Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER), İstanbul’da, Anayasa ve Eşit Temsil konulu bir seminer düzenledi. Toplumun tüm kesimleri için ‘her alanda eşitlik’ talebinin dile getirildiği seminerde, dünyadan ve Türkiye’den örnekler paylaşılarak ‘eşit temsilin’ farklı boyutları ele alındı.

Etkinliğe, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, avukatlar ve akademisyenler katıldı. KA.DER Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem Aydın yaptığı konuşmada, “2007’de hükümet tüm sivil toplum kuruluşlarına bir çağrıda bulundu. Bu çağrı çerçevesinde 200’den fazla örgüt ve bağımsız akademisyen bir araya gelerek taslak bir anayasa hazırladık. Sonrasındaki süreçte hükümet kendi hazırladığı taslağı çöpe attı ve tartışmalar başka türlü bir tartışmaya dönüştü” dedi.

Cinsiyetçilik her alanda

Aydın, “Kadını aileden bağımsız eşit ve özgür bir birey olarak gören, kapsayıcı, eşitlikçi, anayasal vatandaşlığı hedef alan bir anayasa istiyoruz. Seçim ve atamayla gelinen tüm organlarda kadının eşit temsilinin olduğu siyasi, idari ve hukuki bir yapı istiyoruz” dedi.
Prof. Dr. Büşra Ersanlı da, Türkiye’de kadın-erkek eşitsizliğinin her alanda yaşandığına dikkat çekerek kadın-erkek eşitliğinin anayasanın her maddesine yayılması gerektiğine dikkat çekti.Almanya Federal Cumhuriyeti Adalet Eski Bakanı Prof. Dr. Herta Daubler-Gmelin, Alman Anayasası’ndaki toplumsal cinsiyet eşitliği değerlendirerek, eşitlik mücadelesinin tarihini anlattı.

Önyargılarla mücadele

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı/ Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bertil Emrah Oder, uluslararası standartlar karşısında Türkiye’nin durumunu “Cinsiyete ilişkin bütün önyargılarla mücadele etmek bir zorunluluktur. Ancak şu aşamada, devletin bu alanlarda hiçbir yükümlülüğü bulunmadığını görüyoruz” şeklinde konuştu. Reims Champagne- Ardenne Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nden Camille Froidevaux Metterie de, Fransa’nın toplumsal cinsiyet eşitliğini yürürlüğe ilk kez koyan ülke olduğunı söyledi. Fransa’daki siyasi hayatta, kadın-erkek eşitliğini araştırmak için 60 kadınla görüşme yaptığını da belirten Metterie, “Araştırmanın en önemli sonuçlarından biri ise kadınların özgüven eksikliğiydi” dedi.

Partiler koltuk kavgasında

KA.DER Ankara Eşit Temsil Çalışma Grubu Üyesi Dr. Selma Acuner, konuşmasında “Bu alandaki en büyük sorun, partilerin eşit temsil konusunu ciddiye almaması. Büyük partiler ‘Koltuk benim için daha önemli’ diyor ve kadın aday göstermiyor” dedi.
Rutgers Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nden Doç. Dr. Mona Lena Krook da, kadın temsil oranının artmasıyla toplumda nelerin değişeceğine dikkat çekerek, “Dünya genelindeki kadın temsili 15 yılda ikiye katlandı. Eşit temsil, vatandaşların siyasete katılmalarını ve kadınların politikada daha aktif olmalarını içeriyor. Eşit temsil sayesinde kadınlar, siyasete daha fazla ısınacak” ifadesine yer verdi.

Siyasal hayata katılma eksik

Seminerde son olarak, Koç Üniversitesi, Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi  Yard. Doç. Dr. Zeynep Oya Usal da, dünyada kadınların siyasal hayata katılmaları konusunda hukuki bir eksiklik olmadığını, ancak fiili eksikliklerin söz konusu olduğunu anlattı. Kadınların karar alma mekanizmalarında en az yüzde 30 oranında yer alması gerektiğine dikkat çeken Usal, “Seçim sistemlerinin yapısı, sosyo-ekonomik engeller, yoksulluk ve işsizlik, kadınların siyasette temsiliyetini olumsuz yönde etkiliyor.  Diğer bir engel ise kadınların siyaseti kirli bir alan olarak görmesi” şeklinde konuştu. 

JINHA/İSTANBUL