Erken seçim

Forum Haberleri —

HALİL BAYSOY

Zaman zaman dile getirilse de erken seçim talepleri muhalefet partileri tarafından devamlılığı olan bir istek olarak durmadı. Bunun altında yatan nedenlerin başında ise gündemi hala iktidar partisinin belirlemesi…

Oysa halk mevcut iktidar ve ortağından bıkmış durumda. Bunu defalarca medya ve sosyal medya hesaplarında dile getirdiler. Hatta 15 Temmuz Darbe Girişimi esnasında yakınını kaybedenlerin dahi isyanına şahit olduk.

Demokratik bir ülkede halk protesto hakkını eylemsellikle sokağa yansıtırdı, ancak iki kişinin bile bir araya gelmeye korktuğu bu dönemde insanlar evlerinde, kahvelerde, parklarda fısıldayarak mutsuzluğunu haykırıyor. Büyük birader duymasın diye!

Aslında toplumun büyük kesimi tarafından meşru görülmeyen bir hükümet var. Sosyalistler mutsuz, liberaller mutsuz, cumhuriyetçiler mutsuz, dindar kesim mutsuz, Kürtler mutsuz, Türkler mutsuz, Çerkesler mutsuz…

Mutlu olanlar ise torpille bir yere gelenler, ihalelerde milyonları götürenler, kadroları işgal edenler, devletin en üst kesimine yapışanlar, hazine arazilerine çökenler, medyayı tekelleştirenler ve yokluk çekenlere şükretmeyi öğretenler…

Mutlu olanlar saraylarında pirzoladan sonra kremalı dondurmalarının üzerine çilek mi yoksa kiraz mı diye düşünürken halk dünden kalan ekmeğe su banmakta…

Tablo bu iken iktidar bilmektedir ki bir genel seçimde asla yeniden geçmişte aldığı oy oranına ulaşamayacak.

AKP ve MHP yetkilileri durumu bildiklerinden ötürü erken seçime sert dille karşı çıkıp bunun üzerine düşünülmesinin ve tartışılmasının önünü kesti. Elbette iktidar cephesi tarafından bakıldığında bunun doğru bir strateji olduğunu görebiliriz. Ne de olsa hükümet 2023’e kadar anayasanın garantisi altında iktidarda kalabilir. Anayasa hala çalışıyor mu diyenlere elbette ancak istenildiği zaman.

Ne yazık ki muhalefet partilerinin konunun üzerine daha fazla gidememesi, bunu gündemde tutamaması ve krizi derinleştirememesi onların hanesine eksi puan yazdırdı.

Oysa demokratik, özürlükçü, ekolojist, her topluluğun ve her bireyin evrensel ilkeler çerçevesinde yaşayabileceği ülke yaratmak hiç bu kadar görünür olmamıştı. Her dönem fırsatları ve krizleri yaratır. Bu dönem krizin büyüklüğü karşısında fırsatın da varlığı da büyük. Hem de hiç olmadığı kadar…

Milyonlarca insan ekonomik buhran ve sosyal buhran yaşamakta. Orta sınıf diye bir şey kalmadı. Halkların demokrasi, özgürlük, hukuk, insan hakları en temel gereksinimleri olsa da bunların hiçbirini göremeyen yurttaş bunların eksikliğini fazla hissetmemekte çünkü ne olduğunu bilmiyor. Ne yapsın yurttaş ebeveynleri de her daim mevcut geçmiş iktidarların zulüm tekelinde yaşadı.

Ancak ekonomi öyle bir şey değil. Ekonomiyi bilmene gerek yok evde aş pişmeyince, elektrik borçları birikince, su kesilince, çocuğa bisiklet alınamayınca bir şeylerin yanlış gittiğini anlıyorsun. Çünkü bıçak kemiğe dayanmıştır.

Hükümetin savaş politikalarına devam etmesinin nedenlerinden biri de gelir kaynağı bulmak. Recep Tayyip Erdoğan Donald Trump’a Kürtlerin ellerinde bulunan petrol yataklarına ulaşma isteğini açıkça duyurmuştu. Libya ve Akdeniz’de hummalı çalışmalar, devletlerarası krize kadar dönüşen petrol arama mücadelesinin de kaynağında petrol ya da gaz yataklarından pay elde edebilmek var.

Yeryüzünde baskıcı rejimlere baktığımızda bu ülkelerin çoğunun yer altı zenginliklerinin olduğunu görüyoruz yani ekonomik anlamda devamlılıkları var. Ancak Erdoğan’ın bu şansı da pek mümkün görülmüyor. Çünkü ülkede şuanda ekonomiyi kalkındıracak herhangi bir doğal kaynak bulunmuyor.

2023 hesaplamalarında bu plan mevcut. Petrol ya da gaz bölgesinden pay almak.

Elbette mesele memleket sevdası değil melese elde edilecek gelir kaynağıyla iktidarlığını ölünceye kadar sürdürmek, öldükten sonra da otokrat çevresinden birilerine devretmek. Bu artık oğul mu, damat mı veya başka biri mi olur bu Erdoğan’dan sonra ki parti içi çatışmadan kimin lider çıkacağıyla alakalı.

Mesele memleket sevdası değil, eğer öyle olsaydı savaş politikalarına devam edilmezdi. GSMH’den elde edilen gelirin adil dağılımı sağlanır, liyakat kamu kurumlarında esas alınır, kutuplaştırıcı politikalar yerine birleştirici politikalar uygulanır, şirketlerin zenginleştirilmesi yerine hane halkının gelir düzeyi iyileştirilirdi.

Muhalefet partileri erken seçim demeçlerini politik yol olarak önlerine alıp bunu belli bir stratejiye dönüştürmüş olsalardı sonuçları halk tarafından belirlenecekti. Belki de şimdiye kadar ovalarımızda ve dağlarımızda bahara merhaba demiş olacaktık.

Zaman hala geç değil. Milyonlarca halkın taleplerine uyacak stratejiler hala belirlenebilir erken seçim de diretilebilinir. Yurdum sonbaharda da güzeldir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.