Kadın Özgürlük Hareketi (TJA), 5 ay sürecek bir kampanya yürüteceğini duyurdu. TJA aktivisti sosyolog Hacer Özdemir, kampanyanın kadının başkaldırısı olduğunu belirtti ve ekledi: Temel amacımız erkeklerin kendileriyle yüzleşmesi, değişip dönüşmesi ve erkekler için bir eğitim süreci olması.’’
Kürdistan ve Türkiye’de geniş kapsamlı bir kampanya başladı. Kadın Özgürlük Hareketi’nin başlattığı bu kampanya, ‘Özgürlük ve değişim için sen de ayağa kalk’ diye seslendi herkese. Erkekleri değişmeye, kadınları ise mücadeleyi yükseltmeye davet ediyor
Temmuz ayında Kadın Özgürlük Hareketi (TJA), 5 ay sürecek bir kampanya yürüteceğini duyurdu. Bu kampanyanın elzem bir ihtiyaç olduğu, özellikle Kürdistan’da kadın ve çocuklara yönelik kazanımların yok edilmesiyle toplumdaki geriye gidişin ciddi tahribatlara yol açtığı vurgulandı.
Erkekler kendileriyle yüzleşecek
Amed’de ‘Özgürlük ve değişim için sen de ayağa kalk’ sloganıyla start alan kampanyanın İstanbul ayağı ise ‘Kadınla şimdi özgürlük zamanı’ sloganıyla başlatıldı. Kadınların gasp edilen haklarından özsavunmaya, kadına yönelik şiddetten çocuk istismarına, barıştan insan haklarına, mültecilerin sorunlarından trafikteki erkek terörüne, edebiyattaki ayrımcılıktan doğanın talan edilmesine kadar oldukça geniş bir kapsama alanı var kampanyanın. Yani her zamanki gibi iş yine kadınlara düştü.
Öte yandan bu kampanyanın en büyük özelliklerinden biri de erkeklerin kendileriyle yüzleşmesi, değişip dönüşmesi için bir eğitim sürecinin başlatılacak olması. En önemlisi de bu konuda erkeklere yönelik oldukça cesur eleştirilerin yapılması. Yeni Yaşam Gazetesi’nden Nevin Cerav, kampanyayla ilgili ayrıntıları öğrenmek için TJA aktivisti sosyolog Hacer Özdemir ile konuştu. Özdemir, kampanyanın başlama nedeni şöyle anlattı:
Kadının başkaldırısı
- Kadın mücadelesi bir yandan gelişirken karşı tarafın saldırıları da gelişiyor. Var olan kadın kurumlarının kapatılmasından tutun da kazanılan yasal hakların geri alınmasına, kadın bakanlığının aile bakanlığına dönüştürülmesinden kadının yaşam alanlarının kısıtlanmasına kadar eve hapseden bir zihniyet gelişti. Biz bütün bunları da göz önüne alarak il il tartışmalar düzenledik.
- Aslında bu kampanya, aynı zamanda TJA olarak bizim için bir özeleştiri anlamı da taşıyor. Niye? Çünkü bu saldırılara karşı bir var olma mücadelesi versek de kadın mücadelesini bir üst seviyeye taşıma konusunda eksikliklerimiz vardı. Eksik kaldığımız noktaları güçlendirmek ve devam ettirmek istedik bu kampanya ile.
- Kampanyayı 5 ayla sınırlandırmıyoruz aslında. Asıl amacımız bu kampanyayla başlayıp geliştirdiğimiz çalışmaları sürekli hale getirmek. Bu kampanya aynı zamanda bir örgütlenmedir, kadın mücadelesini yükseltmedir.
- Kadına yönelik şiddetin normalleştirilmesine karşı bir başkaldırı olarak da görüyoruz bu kampanyayı. Toplumun görmezden gelmesine karşı bir mücadeledir.
- Erkeğin de değişip dönüşmesi zorunluluğu var. O nedenle de bu kampanya erkeğin dönüşmesi için çeşitli çalışmalar yapacak.
- Bizim eğitimlerimiz de daha çok kendi kurumlarımızdaki erkeklere yönelik olacak. En demokratım diyen erkek bile iş yönetimlere geldi mi kendinden feragat edip kadına yer açmak istemiyor. En çok mücadelesini verdiğimiz noktalardan biridir toplumsal cinsiyet eşitliği.
- En zor dönemlerde mesela kadınlar götürüyor çalışmaları, erkekler çok görünmüyor ortada. Ama seçimlerde, kongre dönemlerinde tırnak içinde güzel günler döneminde erkekler en önde oluyor ama kadınlar hiç görünmüyor. O nedenle bizim cinsiyet eşitliği mücadelesinde hep tetikte olmamız gerekiyor, bu mücadeleyi hiç bırakmamamız gerekiyor.
- Ağustos ayının öne çıkan konusu erkeği değiştirme-dönüştürme olacak. Birçok ilde erkeklere yönelik eğitimler yapılacak. Bir yandan erkeklere dönük eğitim atölyeleri oluştururken bir yandan da forum tarzında toplantılar düzenleyeceğiz.
- Eylül ayı barış ayı olacak tabii ki. Aralık ayı ise daha çok insan hakları baz alınacak. İnsan hakları ihlallerine dönük eylem ve etkinlikler yapılacak.
- Bu kampanyanın 5 ay sonra güçlü bir kadın hareketine evrileceğini ve daha güçlü kararlar alınmasına yol açacağını düşünüyorum.
KADIN SERVİSİ
Kahkahalarımızla sokakta olacağız
Kadın kahkahasının tartışıldığı, eleştirildiği ve ayıp görüldüğü bir dönem yaşıyoruz maalesef. O nedenle sokaklarda şarkılarımızı söyleyebiliriz, dans edebiliriz. Kimseye hesap vermek zorunda değiliz. Buna yönelik somut bir şey yapmak, kadını görünür kılmak istedik. Bu ayıp algısını kırmak için. Hayatın her yerinde varız, kahkahalarımızla, şarkılarımızla, sesimizle varız tarzında bir yaklaşım göstermek ve uygulamak istedik. Mesela sokaklardaki duvarlara baktığımız zaman da hep eril yansımalar, yazılar görüyoruz. Biz bunları daha edebi tarzda yeniden şekillendirmek istiyoruz. Bazı yerlerde başladı hatta.
Trafikteki şiddete karşı Mor Konvoy
Eril zihniyetin en çok yansıdığı alanlardan biri de trafik. Kadınların araç kullanmasıyla ilgili çok cinsiyetçi bir yaklaşım var. Kadın iyi araba kullanamaz, iyi park yapamaz ya da trafikte olmamalı gibi ayrımcı bir yaklaşım var. Biz Mor Konvoy’la bu yaklaşıma karşı çıkmak ve kadının hayatın her yerinde olduğu gibi trafikte de olduğunu hatırlatmak istedik. İstanbul’da da yapacağız Mor Konvoy’u.