26 yaşındayken Saddam rejimi tarafından zehirlenen Eyaz Yusif Zaxoyî’yi ve büyülü sesini, kardeşi Xeyri Yusif Ahmed'den dinledik:

  • 18 Ocak 1986'da rutin bir test yapmak için Musul Askeri Hastanesi'ne gitmişti, sapasağlam bir şekilde gitmişti. Hastanede kanına bir şey enjekte edildi, iki gün içerisinde yaşamını yitirdi. Ölmeden önce sokak sokak, cadde cadde bana benim cenazemi Zaxo'da gezdirin demişti...
  • Baran adında bir kardeşim var. O Eyaz’dan önce sanatçıydı. Faris adında bir kardeşimiz var, sesi çok güzel. Benim sesim de fena değildir ama artık şarkı söylemiyoruz. O bir sembol olarak kalsın diye biz şarkı söylemeyi bıraktık. Biz  sadece Eyaz’ın sesi kalsın istedik...

GÜLCAN DERELİ / HAVİN FUNDA SAC

İnsan onu dinlerken sesine hayranlık duyuyor. Çok nadir yumuşak bir ses tonuna sahip. Dinlerken solo hali ayrı, enstrümanlarla ayrı bir güzel geliyor sesi. Sesinin tınısı, doğanın ritmini, insan duygularının hassas anlarını bağrında taşıyor adeta... Daha 26 yaşındayken katledilir. Buna rağmen sesi efsaneleşir, 26 yaşında ölümsüz bir ses olarak kalır... Eyaz Yusif Zaxoyî’nin kardeşi Xeyri Yusif Ahmed ile bu büyülü sesin hikayesini konuştuk.

Zaxo'nun güzel sesleri

Eyaz Yusif Zaxoyî, 20 Şubat 1960 yılında Zaxo'da dünyaya gelir, burada büyür. Okulu bitene kadar da Zaxo'dan ayrılmaz. 10 kardeşli bir ailenin altıncı çocuğu olarak dünyaya gelen Eyaz Yusif, doğuştan yeteneklidir. Yeteneğinin aileden geldiğini söyleyen kardeşi Xeyri Yusif Ahmed, "Biz Zaxo'nun köklü ailelerindeniz. Zaxo'nun kuruluşunda bulunmuş bir aileyiz, Resvan Ailesi olarak biliniriz. Ailemiz sanatla ilgili ve güzel sesli bir aileydi. Ailemiz sesinin güzelliğiyle meşhurdur. Dedem Mele Ahmed özellikle sesinin güzelliğiyle bütün Zaxo'da meşhurdu. Dedem 1942'de yaşamını yitirdi. Zaxo'ya gelmiş geçmiş en güzel sestir. Bir de amcam vardı Mele Ali, sesi çok güzeldi, cami müezziniydi, peygamberin mevlidini okurdu. Ayrıca müzik besteler, şarkı sözü de yazardı" diye anlatıyor.

Çok yetenekliydi

Eyaz Yusif, girdiği her ortamı etkileyen, enerjisiyle dikkatleri üzerine çeken bir gençtir. Sesinin ve yüzünün güzelliği herkesi etkiler. Sohbetine doyum olmazdı diye anlatıyor kardeşi Xeyri Yusif Ahmed: "Eyaz çok farklı, çok anlayışlı bir insandı. Çok sempatik bir insandı. Sohbeti çok güzeldi. Bir mecliste her zaman söz sahibiydi ve kendini dinletirdi. Taklit yeteneği vardı. Bir insanın hareketlerini, ses tonunu, konuşmasını birebir taklit ederdi. Bu da onun ayrı bir yeteneğiydi. Ayrıca çok yakışıklıydı. Nazik ve hassas bir insandı. Yaşadığı süre boyunca ben ne aileden ne çevremizden kimseyi kırdığını sanmıyorum ve inanmıyorum. Bizleri, kardeşlerini çok severdi. Eyaz'ın da sevenleri, hayranları çoktu tabi, sanatçıydı" diye anlatıyor.

'Newroz'da isteyecektik'

Ona sevdalı çoktur ama o Duhoklu bir kadına sevdalıdır. Evlilik hazırlıkları içine girer. Ancak kavuşamaz. Sözü kardeşi Xeyri Yusif Ahmed'e bırakıyorum: "Onu seven, aşık olan çok insan vardı ama onun gönlünde biri vardı. O da Duhokluydu. Evleneceklerdi, altınlarına kadar her şeyini hazırladık. 1986 Newroz'unda isteyecektik. Maalesef Eyaz 20 Ocak 1986'da yaşamını yitirdi."

Rejim zehirledi

Eyaz Yusif, 26 yaşında Irak rejimi tarafından zehirlenerek katledilir. Neden ve nasıl katledildiğini kardeşi Xeyri Yusif Ahmed, şöyle anlatıyor: "Irak-İran savaşı başladı. Irak-Iran savaşı 80-88 arası oldu. Eyaz 1981-82 yıllarında resmi kaset çıkardı. Öncesinde de sesi güzel olduğu için tanınıyordu, meşhurdu. 70'li yıllarda, 80'li yıllarda da çevrede tanınırdı. Mesela Irak genelinde müzik yarışması yapılırdı Eyaz da katılırdı. 80'de kaset çıkardığı zaman Bağdat radyosu ve televizyonu vardı. Bunlara çıkan herkes Saddam'ı metheden şarkılar ve savaş için İran karşıtı şarkı söylemek zorundaydı. O zaman bir şarkıcı vardı adı Salah Abdugafur’du. O da Arapça ve Türkmence şarkılar söylerdi. Eyaz'dan ve ondan Saddam için şarkı söylenmesi istendi. Salih Abdulgafur Arapça ve Türkçe, Eyaz’a da Kürtçe şarkı söylemesini istediler. Ama Eyaz söylemedi. Bir şekilde söylemedi ve Çuhuki söyledi. Bundan önemlisi Nevrozat Gulurehan şarkısını söyledi. Bu bir Kürt marşı niteliğindeydi. Bu marşı söyleyince rejimin dikkatini çekti. Nasıl Newroz marşı söyler de rejim için şarkı söylemez diye düşündüler sanırım. Kendisi de zaten memurdu. 18 Ocak 1986'da rutin bir test yapmak için Musul Askeri Hastanesi'ne gitmişti, sapasağlam bir şekilde gitmişti. Hastanede kanına bir şey enjekte edildi ve bunun üzerine hastalandı. İki gün içerisinde ayın 20'sinde yaşamını yitirdi."

'Beni Zaxo'da gezdirin'

Kendisine yapılan zehrin farkına varan Eyaz Yusif, yaşamını yitirmeden önce vasiyetini dile getirir. Aşık olduğu topraklarda defnedilmeyi ister. O süreci kardeşi Xeyri Yusif Ahmed, şöyle anlatıyor: "21 Ocak 1986 yılında defnettik. Ölmeden önce sokak sokak, cadde cadde bana benim cenazemi Zaxo'da gezdirin demişti. Beni sonra gömün demişti. Çünkü Zaxo'yu çok seviyordu ve çok bağlıydı. Onun anısına güzel bir anıt mezar yaptırdık."

'Sesi çok güzeldi'

Etkilendiği şairlerin şiirlerini besteleyen Eyaz Yusif, önemli şairlerin şiirlerinden beslenir. Kardeşi Xeyri Yusif Ahmed, Eyaz Yusif'in etkilendiği şairleri ve çalışma disiplinini anlatıyor: "Şarkıların sözlerini genelde şairlerden alırdı, müzikleri de başka müzisyenlerden alırdı ama şarkı üzerinde değişiklik yapardı. Bir kelimeyi beğenmezse müzisyenden rica edip değiştirirdi. Özellikle kelimelerin saygınlığına çok dikkat ederdi. Kadınlar konusunda çok hassastı. Eğer kadınlar karşısında saygılı olmayan sözler kullanılmışsa onları müzisyenden rica edip mutlaka değiştirirdi. Ama kendisi şarkı bestelemezdi. Sesi çok güzeldi. Bu yüzden sesiyle tanındı. Çok ünlü insanlardan şarkılar aldı. Abdülaziz Süleyman, Semîr Zaxoyî, Sebah Zaxoyî'den besteler, şarkılar aldı, ünlü şairlerden şiirler aldı. 'Cipkem Ez' şarkısı gibi bu şarkının sözleri doktor Bedirhan Sindî'ye aittir. Dr. Bedirhan Sindî (1943 Zaxo doğumlu dünyaca ünlü Kürt şair, yazar ve akademisyendir. Kürt dili, edebiyatı ve kültürü üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan önemli bir entelektüel figürdür.) Kürt edebiyatında oldukça meşhur bir şairdir."

En sevdiği: Min Dît Cara Ewilî

Eyaz Yusif, söylediği bütün şarkıları severek, büyük bir duygu yoğunluğu ile söyler. Müzisyen arkadaşlarıyla titiz çalıştığını belirten kardeşi Xeyri Yusif Ahmed, şöyle diyor: "Bütün şarkılarını genelde severdi, ayrım yapmazdı çünkü bir şarkıyı hazırlayana kadar çok emek verirdi. Müziğinden, sözlerine kadar incelerdi. Müzisyenleriyle özenle çalışırdı. Fakat bazı şarkıları belki onun için biraz daha değerliydi. Bugün de o şarkılar hala dinleniyor. Cuxe Mino şarkısı gibi. Cuxe Mino da anonimdir. Geleneksel Kürt folklorik şarkısıdır ama o biraz tarzını değiştirip modern tarzda okudu ama şarkı çok ses getirdi. Bir de Bişar Zaxoyî'nin bir şarkısı vardı, o da onun için çok özeldi. Ayrıca Bişar dayımın oğlu ve eniştemdir, kız kardeşimle evlidir. Min Dît Cara Ewilî, şarkısı da çok özeldir Eyaz için."

'Klasik Kürt müziğini severdi'

Anonim Kürt şarkılarını çok seven Eyaz Yusif, onları söylemekten ayrı keyif alır. Peki ya en çok hangi sanatçıyı severdi, kimden etkilenirdi? Kardeşi Xeyri Yusif Ahmed, "Anonim Kürt şarkılarını çok dinlerdi ve onları farklı bir tarzda yorumlardı. O dönemin Kürt, Arap müzisyenlerinden ve bazı farklı sanatçılardan da etkilenmişti. Özellikle Muhammed Arif Cizirî, Başar Zaxoyî, Samir Zaxoyî'yi çok dinlerdi. Ayrıca Sabah Fahri, Abdulvahap Esma Han gibi eski klasik Arap müzisyenleri de dinlerdi. Aslında her türlü müziği dinlerdi ama ailece oturduğumuz zaman daha çok Cizira Botan, Zaxo bölgesinin müziklerini söylerdi."

'Ailece müziği bıraktık'

Kardeşi Xeyri Yusif Ahmed, Eyaz Yusif'in vefatıyla tüm ailenin müziği bıraktığını anlatıyor: "Amerika'da Baran adında bir kardeşim var. Eyaz'dan büyüktür. O Eyaz’dan önce sanatçıydı, 60'lı yıllarda devrim şarkıları söylerdi, müzik bestelerdi, söz yazardı. Bir de Faris adında küçük bir kardeşimiz var, sesi çok güzel. Benim sesim de fena değildir ama artık müzik yapmıyoruz, şarkı da söylemiyoruz Eyaz'dan sonra. O bir sembol olarak kalsın diye onun anısına biz şarkı söylemeyi bıraktık. Çünkü biz ne yaparsak yapalım Eyaz'ın yaptıklarına, Eyaz'a yetişemeyiz. Biz halkın kafasında sadece Eyaz’ın resmi kalsın istedik."