörlük ve faşizm kıskacına aldılar. Bunu bedelini Türkiye halkları, emekçiler ve en fazla da Kürtler ödüyor. Bugün operasyonlar ve savaşta ölen insanlara dair sözler ve rakamlar havada uçuşuyor.
  • Putin Erdoğan’ı bir daha seçtirmek istiyor. Bunun için en uygun kurban olarak Kürtler görülüyor. Bundan sonrası artık Kürtlere ve Suriye halklarına, demokrasi güçlerine kalmış.

 

ZEKİ AKIL

Türk devleti Kürt halkını ortadan kaldırma hedefini ağır bir savaş eşliğinde sürdürüyor. Yüz yıldır Türkleştirme, asimilasyon ve kültürel soykırım sistemli biçimde yürütüldü. Şimdi fiziki imha, göçertme ve diğer argümanlarla bu politikaya hız verilmiş durumda. Kürtleri öldürmek en iyi bildikleri iş olmuş. Kim daha fazla Kürt katletmişse onunla övünüyor ve üzerinden kariyer yapıyor. Şimdi de Hulusi Akar bu bayrağı devralmış. En son yaptığı açıklamada 2015’ten beri 37 bin Kürt’ü etkisiz hale getirdiklerini yani katlettiklerini belirtti. Hulusi Akar kimyasal ve yasaklanmış diğer silahları kullanarak savaş suçları işlemekten de çekinmiyor. Çünkü ne Türkiye’de ne de dış dünyada şimdiye kadar bu katliamcılardan hesap soran olmadı.

Farzedelim ki sayı o kadar olsun. 37 bin insanın öldürülmesi ne demek? Bu milyonlarca insana direkt dokunur. Bu 37 bin aile demek. Bunların arkadaşları, akrabaları ve aşiretleri vs var. Milyonlarca insan bu savaşta göçertildi. Yüz binlercesi işkencelere, gözaltına alındı. Hapishanelere dolduruldu. Türkiye’de adalet sistemi çöktü. Toplum ahlaken ve vicdanen çökertildi. Türkiye de ırkçılık ve milliyetçilik sürekli kışkırtıldı. Kara propaganda aktif işletildi. Toplumsal yozlaşma ve derin yoksulluk ortaya çıktı. Devlette çeteleşme, mafyalaşma aldı başını gitti. Sonunda Erdoğan gibi bir faşist Türkiye’de bütün demokratik kazanımları ortadan kaldırdı ve iktidarını kan ve rant üzerine oturttu. Erdoğan bir zamanlar MHP’ye siz kandan besleniyorsunuz diyordu. Şimdi MHP’yle aynılaştı.

Hulusi Akar büyük bir pişkinlikle Türkiye kimyasal silahlar üretmiyor ve kullanmıyor diyor. Bilmeyen de H. Akar’ı gerçek bir asker sanacak. Yani savaş hukukuna bağlı, askerlik onuruna yaraşır davranacak. Öyle birisi olsaydı zaten faşist Erdoğan’ın arkasına dizilmezdi. Kaldı ki, Türkiye’nin bu konuda sicili çok bozuktur. Türkiye yıllardır gerillaya karşı kimyasal silahlar kullanıyor. Dersim’de kimyasal silahlar kullanıldığını ve insanların mağaralara doldurularak fareler gibi katledildiklerini önemli görevler almış İhsan Sabri Çağlıyangil açıkladı. 

Türkiye kimyasal silahlar kullanmıyorsa neden bu kadar agresif davranıyor? Araştırma yapılsın dediği için TTB başkanı ve bu işlerin uzmanı Şebnem Korur Fincancı neden hemen apar topar tutuklanıyor? Eğer bu silahları kullanmamışsanız çıkar araştırma istersiniz ve aklanırsınız. O zaman size iftira atıldığını kanıtlarsınız. Ancak öyle olmuyor. Araştırma yapılmasın diye ne gerekiyorsa yapılıyor, ağzını açan tutuklanıp herkes tehdit ediliyor. Hamasi Mehmetçik edebiyatına sığınılıyor.

Türk devletinin Kürtleri tarihten silmek istediğini, yüz yıldır soykırım projesini uyguladığını herkes biliyor. Bu ayan beyan ortadadır. Mevcut Türk anayasasına göre de Kürt yoktur. Türkiye vatandaşı olan herkes Türk’tür. Kürtlerin bu dünyadaki en büyük suçları varlık ve kimlik haklarını istemiş olmalarıdır. Kürtler bunun dışında Türkiye’den bir istekte bulunmamışlardır. Önder Apo çözümü kolaylaştırmak için demokratik ulus projesini geliştirdi. Çözüm için olağanüstü esnek davrandı. AB’ye üye olmuş bir Türkiye’de ve sınırları değiştirmeden birlikte yaşamayı savundu. Türkiye’nin demokratikleşmesi için üstüne düşen her şeyi yaptı. Demokratik bir Türkiye’de bütün halklar kazanacak ve kültürel zenginlik içinde yaşayacaktı. Ancak MHP ve AKP bunun karşıtı bir blok oluşturdular. Türkiye’yi diktatörlük ve faşizm kıskacına aldılar. Bunu bedelini Türkiye halkları, emekçiler ve en fazla da Kürtler ödüyor. Bugün operasyonlar ve savaşta ölen insanlara dair sözler ve rakamlar havada uçuşuyor.

Kürt düşmanlığı tabi ki, artık sınırları aşmış durumda. Türk devleti bütün dünyayı Kürt soykırımının ortağı yapmak istiyor. DAİŞ ve El Nusra dahil dünyada görüşmediği ve ittifak yapmadığı güç kalmadı. ABD’yi teröre destek vermekler suçluyor ve baskı altına almak istiyor. ABD ve koalisyon güçleri Suriye’de DAİŞ’E karşı Kürtlerle birlikte savaştılar. Bu güçler personeli için malzeme ve lojistik aktarıyorlar. Savaşta ihtiyaç duydukları şeyleri taşıyorlar. Ama Türk yöneticileri ABD, PKK ve YPG’ye binlerce TIR silah ve mühimmat taşıdı diye yaygara yapıyorlar. Bu binlerce TIR silah ve mühimmatı YPG ne yapacak ki? YPG’nin ne orduları var ne uçakları vb. Kaldı ki, ABD yetkilileriyle sürekli görüşen ve pazarlıklar yapan Türk devletinin kendisidir. İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularını bile Erdoğan, Kürt karşıtı pazarlık kozuna çevirdi. Trump’la anlaşıp Girê Sipî ve Serêkaniyê’yi işgal etti. Rusya’yla anlaşıp Efrîn’i soykırıma tabi tuttu. Evet, Efrîn’de soykırım uygulandı. Çünkü Kürt halkı tıpkı Ermeniler gibi o topraklardan sökülüp atıldı.

Erdoğan ve Bahçeli faşistleri şimdi Rojava’ya yeni işgal hazırlılarını yapıyorlar. Rusya’yla büyük oranda anlaştıkları anlaşılıyor. Rus yetkililerin açıklamalarında da bu görülüyor. Putin Erdoğan’ı bir daha seçtirmek istiyor. Bunun için en uygun kurban olarak Kürtler görülüyor. Bundan sonrası artık Kürtlere ve Suriye halklarına, demokrasi güçlerine kalmış.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.