
Türk Başbakan Recep T. Erdoğan önceki akşam akil insanlar heyeti ile görüştü. 7 bölgede hazırlanan raporların özetlerinin bölge heyetleri başkanları tarafından aktarıldığı toplantıda, sunulan raporlar olumlu olmasına rağmen Erdoğan, ezberlerini tekrarladı. Erdoğan, "Başka programımız var" diyerek, heyetten sadece başkanlara söz hakkı tanıdı. Gerillaların geri çekilmesi hususuna değinen Erdoğan, "Geçişlerin sadece yüzde 10-15 oranı sağlandı. Gerisinin sahada olması sıkıntı yaratıyor" diyerek, bazı bölgelerde de gerillaların alıkoyma eylemi yaptıklarını iddia etti.
'Karakol yapımı devam edecek!'
Sözlerine baraj yapımlarıyla ilgili devam eden Erdoğan, baraj yapımlarının hızlanmasının askeri ‘güvenlik’ politikalarıyla bağı olmadığını savunarak, uluslararası su politika- larındaki düzenlemeler gereği, zamanla baraj yapımlarının zorlanacağını, bu nedenle hızlandırmaya başladıklarını ifade etti. "Eğer yapmazsak Türkiye su sıkıntısı yaşayacak" gerekçesini dile getiren Erdoğan, gerillanın geri çekilmesiyle birlikte hızlanan karakol yapımlarıyla ilgili gelen eleştirileri de yanıtladı. "Karakol yapmak durumundayız" diyen Erdoğan, meselenin sadece iç mesele olmadığını ileri sürerek, Suriye, İran, Irak'ta da farklı gelişmelerin yaşanabileceğini, hem sınır güvenliği için hem de ilerde iç bir soruna karşı önlem olarak, karakol yapımlarına devam edeceklerini açıkladı.
Yine 'tek dil' dedi
Erdoğan anadilde eğitim konusunda da ''tek dil'' tutumunu tekrarladı. Kürtçe eğitimle ilgili olarak Erdoğan, "Anadille ilgili anayasada bir çalışmamız yok. Tek resmi dil Türkçedir ve Kürtçeyi zaten seçmeli ders olarak verdik" ifadelerini kullandı. Erdoğan, koruculuk sistemiyle ilgili olarak da yeni alım yapmadıklarını, yaşı dolanları emekli ettiklerini ve geri kalanları da sosyal haklarını vererek farklı kurumlara yerleştirebileceklerini söyledi.
Henüz paketi yok
Erdoğan, toplantıda, çözüm süreciyle ilgili olarak bir reform paketlerinin olmadığını da belirtti. "Reform çalışmalarımız devam ediyor ama henüz bir paketimiz yok" diyen Erdoğan, seçim barajı noktasında da olumsuz tutumunu sürdürdü. Erdoğan, seçim barajını düşürme gibi bir planlarının kesinlikle olmadığını açıklayarak, "Çalışsınlar barajı geçsinler" ifadelerini kullanarak, nasihat vermekle yetindi. Erdoğan, Akil İnsanlar Heyeti'nin raporlarını dikkate alacaklarını, bu çalışmayla ilgili bütün ortaya çıkan sonuçları bir kitap haline getirerek kamuoyuyla paylaşacaklarını söyledi.
Can: Sıra siyasette
Heyettin içinde yer alan Celalettin Can'ın da toplantıda Erdoğan'a "Siz geçişlerin sadece yüzde 10-15 oranı sağlandı diyorsunuz ama kamuoyu geçişlerin bittiğini düşünüyor. Silahlar sustu şimdi sıra siyasette. KCK tutuklularının, hasta tutsakların serbest bırakılması gerekir. Koruculuk muhakkak kaldırılmalıdır. Barajların ve karakolların yapımları durdurulmalıdır. İnsansız hava uçaklarının çatışmaların olmadığı bölgelerde hareketliliği son bulmalıdır. Ama bu uçuşlar Kandil'e neden yapılıyor. Öcalan'ın koşulları sağlıklı, güvenlikli ve dünyayı izleyebilecek bir duruma kavuşturulmalıdır" dediği öğrenildi.
Kaygılar arttı
Erdoğan'ın karşılıklı olarak Can ile diyaloga girdiği ve söyledikleri konulara cevaplar verdiği belirtildi. Erdoğan'ın Öcalan'ın koşullarına ilişkin ise "Yeni bir oda verdik. Daha ne yapalım" dediği kaydedildi.
KCK davası tutsakların ve hasta tutsakların bırakılması yönünde Celalattin Can'ın sunduğu öneriler hakkında Erdoğan'ın değerlendirme yapmadığı öğrenilirken, Erdoğan'ın bu söylemlerinin kaygıları da arttırdığı dile getirildi. Toplantıda ayrıca Can'ın "Tarafların birbirine eşdeğer saygısı ve barış dili olması gerektiği noktasında sorun var" söylemine ise Başbakan Erdoğan'ın "Bunu bana diyeceğine elinde silah dili tutanlara söyle" dediği öğrenildi.
Akiller 'kapsamsız' buldu
Akil İnsanlar Heyeti'nin İç Anadolu Grup Üyesi Prof. Doğu Ergil, Başbakan Erdoğan'ın konuşmasını eleştirdi. Prof. Ergil, "Erdoğan'ın konuşması kapsamsız bir konuşmaydı. Bu sürecin tamamlanması ve başarıya ulaşması konusunda katkılarımıza teşekkür edip, önerileri dinledi. Bundan sonraki aşamalar, her aşamada nelerin olacağı konusunda bir açıklama yapmadı. Halbuki raporlardan çıkan beklentilerden biri; bu sürecin açık olması, parlamento çatısı altında bütün partilerin, sivil toplumun da katkısıyla yürütülmesiydi. Erdoğan, buna yönelik de bir mesaj vermedi" diye konuştu.
Ergil: Barış çatışmasızlık değildir
Prof. Dr. Ergil, barışın sadece "şiddetin araçlarını elinde tutanların vardıkları çatışmasızlık hali" olmadığını belirterek, şöyle devam etti: "Barış; bütün toplumun, çeşitli kesimlerin müzakere sonucunda oluşturduğu şartlar ve bunların ilkelere bağlanmasıdır; bir arada yaşama iradesidir. Silahlı gruplar arasındaki varılan uzlaşmaya, 'barış' denilemez. Tüm kesimlerin hangi şart ve kurallara göre yaşayacağına karar vermesi, yani kolektif irade meselesidir. Bunun mimarı siyaset olabilir ama işçisi toplumun kendisidir. Her fert, her küme eşit, saygın, kurucu ortak irade olarak yer almalıdır."
Erdoğan'a toplantıda barışın böyle anlaşılması noktasında açıklama yaptığını anlatan Prof. Dr. Ergil, "Kendisine, eğer barışı böyle görmezsek bölgedeki çatışmasızlığın durmasının yanlı, yanlış, kısmi ve geçici olacağını söyledim. O yüzden bu bilincin yaratılması gerekiyor ve barışın demokrasi yoluyla, demokrasinin kurallarının mutabakatla belirlenmesiyle, herkesin müdahil olabileceği, katılabileceği bir olgu olarak düşünülmesi lazım. Dar anlamdaki barış bizi bir yere vardırmaz; Erdoğan'a, daha geniş çaplı bir barış anlayışına sahip olunması gerektiğinden bahsettim" dedi.
Yapısal ve kamusal değişiklikler
Kürt sorununun çözümünün 'demokratik bir devrim' niteliği taşıyan değişikliklerle mümkün olacağına dikkat çeken Prof. Dr. Ergil, Erdoğan'a yapısal, kurumsal değişikliklerin gerektiğini söylediğini aktardı: "Kamu bürokrasisi Ankara'nın sözünden çıkmamaya şartlanmış. Ama çözüm sürecinin dinamizmine, esnekliğe engeller. Düzen kendi yaratmış olduğu üniversiteyi de bürokrasiyi de kendi karşısında buldu. Anadolu'da barış desteğinin sağlanması için bunların dikkate alınması gerekiyor."
Prof. Dr. Ergil, Erdoğan'ın Gezi Parkı meselesini "yabancı komplosu" şeklinde ele aldığını hatırlatarak, bu dilin de değişmesi gerektiğini belirtti.
'Yaklaşımda muğlaklık var'
Erdoğan'ın toplantıda seçim barajı, anadilde eğitim gibi konulardaki olumsuz yaklaşımına tepki gösteren Prof. Dr. Ergil, "Kendisi bunları söylediğinde hepimiz 'yahu ne oluyoruz' dedik! Çünkü demokratikleşmenin şartlarından biri katılımın, tabanın mümkün olduğu kadar gelişmesidir. Yüzde 10 barajı buna engel. 'İstikrarı, koalisyonları engelleyecek' denilerek, böyle bir engel konulamaz. Anladığım kadarıyla daha geniş kapsamda temsili iktidar partisi istemiyor. Bu bizi şaşırttı. Erdoğan'ın, hükümetin ana dil meselesine yaklaşımında da biraz muğlaklık var. Erdoğan anketlere çok önem veriyor ve ona göre tutum takınıyor olabilir ama yanılıyor da olabilir" diye konuştu.
Teker: Provokasyon zemini
Akil İnsanlar Heyeti'nde 'Doğu Anadolu' Grubu üyesi olarak çalışan, TUHAD-FED Genel Başkanı Zübeyde Teker de, Erdoğan'ın konuşmasında eleştiriyi hak eden bölümler olduğunu belirterek, Erdoğan'ın projelerinden bahsetmemesini de eksiklik olarak değerlendirdi. Teker, "Çözüm süreci için 'şunları yapacağız' demezken; neleri yapmayacaklarını söyledi. Anayasada anadil meselesinin yer almayacağını söylemesi gibi" dedi.
Teker, şöyle devam etti: "Çözüm sürecinde hükümetin kullandığı dil ve üslup halkın hassasiyetlerini zorlamamalıdır. Devlet ile duygusal ilişkisi kopmuş, güven ilişkisi pamuk ipliğine bağlı bir gerçekliğe uygun olmayan söylem ve pratikler, halkta negatif tutumlar gelişmesine sebebiyet verebilir. Provokasyon zeminleri oluşturabilir. Böylesi bir durumun yaşanması hükümeti süreç bakımından zor duruma düşürür. Süreci rahatlatacak ve güven sorununun aşılmasına ciddi katkılar sunacak olan ve raporda belirtilen kısa vadeli adımların atılması son derece önemlidir."
Öcalan ile görüşülmemesi eksiklik
Cezaevlerindeki siyasi tutuklular ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmemenin raporun tamamlanmasında ciddi bir eksiklik yarattığını belirten Teker, "Bu eksikliğin giderilmesi temelinde hazırlanan raporun grup temsilcileri tarafından Sayın Öcalan'a götürülüp paylaşılması çok büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. Teker, Kürdistan doğasına dönük projelerde halkın görüşüne başvurulmasını, doğa ve tarihsel dokunun tahribatına sebebiyet verecek projelerden hızla uzaklaşılmasını istedi ve ekledi: "Kalekol ve koruculuk uygulamaları konusunda raporda yer alan önerilerin bir an önce değerlendirilmesinin sürece çok olumlu bir katkı yapacağı görülmelidir."
Üniversitelerde Kürt öğrencilere dönük baskı ve yıldırma politikalarına vurgu yapan Teker, "Üniversitelerde ciddi anlamda reformlar yapılmalı, bu provokasyoncu, asimilasyoncu, baskıcı kadrolar üniversitelerden uzaklaştırılmalıdır" dedi.
Çalışmalar sürecek
Teker, Akil İnsanlar Heyeti'ndeki 'Doğu Anadolu' Grubu olarak çalışmalarını sürdürmeye karar verdiklerini açıkladı: "Toplumsal sorumluluğumuz gereği meseleyi sadece hükümete taşıma meselesi olarak algılamıyoruz. Meşrulaşma zemini yakalanana kadar takipçisi olmaya karar verdik. Ayda bir özgün olarak çalışmalarımızı bir araya getirip ifade edeceğiz."
ALİ BARIŞ KURT/ANF/ANKARA