- Erdoğan, savaş bütçesinin yanında seçimi garantiye alacağı bir bütçeyi de devreye sokuyor. Sandıktan çıkması durumunda olası bir süreci kendi dayatmalarına mahkum etmeyi hesaplıyor.
HEVAL TAHA
Tekçi inkarcı Ankara rejimi tıkandı. Ankara, toplumun neredeyse tek örgütlü dinamiği Kürtlerin, Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile ortaya çıkardığı yeni bir toplumsal inşa olasılığını da hakkıyla değerlendirmiyor. Ankara, hâlâ demokrasi talebinden uzak palyatif çözümlerle ilkel ve güdük rejiminde ısrar etmek eğiliminde.
Bugün Saray'ın muktediri gibi görünen AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türk tipi başkanlık sistemi” yalanı üzerinden MHP’ye bağımlı bir hale getirildi. Bu yolla AKP zaten çok zayıf olan siyasi parti kimliğini kaybedip bir çıkar kulübüne dönüştü; Erdoğan da Saray bürokrasisinin kuşatması altına girdi. MHP yöneticilerinin yüzde 50+1 konusunu Cumhur İttifakı'ndaki varoluşlarının kırmızı çizgisi olarak dillendirmesi de bundan. İşte bu yüzden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli farklı zamanlarda Cumhurbaşkanı'nın seçilmesi için gereken yüzde 50+1 oy oranını "sistemin kilidi" ve "demokratik meşruiyet temeli" olarak gördüklerini ısrarla dile getiriyor. Bahçeli, çok iyi biliyor ki; bu hesaba göre partisinin desteği olmadan Erdoğan’a iktidar olma yolu kapalı.
Uzun süredir Türk tipi başkanlığın yarattığı tek ve mutlak “başkan” sarhoşluğunun etkisinde olduğu için bu denklemin kuşatıcılığını anca kavradığı anlaşılan Erdoğan, şimdi bir çıkış arayışında ama hali hazırda bulamadığı görünüyor.
Niye yeni anayasa?
AKP yöneticileri tarafından dillendirilen “yeni anayasa” tartışmalarını, Erdoğan’ın MHP bağımlılığından kurtulmak için diğer siyasi partilerle bir pazarlık yolu bulma çabası olarak görmek gerek. İki dönemdir devam eden başkanlığı sırasında ülkeyi “kararnamelerle” yöneten Erdoğan’ın demokratikleşme amacına matuf tek bir adım atmadığı ortada. O halde yeni anayasa ile bir demokratikleşmenin hedeflendiğini düşünmek safdillik olur. Erdoğan'ın yeni anayasa arayışları, MHP’nin boyunduruğundan kurtulup kendi iktidarını sürdürmek hesabından öteye gitmez. Bunu yaparken de MHP’nin arkasında konumlanan devlet erkini de bu yeni duruma ikna etmek gibi zorlu ödünleri de içeren bir süreç bekliyor Erdoğan’ı.
Yeniden aday olması konusunda anayasal engele takılan Erdoğan’ın tek çıkışı, üzerinde anlaşmaya varabileceği bir anayasa değişikliği için muhalefeti ikna ederken yeniden aday olabilmesini sağlayacak düzenlemeyi de hayata geçirebilmek. Bunun için ilk adım 2027'de bir erken seçim önerisi olabilir. İrili ufaklı tüm siyasi partiler böylesi bir öneriye sıcak bakacaktır. Zira onlar da bu derece sıkışan Erdoğan’ın, iktidar olanaklarını bonkörce kendilerine sunacağını biliyor.
Anayasa değişikliği ile mevcut siyasi partiler ve seçim yasalarını parlamenter temsilin önündeki engelleri kaldıracak bir biçimde yeniden düzenleme teklifi de muhalefetten 'olur' alır. Daha “demokratik” koşullarda bir erken seçim, düzen partileri açısından yeteri kadar tatmin edici bir öneri olarak algılanır. Hele bir de buna AKP ile ittifak yaparak olası iktidar ortaklığı eklenirse.
Erdoğan, muhalefeti ikna ederken başkanlık istemini kapsamlı bir revizyona tabi tutmak da dahil farklı modeller üzerinde duracaktır. Bu modellerden biri yüzde 50+1 barajını ortadan kaldıracak güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişle sembolik cumhurbaşkanı+güçlü başbakan olabilir. Yine güçlendirilmiş parlamentoya paralel yarı başkanlık modelinin de masaya gelme ihtimali çok yüksek.
Bahçeli de gardını alıyor
Elbette Erdoğan’ın hesaplarının yanında Bahçeli de boş durmuyor. Erdoğan’ın yeni ittifak arayışlarına karşılık MHP-İYİ Parti yakınlaşması dikkatlerden kaçmasın. Bahçeli ile Müsavat Dervişoğlu arasında sıradan bir kol kola girme gibi görünen yakınlaşmaya, İYİ Parti içerisinden gelen tepki bu yakınlaşmanın varabileceği noktayı şimdiden işaret ediyor. İYİ Parti Milletvekili Erhan Usta'nın bu konudaki tepkisi, bahse konu kol kola girmenin “öncesinde kapalı kapılar ardında yapılan hesaplara” da dikkat çekiyor. “O kola giriş, fiziki bir zorunluluk değil, siyasi bir tercihtir. Ben bu tercihe itiraz ediyorum” diyen Usta, “Şu çok iyi bilinsin ki bizler görevimizi kapalı kapıların ardında ikbal hesaplarından almayız” diyerek, aslında önümüzdeki günlerde MHP-İYİ Parti arasında yaşanması olası gelişmelerin çoktan hazırlandığını ilan ediyor.
Üzerinde durduğumuz gelişmeler, Ankara siyaseti açısından sürpriz sayılacak gelişmeler değildir. Unutmamak gerekir ki; 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde CHP ve MHP, Ekmeleddin İhsanoğlu’nu ortak aday gösterdi.
Erken seçim emareleri
Şimdi gelelim erken seçim emarelerine:
* Kesin olan Erdoğan’ın normal seçim tarihinde aday olmasının imkansız olduğu. Bu durumda Erdoğan'ın yeniden aday olması (olmaması durumunda yargılanabilir) kesin gibi görünüyor. O halde olası bir seçim normal tarihinde yapılmayacak. Erdoğan’ın da aday olabileceği bir erken seçim örgütlenecek.
* Erken seçimin siyasi belirtilerinin yanı sıra AKP’nin hazırladığı 2027 bütçesi de erken seçimin güçlü sinyallerini barındırıyor. Erdoğan, bu sefer de şaşırtmadı ve bütçenin büyük bölümünü savaşa ayırdı. Burada da dikkat çekmemiz gereken bir durum var: “Savunma ve güvenliğe” 3 trilyon 454 milyar lira ayrılan bütçede, 2 trilyon 206 milyarı savunmaya ayrılmış. Bütçeyi açıklayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Silah, mühimmat, silah sistemleri alımlarında yüzde 229 artış” olduğunu açıkladı. Mühimmat alımı konusundaki bu rakamlar açık ki akıllara bir saldırı hazırlığını getiriyor. Erdoğan ailesinin dünürleri Bayraktarlar üzerinden savunma sanayisinden ciddi bir ekonomik pay aldığını da unutmamak gerekir.
* Savaşa ayrılan milyarların yanı sıra bütçe de erken seçime yönelik hazırlıklar da ihmal edilmemiş. 10 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 11856 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İller Bankası'nın bütçesi 120 milyar TL'den 250 milyar TL'ye yükseltiliyor. Bu, yerel yönetimler eliyle ciddi bir para aktarımı anlamına geliyor.
* Yine emekliler ve emeklilikte yaşa takılanlara yönelik de bütçede ciddi bir hareketlilik göze çarpıyor. Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesini bir gün veya kısa sürelerle kaçırarak kapsama giremeyen yaklaşık 4,5 milyon çalışan için kademeli emeklilik konusunda yeni gelişmeler yaşanıyor. Yine 2027 Ocak ayında emekli ve memur maaşlarına yapılabilecek zamlar bütçeye ekleniyor. Buna göre enflasyon beklentilerine göre SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin zam oranı yüzde 10,08'e ulaşabilir. Bu senaryoda en düşük emekli aylığı 23 bin 552 TL'den 25 bin 926 TL'ye yükselebilir. Bu arada AKP, kök maaş düzenlemesi, seyyanen zam ve vatandaşlık maaşı ihtimallerini de değerlendiriyor.
* Erdoğan’ın erken seçim hazırlıkları 2027 bütçesi ile de sınırlı değil. AKP tarafından uzun bir süredir üzerinde çalışılan yeni nafaka uyarlaması da askıya alındı. 26 Ekim’de Adalet Bakanlığı ve AKP Meclis Grubu tarafından hazırlanan süresiz nafaka yasa tasarısı, Erdoğan tarafından veto edildi. Erdoğan, olası bir erken seçim durumunda geçmişte ciddi bir oy aldığı kadınların tepkisini çekmemek için bu yasal düzenlemeden vazgeçti.
Tüm bu gelişmeler ışığında Erdoğan’ın Barış ve Demokratik Toplum Süreci konusunda uyguladığı zamana yayarak aşındırma çabalarını görmek gerek. Erdoğan, bir yandan savaş bütçesi yaparken öte yandan seçimleri garantiye alacağı bir seçim bütçesini de devreye sokuyor. Erdoğan bir kez daha sandıktan çıkması durumunda olası bir süreci kendi dayatmalarına mahkum etmeyi hesaplıyor.