Türkiye, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve İçişleri Bakanı Castener’in yurt dışında imamların ülkeye gelemeyeceği yönündeki açıklamasına tepki gösteriyor. Çünkü söz konusu kararın uygulanması durumunda hem rant kapısı hem de Erdoğan’ın kara kutusu imamların sonu olacak!
Fransa, uzun süredir “radikal İslamla mücadele” konusu üzerine çalışan ülkelerin başında geliyor.
Özellikle Paris ve daha sonra ülkenin birçok yerinde yaşanan katliam ve saldırıların ardından ülkede konu üzerinde çalışmaya başlayan Fransa iktidarı, kendi ülkesinde örgütlenen “radikal İslam” gerçeğiyle karşılaştı.
Bunun elbette son yıllarda özellikle Avrupa’da yaşanan islamofobi, artan ırkçılık vb boyutu da mevcut. Bu başlı başına ele alınması gereken bir konu. Fransa’da bu anlamda yaşanan gerilemeyi de dışlamadan ülkede artık “radikal İslam” sorunu ile farklı boyutlarda bir müdahalenin gelmesi zaten bekleniyordu. Bu anlamda ilk açıklama hafta başında ülkenin Cumhurbaşkanı Macron’dan geldi.
İmamlarla ilgili açıklama
Macron ülke dışında gelen imam ve dil öğretmenleri konusunda sınırlamananın geleceğini ifade etti. Ardından Çarşamba günü Fransa İçişleri Bakanı Christophe Castener, yurt dışından imamların 2024 yılı itibariyle ülkeye gelmeyeceğini duyurdu.
Castaner, France İnter radyosunda gündeme ilişkin açıklamalarda bulurken “yurt dışından imamlar 2024 yılı itibarıyla ülkeye gelemeyecek” ifadelerini kullanırken, bu konuda Türkiye, Fas, Cezayir’e bu konuda bilgi verdiğini dile getirdi. Daha öncede söz konusu ülkelerden gelen birçok imam DAİŞ’e elemen sağlama suçlamasıyla sınırdışı edilmişlerdi.
Le Point Türkiye konusunu ayrıntılı işlemişti
Fransa uzun süredir konu üzerinde çalışıyor. Özellikle Türkiye konusu daha önce 2018 yılında Fransız Le Point dergisi tarafından detaylı bir şekilde ele alınmıştı. Fransa’da konuya dair çeşitli kamu davaları ve soruşturmalarının da olduğu biliniyor. Türk Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı DİTİB’in diplomatik yazışmalarına ve banka hesaplarına ulaşılmıştı.
Le Point, yaşanan yolsuzlukları, Fransa’da 264 camiyi yöneten DİTİB’in iç işleyişini, Fransa’da yaşayan Türkiyeli göçmenlerin ve Türkiye’den gelen memurların nasıl ihbar edildiğini ve diplomatların yolsuzluklarını Clement Petreault imzasıyla yayınlarken, ”Erdoğan’ın din adamlarının çevirdiği dümenler” başlığını kullanmıştı.
DİTİB bataklığı
Söz konusu dosyada, Erdoğan’ın Avrupa ve Fransa’daki imamlarının nasıl bir batağın içerisinde olduğunu belgelerle ifşa ediliyordu. DİTİB o dönem yazılı bir açıklama yaparak, söz konusu belgeler hakkında mahkeme tarafından aklandıkları yalanına sarılmıştı. Oysa soruşturmanın devam ettiği biliniyor. Resmi belgelerde usulsüzlük, vergi kaçırma, nakit para aklama vb. birçok yasa dışı işe bulaşmış DİTİB’e ilişkin haberde “Bu haber dijital bir sızıntıyla ortaya çıkan rezaletin hikayesi.
Le Point, Fransa’daki Türkiye Büyükelçiliği Din İşleri Ataşeliği ve DİTİB’e ait yüzlerce diplomatik yazışmayı inceledi. Bu yapı Fransa çapında Ankara tarafından gönderilen 202 imamı ve Fransa’nın dört bir yanına yayılmış 264 camiyi yönetiyor.
Elitler Paris ataşeliğine
Sayısız diplomatik yazışma, banka dekontları ve personel atamaları karşımıza paranın gölgesinde kalmış, mevcut muhasebe standartlarından uzak ve Ankara’dan gelen siyasi talimatlarla yönetilen bir kurum çıkarıyor. Bu dini kurumun adı Diyanet. Devletin din adamlarını yöneten güçlü bir kamu kurumu. Bu kale 1924’ten bu yana üst düzey bir bürokrat tarafından yönetiliyor. Diyanet Fransa’da dahil olmak üzere dünyanın her yerine diplomatlar gönderiyor. Din hizmetlerinde geçirilen bir kariyerin ödülü olarak Türk bürokrasisinin elitleri Paris’teki din işleri ataşeliğine gönderiliyor. Fransa’daki cami yapılanmasını bu elitler yönetiyor” cümleleri dile geliyordu. Dosyanın devamında DİTİB’in nakit para cenneti olarak nasıl işlediği ve Fransa’da yaşayan Türk vatandaşlarının Hac ve kurban için verdiği paraları nasıl hiç edildiğini gözler önüne seriliyordu.
Diplomatların maceraları ve ihanetler
“Bu belgelerde büyük bir şaşkınlık içinde Fransa’daki ‘Konsolosluk İslamı’nın iç yüzünü görebiliyoruz. Büyük miktarlarda nakit para dönüşümü, çalışanlar arasındaki küçük anlaşmalar, diplomatların maceraları, her gün yaşanan ihanetler. Aynı zamanda endişe duyduğumuz gibi Türk diplomatların AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın arzusunu yerine getirerek vatandaşlarını takip eden siyasi polise dönüşmekten çekinmediklerini görüyoruz” diyen Le Point, imamların aynı zamanda Türk devletinin ajanı olarak çalıştığını ifade ediyordu.
Tüm bu gerçekler nedeniyle Macron ve Fransa İçişleri Bakanı Castener’in açıklamasına ilk tepki Türkiye’den geldi. Çünkü söz konusu kararın uygulanması durumunda hem rant kapısı hem de Erdoğan’ın kara kutusu imamların sonu olacak!
Fransa’da Diyanet’e ait banka hesapları kapatıldı
Fransa’da yaşayan Müslümanlar üzerinde başta Türk devleti olmak üzere farklı ülkelerin etkilerini kesmekte kararlı olduklarını söyleyen Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron’un sözleri üzerine Diyanet’in Fransa’daki cami dernekleri ve Diyanet kuruluşları ile Din Hizmetleri Ataşeliklerinin Fransa’daki hesapları kapatıldı.
Önceki gün konuyla ilgili, TBMM Yurt Dışı Türkler Alt Komisyonu’na bilgi veren Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Selim Argun, Paris ve Bordeaux’daki ataşelik banka hesaplarının kapatıldığını açıkladı.
Sözcü’den Ali Gülen’in haberine göre, ataşeliklerin hesaplarının kapatılması, Ankara ile Paris’in arasında hayli sıkıntı yaratacak gibi görünüyor. Ataşeliklere ayrıca, Fransa içindeki bankalarda başka hesap açılmasına izin verilmiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, yurtdışından imam ve öğretmen getirtme uygulamasına son verileceğini duyurmuştu.
Binlerce cami ve mescidi ilgilendiyor
Karar en fazla da Türk devleti için istihbarat toplayan imam ve öğretmenleri etkileyecek. Fransa’da yaklaşık 2 bin 500 cami ve mescid faaliyet gösteriyor. Macron konuşmasında son iki yılda bunlardan 15 cami, 12 dernek ve 4 okulun faaliyetlerine son verildiğini dile getirerek, “Bir Cumhurbaşkanı olarak okullarımızda devletin kontrol sağlayamadığı derslerin verilmesinden rahatsızlık duyuyorum. Müfredat konusunda kontrol sağlayamıyoruz” diyerek, uygulamayı devreye koyma kararlarında bu sorunun belirleyici rol oynadığını belirtmişti.