Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 8 arkadaşıyla birlikte 5 Ocak’ta açlık grevine başlayan Mahsun Şen, 17 Nisan’da tahliye olduktan sonra da eylemini, evinde sürdürüyor.
“Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 2016’da tutuklanan Şen, Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ne konulmuştu. Görülen son duruşmasında hakkında verilen tahliye kararı ile birlikte cezaevinden çıkan Şen, açlık grevi eylemini Mardin’in Derik ilçesine bağlı Bahçelievler Mahallesi’ndeki aile evinde sürdürüyor. Eyleminin 110. gününe giren Şen, konuşma güçlüğü çekmesinin yanı sıra böbrek ve eklem ağrıları, unutkanlık gibi sorunlar yaşıyor. Sağlık kontrolleri Mardin Tabip Odası’nın (MTO) görevlendirdiği bir doktor tarafından rutin olarak yapılan Şen’in diğer temel ihtiyaçları ise ailesi tarafından karşılanıyor.
Şen, “Her ne kadar arkadaşlar fiziki koşullarda zorluk çekseler de, morallerinden ve coşkularından bir şey kaybetmiyorlar” dedi. Şen, şöyle devam etti: “Başkan Apo üzerindeki tecridi kırmak için kararlılar. Ben de fiziki olarak sorun yaşasam da moral ve motivasyon açısından son derece iyiyim. Fark etmiyor; orası da cezaevi burası da. Kürdistan’ın tamamı cezaevine dönüştürülmüş durumda. Tecrit sadece İmralı’da değildir. Tecrit bugün tüm Kürt halkı ve Türkiye halklarına uygulanıyor. Annelerimizin ağlamasını, gözlerinden yaş akmasını istemiyoruz. Eylemimiz aslında özellikle anneler içindir. Herkes kendi rolünü oynasın. Bunu yaptıklarında ortada bir sorun da kalmayacak.”
Hafıza kaybı başladı
Tecridin son bulması talebiyle 89 gündür Antalya L Tipi Cezaevi’nde açlık grevinde olan Gurbet Öztürk, durumlarının kötüleştiğini ve doktor kontrollerinin yapılmadığını söyledi.
Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevinde olan Gurbet Öztürk’ün ablası Emine Bozkurt, kardeşi ve aynı koğuşta kalan diğer tutsakların sağlık durumları hakkında bilgi verdi. Bozkurt, şunları söyledi: “Şu an kardeşimin durumu hiç iyi değil. En son yaptığımız görüşmede elleri ve ayaklarının tutmadığını söyledi. Açlık grevinde olan diğer tüm arkadaşlarının da çok kilo kaybı yaşadığını, kemiklerinin ortaya çıktığını anlattı. Yanında kalan Hacire Çay’ın hafıza kaybı yaşadığını ve durumunun gittikçe ağırlaştığını öğrendik. Annem ve babam gibi kardeşimde kalp hastasıdır.”
Kardeşinin kendilerine doktor kontrollerinin son 5-6 haftadır yapılmadığı bilgisi verdiğini dile getiren Bozkurt, “Şu an 40 kilonun altına düşmüş. Bu durumda sürekli hastane ve doktor kontrolü yapılması gerekirken, cezaevi idaresi bu kontrolleri sağlamıyor. Dışarıdan haber alamasınlar diye, gazete de verilmiyor. Keyfi bir şekilde engelleniyor. Bu yönden bile baskı uyguluyorlar. telefon konuşmaları artık 10 dakika bile sürmüyor” şeklinde konuştu.
Kardeşi ile en son yaptığı açık görüş sırasında çözüm sağlanana dek hiç kimsenin geri adım atmayacağını ve eylemlerini sonlandırmayacaklarını kendisine aktardığını söyleyen Bozkurt, kardeşinin şu sözlerini paylaştı: “Benim ve arkadaşların fiziksel tahribatlar var. Sesimizi duyun, duyurun, herkes yaşadıklarımızdan haberdar olsun.”
Gurbet gibi dirençliydi
Bozkurt, tecridin zulüm olduğunu, buna karşı açlık grevi dahil direnmenin haklı ve meşruluğunun tartışılamayacağını kaydederek, “Hepimiz onları merak ediyoruz. Daha önce de başka bir kız kardeşim hayatını kaybetmişti ve o da Gurbet gibi dirençliydi, direnirken hayatını kaybetmişti. Bir daha yaşansın istemiyoruz” dedi.