Erdoğan’ın dini küfr’ün ve müşrikin dinidir
Cihan EREN
Kilis’te 17. yüzyıldan kalma Kürtler Camii’nin isminin il vakıflar genel müdürlüğünce „Türkler Camii“ olarak değiştirildiğini duyunca, Türk devlet dininde Kürt isminin “günah” sayıldığını bir kez daha görmüş olduk. Akabinde bir inşaat firmasının Kürtlere Kürtçeyi yasaklaması eklendi.
Devlet yöneten Erdoğan ve adamları halk ile aralarındaki bağı İslam dini üzerinden kuruyorlar. Son il ve ilçe kongrelerini cemaat ortamlarında düşük sesle söylenen “sabredin İslam iktidarı kuracağız”ı çağrıştıran „Kutlu Yürüyüş“ sloganıyla yapıyorlar. Hal bu olunca Erdoğan ve şürekâsının İslam’a nasıl inandığını yeniden düşünüp bir yazı yazayım dedim. Kütüphaneyi tararken Dr. Ali Şeriati’nin „Dine Karşı Din“ kitabına denk geldim. Baktım Erdoğan ve adamlarının dininin tarifini Şeriati daha yetmişlerde yapmış. Bu tip adamların ve gurupların dinine, ahlak, hak ve adalet dinine karşı din olan ‘Küfr’ ve ‘Müşrik’ dini tanımını getirmiş.
„Dine Karşı Din“de daha ilk sayfalarında şunu anlıyoruz; hiç bir din dinsizlik olduğu için gelmemiş. Verili din bozulduğu, tahrip edilip yoldan çıkarıldığı, birileri çıkarlarına uyarladığı için gelmiş. Küfr kelimesinin anlamı “bir şeyin üstünü örtmek” demektir. Bu her hangi bir şey olabilir. Bir şeyin üstünü örten kişi ise “Kafir” olmaktadır. İslam kültürü, kitabı, akidesi, peygamberinin sünneti en somut bir dindir. Bu bağlamda inanalım yada inanmayalım, doğru bulalım ya da bulmayalım İslam bir gerçektir. Bunun için tıpkı İslam’dan önce gelmiş diğer tüm İbrahimi dinlerin başına geldiğine inanılan şey İslam’ında başına getirilip örtüle bilir ya da doğru temsil edilip güncellenerek yaşatılabilir.
Din ya da fikri her hangi bir hareket nasıl “küfr’e” dönüştürülebilir? Örtülüp üstü kapatılınca. Yani bir din tanınmaz hale sokulunca küfre uğratılmış demektir. Erdoğan’ın ve adamlarının örneğin diyanetinin yaptıkları İslam’ı en iyi örtüp kapatan söz ve amellerdir. Dolayısıyla bu örtme ile İslam’ın yasakladığı her şeyi İslam adına yapmak İslamı küfre sokmaktır. Erdoğan İslam’ı Muhammedi İslam’a karşıdır. Erdoğan İslamı karşı İslamdır. Bu adamın ve bunun gözüne girip müdürlükten genel müdürlüğe, vekillikten bakanlığa terfi olmak isteyenlerin dini Küfr dinidir. Bunlar böyle inanmamış olsalar neden Kürtler Camii adını Türkler Camii yapsın ki! O camiye ad olan Kürtleri de eğer inanılıyorsa Allah yaratmıştır. Allah’ın yaratığı bir topluluğa ait ne varsa ortadan kaldırmak ve bu işi de Fethi süresi ile yürütmek yüzde yüz küfr dininin işidir. Çünkü „Küfr’ün anlamı, dinin gerçeğinin dinsizlikle örtülmesi demek değildir, aksine, bir din anlayışının bir din gerçeğinin başka bir din ile örtülmüş veya örttürülmüş olmasıdır“ diyor Dr. Şeriati. Ve küfr’e, Allah’ın bilinmesini vacib kıldığı şeyi inkar etmektir tanımını getirerek küfr dinine karşı ahlaki İslam fikrini geliştirmiştir. Örneğin adaleti inkar etmek yani adaletli olamamak Allah’ı inkardır bunu yapan fikir küfr dini, yapanda kafirdir, diyerek adeta Kürt düşmanı Erdoğan ve adamlarını eli yıl önceden tarif etmiştir.
İslami açıdan meselelere baktığımızda dinin dinsizliğe değil yozlaştırılmış dine karşı geldiklerini ayetlerden de çıkarabiliyoruz. Mekkeli ticaret tekelini elinde tutan baronlar da Allah’a inanıyorlardı. Hatta Şeriati’nin deyimiyle müşrik olan bu baronlar her tarafa mabutlarını koyacak ve her davranış ve eylemlerini bu mabutlara soracak kadar çok inanıyorlardı. Yani müşrik de dindar ve inanç sahibidir. Fakat bunlar işlerine geldikleri gibi inanıyorlar. Yani her koşul ve ortamda kendilerini bağlayan evrensel ahlak ve adalet ilkesine göre değil. Çıkarları, zevk ve tutkuları nasıl istiyorsa öyle inanıyorlar. Örneğin çıkarları savaşmalarını gerektiriyorsa mabutlarının huzurunda tartışıp “tamam savaşıyoruz” kararı alıyorlar. Birinin malına ve mülküne el koymak isterlerse bunu da yapıyorlar. Yok eğer çıkarlarına göre değilse “Cömertiz, koruyucuyuz ve hizmetkarız” deyiveriyorlar. Kendi çağının ve toplumunun evrensel ahlak ve adalet ilkesini esas alarak herkesin bu ilkelere uymasını isteyen İslam, bu keyfiliğe son vermek için gelmiştir. İslam dininin müşriklerin dininden farkı budur. Zaten dikkat edilirse İslam müşriklere “siz inançsızsınız ve Allahsızsınız” demiyor. Yanlış ve kötülüklerinize de Allah’ı ortak ediyorsunuz diyor. Bu genel doğrularla baktığımızda mevcut Türk devlet yönetiminin ordusuna yemek yedirirken bile Allah’tan izin isteyecek kadar dini her yere koyması ama uyulama da çıkarları neyi emrediyorsa İslam’ı ona kılıf yapması müşriklerin dini inanışları ile aynıdır. Ebu Leheb de İbrahimin soyundan geldiğini biliyordu. Ebu Cejhil’de Kâbenin “Allah’ın evi” olduğuna inanıyordu. Ama bu adamlar ve adamları müşrikti. Evrensel ahlak ve adalet ilkesi değil ticaret ve iktidar tekeli neyi emrediyorsa ona inandıkları ve yaptıkları için Allaha teslim olup İslam olmuyorlar. Allah yanında mala, mülke, iktidara teslim oldukları için müşrik oluyorlar.
Erdoğan ve adamları dünyanın en mazlum halkı Kürtlere saldırıyor. Mal ve mülkünü talan ediyor. Namusuna el uzatıyor. Bunu İslam propagandasıyla yapıyor. Efrîn işgal saldırısının ilk günlerinde ordusuna “İslam’ın son ordusu” sokaklardan topladığı lümpen, hırsız, serseri, talancı ve namus düşmanı güruha Kuva-i milliye demişti. Allah’ın adları içinde “Kürt halkına saldır, katlet” sıfatı yoktur. Allah adını kullanarak Müslüman bir halkın topraklarını işgal etmek Allah’ı ve dinini örtmektir. Yani küfrdür. Erdoğan’ın dini İslam adı altında küfr dinidir. Kendi saltanatını güvenceye almak için binlerce insanı öldürerek Allah yanında başka şeylere de inandığını göstermiştir. Erdoğan Allaha şirk koşan bir müşriktir. Dolayısıyla İslam literatürünü kullanırsak Türk ordusu ve yanındaki çeteler de Bedir’de, Uhud’a ve Hendek’te müminlere saldıran müşrik ordusudur.