İngiltere Gündemi
Kendi gibi olmayana topyekün bir savaş başlatıp devlet aygıtlarını sonuna kadar kullanarak öldüren, öldüremezse de işten attıran ve tutuklatan Türk hükümetinin ve Erdoğan’ın faşizan politikaları Batı medyası tarafından daha bir görünür kılındı denebilir.
Sivillerin üzerine doğrudan ateş açan Türk güvenlik güçlerin videoları dünya kanallarında gösteriliyor, Af Örgütü başta olmak üzere uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarından kesitler veriliyor. Barış için imza atan akademisyenlere yönelik başlatılan soruşturmalar ve linç kampanyalarına birçok Batılı akademisyen tarafından karşı çıkıldı ve benzer imza kampanyaları başlatıldı.
Özellikle haftalık Economist dergisi -ki en prestijli dergiler arasında yer alır- son sayısında Türk devletinin Kürtlere yönelik başlattığı savaşa geniş bir yer verdi. Dergi, Erdoğan’ı Kürtleri ezmeye çalışmakla suçladı. AKP'nin barış görüşmelerini sonlandırıp Türk milliyetçiliğine oynamasıyla 1 Kasım seçimlerinde hükümet parti olabildiğini belirten baş yazıda Erdoğan’ın Kürt siyasetçiler dahil kendisine muhalif herkesi hatta masum sivilleri bile ezmekten geri durmadığı ifade ediliyor.
Economist'in baş yazısındaki en yerinde tespitlerinden biri de Avrupa’nın sırf Suriyeli mülteci akışını durdurması beklentisiyle Türkiye’nin anti demokratik uygulamalarına göz yumduğunu aktarması. İroniye bakın. Suriyeli mültecilerin elinden tutan sözde kahraman ülke, binlerce vatandaşını ise göçe yani bir nevi mülteciliğe zorluyor. Economist’deki baş yazının yanı sıra Uluslararası Af Örgütü'nün raporu da incelenmeye değer tespitleri ve verileri kapsıyor. Örgüt raporunda, Erdoğan liderliğinde 23 Temmuz’da başlatılan ‘Barış ve Huzur Operasyonu’ adlı operasyonların Kürt bölgesini toplu olarak cezalandırmak hedefli olduğunu yazdı. Cizre’ye Eylül ayında giden Örgüt yetkilileri bazı sivillerin keskin nişancılar tarafından öldürüldüğünü onaylıyor.
Sokağa çıkma yasağının olduğu bölgelere uluslararası gözlemciler alınmıyor. 1990’larda bölgeye gazetecilerin girmesinin yasak olması gibi. Yasağın olmaması durumunda Türkiye’nin bütün hukuk dışı ve insan haklarına aykırı yaptırımları dünya kamuoyuna sunulmuş olacak. Türkiye böyle bir şeyi istemez elbette. Amma velakin yasaklara ve ambargolara rağmen yapılanlar gizli kalmıyor. Yerel gazeteciler ve sosyal medya sayesinde görüntülerin ve haberlerin bölgenin dışına taşınması engellenemiyor. İngiliz gazetesi Independent günlerdir Erdoğan ve AKP Hükümeti'ni yaylım ateşine tutan haberler ve analizler yayınlıyor. Gazete, "Diyarbakır izlenimleri" başlıklı detaylı bir haber yaparak, Suriye ve Rojava’daki Kürt güçlerinin büyük başarısından rahatsız olan Erdoğan’ın Kürtleri cezalandırdığını ifade ediyor.
"Peki bu haberler ve Kürt illerinde yaşananlar İngiltere hükümeti tarafından dikkate alınıyor mu?" Yanıtımız tabii ki "Hayır!" İngiltere'nin Türkiye ile arası bozulana dek de alınmayacağını belirtmek gerekiyor. Ama tarihe not ediliyor: Türkiye’nin bu günlerde Kürtlere karşı kullandığı sınırsız şiddet ve Avrupa’nın buna yönelik sessizliği hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın siyasi tarihinde kara bir leke olarak ilelebet kalacaktır.