Ermeni Soykırımının 100. yılına bir kala Türkiye Başbakanı Erdoğan, “Birinci dünya savaşı esnasında yaşanan hadiseler, hepimizin ortak acısıdır (…) 20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz” dedi.

Aynı başbakan 2011 yılında şu açıklamayı yapmıştı: “soykırım iddiasını reddediyoruz, çünkü atalarımız soykırım yapmış olamazlar (…) Türkiye bu konuda hassastır (…) onuruyla oynatmaz” demişti. Bir ara celallenip “100 bin Ermeni’yi kapı dışarı ederiz ha” tehdidinde bulunarak dünyaya posta koymuştu.
Ancak utanç, ne acıların kabulü ile silinir ne de 99 yıl sonra yapılan bir taziye mesajı ile… Tarihi utançlar, İspanya’da Franco faşizmi döneminde yaşananlarla ilgili 2007’de çıkartılan “Tarihi Bellek Yasası” gibi düzenlemelerle, toplumsal travmalarla yüzleşerek silinir. İspanya’da “Tarihi Bellek Yasası” kapsamında, dönemin tüm askeri mahkemeleri yasadışı ilan edilmiş; sürgüne gönderilip vatandaşlıklarını kaybedenlerle akrabalarına vatandaşlık hakları geri verilmişti.
Türk hükümeti, Ermeni Soykırımının 100. yılında “Tarihi Bellek Yasası” kapsamında toplu mezarları tespit edip soykırım anıtları yapmalı ve soykırıma yol açan zihni, kültürel ve kurumsal yapıyı aşmalıdır.
Soykırımı yapan Osmanlı paşaları Cemal, Talat ve Enver İttihat Terakki’dendi ve İttihat Terakki Türkçü, Militarist ve Sünni İslamcıydı. Osmanlının mirası üzerinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti de bu üçlü üzerinde var oldu ve yapılandırıldı. O günün soykırımını yapanlar ile bugünün Türkiye’sinde iktidar odağı olanlar aynı geleneğin, yapının ve zihniyetin arka planına sahipler. Öncelikle iktidar odakları bununla yüzleşmeliler. 
Türkçü, İslamist ve Militarist sistem Ermenileri, Rumları, Hıristiyanları yok ederek oluşturuldu. Bu sistemin varlığı Alevilerin, Kürtlerin katliamlara uğraması ve inkar edilmesi ile mümkün olmuştur.
Bu yüzleşmenin en temel yolu ulus ve devletin Türklük, Sünni Müslümanlık ve askerlik ile tanımlanmasına son vermek ile olanaklıdır.
Demokratikleşme ve yüzleşme Türklerin Tüklük ile, Sünni Müslümanların Sünni Müslümanlık ile, askerlerin militarizm ile mücadele etmeleri ile olanaklıdır.
Militer, Türk ve Sünni İslam merkezli iktidar odağı hala güçlü ve aşılması zor. Yine de bu iktidar odağı bu hali ile yaşayamaz. Militer, Türk ve Sünni İslam merkezli iktidar odağı tarihsel geçmişi ile yüzleşmeli ve kirlerinden arınmalıdır. Bu iktidar odaklarının içinden birinin soykırımın 99. yılında “ortak acı“ vurgusu ve Ermeni halkının torunlarına taziyelerini iletmesi bu bakımdan önemlidir ve tarihidir.  
Ancak bunun sözde kalmaması lazım.
Yüzleşme, adalet, demokratikleşme ve özgürlük din, devlet ve etnisitenin demokratikleşmesinden ve özgürlüğünden gayrı tutmamak gerekiyor.
Amerikan Ulusal Ermeni Kongresi’nden Aram Hamparyan’ın, Erdoğan’ın mektubuna cevaben sarf ettiği şu açıklamayı önemle not etmek gerekiyor: “Tezleri uluslararası arenada tecrit edilen Ankara Soykırımın reddini yeniden ambalajlıyor.”
Erdoğan’ın yaptığı eğer bir ambalaj değilse ulusun, dinin ve devletin demokratikleşmesi için yasal ve anayasal düzenlemelere imza atması lazım.