Özellikle Şahba bölgesine bağlı Ezaz’da çetelerin güç yığması ve ağır silahlar yerleştirmesi bu ilanla paralel gelişti. Çeteler bununla yetinmedi, aynı zaman Efrîn Kantonu'na gelen bütün yolları keserek, ambargo uygulamak istedi. Halep’ten Efrîn’e gelmek isteyen halka saldırdı ve esir aldı. El Nusra ve Ehrar El Şam'ın başını çektiği çetelerin ortak noktası ise Türk devleti ile organik bağlarıdır.


Çetelerin yardım aldığı üç nokta

Türk devletinin çetelere cephane, lojistik, eleman akışını sağladığı noktalar şunlar:

* Bab El Selam (Ezaz-Kilis), 

* Bab El Hewa (Atmê-Cilvegözü)

* DAIŞ’ın denetimindeki Girgamêş (Karkamış-Girgamêş) kapıları.


Silahlar Ehrar El Şam üzeri

MİT TIR’larıyla bilinenin ifşa olduğu silah akışı, iki koldan yürüyor. Silah akışının en önemli olduğu çete grubu Ehrar El Şam. Ehrar El Şam, aynı zamanda silah akışının çok tepki çekmeden yapılmasını sağlayan bir çete. Çünk El Kaide ile bağlı ve El Nusra ile ortaklığı olmasına karşı halen 'terör örgütü' olarak kabul edilmiyor. 


Aktarım zinciri

Ehrar El Şam üzerinden aktarılan silahlar El Nusra’ya, Nusra’dan Cundil Aksa çetesi, Cundil Aksa'dan da DAİŞ'e  aktarılıyor. Suudi ve Katar’ın finanse ettiği silahlar, Türkiye’den bu şekilde transfer ediliyor. Açığa çıkma olasılığı ve uluslararası alanda riskleri fazla olduğundan DAİŞ’a silahlar sadece “acil” durumlarda direkt veriliyor. Kobanê’de olduğu gibi. 


Türkiye'ye petrol

Buna karşılık olarak Türkiye’ye “kaçak” yollardan petrol akışı yapılıyor. Üstelik zaman zaman ham petrol olarak da. Bu akış günlük milyon dolarları buluyor.

Sınır kapılarından sadece silah değil, petrol ticareti, tarihi eser kaçakçılığı, organ ticareti gibi geniş bir yelpazeyi içeren transfer sözkonusu. 


DAİŞ ile ateşkes, QSD'ye saldırı

QSD’ye Halep ve İdlib’te birçok grubun katılmasından sonra bölgede dengeler değişmeye başladı. Bunun en büyük nedeni Türkiye-Katar-Suudi dışında Suriye’de muhalif grupların bir araya gelmesi ve birleşmeleriydi. QSD’nin en büyük özelliği ise içinde Kürt ve Arapların yanında Türkmenlerin de olması. Bölgenin demografik yapısına uygun bu güçbirliği, Türkiye’yi ciddi bir biçimde telaşlandırdı. Rus saldırıları da yoğunlaşınca Türkiye, bu panikle kendisine bağlı El Nusra ve Ehrar El Şam çetelerini QSD güçlerinin konumlandıkları Ezaz’ın Şewarqa ve Kiştear köylerindeki mevzilerine saldırttı. Bu saldırılara, Ceyş El Suwar cevap verdi. Ceyş El Suwar, QSD'nin de bileşeni olduğu için QSD dahil oldu. Bu saldırılar, aynı zaman bütün bu çeteler konsorsiyumu ile DAİŞ çetesi arasındaki ateşkes dönemine denk getirildi. Ezaz’da kendi çeteleri dışında bir güç istemeyen Türk devleti, QSD’nin bölgede etkinlik kurmasını ve halk nezdinde kabul görmesini engellemek için çetelerini harekete geçirdi. 


Ne olabilir?

QSD savaşçıları şuan stratejik Ezaz-Halep ana yolunun bir bölümünü denetimi altına almış durumda. Bu durum çetelere önemli bir darbe anlamını taşıyor. Fakat çetelerin bu durumu sindirmesi zor. Saldırılarını artırabilir ve tekrardan yolun denetimini sağlamak isteyebilirler. Bu da çatışmaların daha geniş bir alana yayılmasını beraberinde getirebilir. "Rusya QSD savaşçılarına yardım ediyor" yalanını da buna eklersek çatışmalar daha da derinleşebilir.


AZİZ KÖYLÜOÐLU/EZAZ