Açlık grevindeki tutsaklardan Şiyar Akboğa’nın annesi Şükran Akboğa, “Evladımın ölmesini beklemeyeceğim” diyerek, böyle giderse kendisinin de açlık grevine başlayacağını belirtti. Akboğa, şunun altını çizdi: “Bunu bize reva görenler baş eğmemizi bekliyor ama biz asla baş eğemeyeceğiz.”
Bandırma 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Şiyar Akboğa, koğuşundaki 28 arkadaşıyla birlikte 1 Mart’ta açlık grevine başladı. 2004’te tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi’ne konulan Akboğa’ya, yargılama sonucunda “Örgüt üyesi olmak”, “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet etmek” ve “Kamu malına zarar vermek” iddiasıyla 28 yıl hapis cezası verildi. Akboğa, 9 yıl Diyarbakır D Tipi’nden kaldıktan sonra Bandırma 2 Nolu T Tipi Cezaevi’ne sürgün edildi.
Asla baş eğmeyeceğiz
Açlık grevindeki çocuğunun görüşüne 7 Mart günü giden anne Şükran Akboğa, açlık grevlerinin yaşanan adaletsiz düzene karşı bir tepki olduğuna dikkat çekerek, “Yeter artık nereye kadar sürecek bu zülüm. Bunu bize reva görenler baş eğmemizi bekliyor, ama biz asla baş eğemeyeceğiz. Bizim canımız çocuklarımızdan daha değeli değildir” dedi.
Aynı koğuşta 28 arkadaşıyla birlikte açlık grevine giren çocuğunun, moralinin yüksek olduğunu ve herhangi bir sağlık sorununun bulunmadığını dile getiren Akboğa, eylemin başlamasıyla birlikte cezaevinde bazı sorunların baş gösterdiğini anlattı. Akboğa, tutuklulardan aldığı bilgileri şöyle aktardı: “Gardiyanlar açlık grevine giren eylemcileri sürekli tahrik ediyor, görüşe çıktıklarında omuz atıyorlar, sözlü tacizde bulunuyorlar. Gardiyanların bu tutumuna karşılık veren tutsaklar ise darp ediliyor. Su, şeker, meyve suyu, şekerli su gibi sıvı ihtiyaçları karşılanmıyor. Açlık grevi eylemcilerine B1 vitamini cezaevi yönetimi tarafından verilmiyor.”
Adaletsizlik son bulmalı
Çocuğunun açlık grevine başladıktan sonra sürekli koğuşlarının basıldığını ve taciz edildiklerini ifade eden Akboğa, “Türkiye’de ağır bir tecrit var. Bu tecrit önce Abdullah Öcalan üzerinde başladı ve yıllardır sürüyor. Hiç kimse ile görüştürülmüyor. Bu adaletsizliğin son bulması için milletvekilimiz Leyla Güven ve çocuklarımız açlık grevlerine girmiş. Eğer bu gün evlatlarımız canını ortaya koymuşsa biz de koyarız. Tecrit kalkarsa açlık grevleri biter. Mücadelemiz ve çabamız bunun içindir. Kimsenin ötekileştirilmediği insanca bir yaşam için çabalıyoruz” şeklinde konuştu.
Cezaevlerinde açlık grevi başladığından beri evde herkesin huzursuz olduğunu ifade eden Akboğa, şunları kaydetti: “Ben açlık grevleri başladığı günden beri çocuklarımla yemeğe oturduğumu hatırlamıyorum. Anne olanlar bilir, çocuğu açken insan nasıl yemek yiyip uyuyabilir ki? Ne gecemiz gece, ne gündüzümüz gündüz. Yani ben evladımın ölmesini beklemeyeceğim. Böyle devam ederse ben de açlık grevine gireceğim. Bizim tek istediğimiz insanca bir yaşamdır. Diğer bütün halklar gibi onurlu bir yaşam istiyoruz.“
Uğur kardeşler açlık grevinde
Babaları Ramazan Uğur ile birlikte tutuklu bulunan 20 yaşındaki Furkan ve 19 yaşındaki Nurullah Uğur kardeşler de açlık grevinde.
Şırnak’ta sokağa çıkma yasakları döneminde Dicle mahallesinde oturan Uğur Ailesi’nin evi, devlet güçlerince yıkıldı. Aile bir süre Şırnak’ta kaldı, ardından Adana’nın Ceyhan ilçesine bağlı Küçükkırım Mahallesi’ne göç etti. 3 yıl önce Şırnak’ta gözaltına alınan Furkan Uğur, tanık beyanlarıyla tutuklanarak önce Şırnak Cezaevi’ne daha sonra Elazığ 1 No’lu Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Furkan Uğur’a çeşitli iddialarla müebbet hapis cezası verildi. Uğur, 21 Şubat’tan beri süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde.
Oğlu Furkan Uğur’un tutuklanmasından 5 ay sonra baba Ramazan Uğur da tanık beyanlarıyla gözaltına alınarak Ceyhan Cezaevi’ne gönderildi, ardından Midyat Cezaevi’ne sürüldü. 2 yıl önce de Nurullah Uğur babasının görüşüne gittiği sırada tanık beyanlarıyla gözaltına alınıp Antep H Tipi Kapalı Cezaevi’ne konuldu. Nurullah Uğur da 20 Şubat’tan beri süresiz-dönüşümsüz açlık grevini sürdürüyor.
Babası ve 2 kardeşi cezaevinde olan Avşin Uğur, hak ihlallerini protesto ettiği için kardeşi Furkan Uğur’un cezaevi idaresince 20 gün tek kişilik hücrede tutulduğunu belirtti.
Abla Uğur, kardeşinin kendisine, “Üzerimizde yoğun bir baskı var. Sürekli gardiyanların saldırısına maruz kalıyoruz. Saldırıda 2 arkadaşımızın kolu kırıldı. Yasak diye gazete ve kitap verilmiyor. Hücrelere atılıp darp ve tehdit ediliyoruz. Açlık grevi eylemine başlamamızla saldırılar artmaya başladı. Tecrit kırılana kadar eylemimiz devam edecek. Bedeli ne olursa olsun sürdüreceğiz. Baskı devam ediyor, direniyoruz. Hala hücreye atılanlar var. Dışarıdaki sesimiz olun” dediğini aktardı.