Federasyona Komelên Êzîdiyan- Êzîdî Dernekleri Federasyonu (FKÊ ) 25-26 Aralık tarihlerinde Almanya'nın Celle Kenti'nde kongresini gerçekleştirecek. 10 bini aşkın Êzîdînin yaşadığı Celle başta olmak üzere, Êzîdîlerin yoğun yaşadığı birçok kentte halk toplantıları ve kadın seminerleri düzenlendi. Bu seminer ve toplantılarda Êzîdî toplumunun yaşadığı sosyal sorunlar tartışıldı. Kongre öncesi yapılan bu etkinliklerde özellikle kadın ve aile sorunlarına ilişkin kapsamlı tartışmalar yürütüldü. Almanya Linz kenti merkezli çalışma yürüten Kadın Buluşma Merkezi UTAMARA geçtiğimiz haftalarda, Almanya'nın çeşitli kentlerinde kadın sorunu konulu bir dizi seminer ve panel düzenledi. UTAMARA ayrıca 2013 yılı başından itibaren, özellikle Êzîdî toplumu içinde yaygın olan 'başlık parası'nın kaldırılmasına dönük bir kampanya başlatıyor. FKÊ Kongresi öncesi değişik kentlerde yapılan halk toplantıları ve kadın seminerleri katılımcılarından bazıları Êzîdî toplumunda kadın ve toplumsal sorunlara ilişkin şu şekilde görüş belirtti:

 
Devrimi yaşayan bir halkız

Gûlnaz Beyaz: Kürt kadınları çok yönlü sorunlar yaşıyor. Ama Avrupa'da sorunlar daha karmaşık. Özellikle Êzîdî toplumu derin bir erimeyi ve asimilasyonu yaşıyor. Biz devrimi yaşayan bir halkız ve bunun gereklerine göre yaşamımızı düzenlemeliyiz. Başlık parası konusunda ilk başta kadınlar karşı çıkmalı. Ama genellikle kadınlar erkekleri başlık parası almaya teşvik ediyor. Başlık parasına karşı bir kampanya başlatmamız gerekiyor. Genç kadınlar ve genç erkeklerin bu konuda kendilerini eğitmeleri önemli. Başlık parası konusunda toplumun her alanı örgütlendirilmeli. 


Toplumsal mücadele gerekiyor
Behdiya Göktaş: Toplumsal sorunları kadınlar ve çocuklar derinden yaşıyor. Toplumsal alanda kadının rolü çok önemli. Kadınlar ve erkekler arasında eşitlik yok. Bu da toplumumuzun özüne ters bir zihniyettir. Berdel ve başlık parasına karşı çok güçlü bir mücadele vermemiz gerekiyor. Kadına karşı şiddet bizim mezhebimizde yok. Ama yaşanan gerçeklik çok farklı. Bizim yaşam felsefemizin özünde, şiddet haksızlıktır ve kabul edilecek bir durum değildir. Bana  göre kadının istemide önemlidir, eğer isterse çok şeyi başarabilir.
Mûhbet Örper: En önemli toplumsal sorun, kadın sorunu. Berdel, küçük yaşta evlendirme, başlık parası alma halada devam etmektedir. Bu sadece kadınların değil, tüm toplumun sorunudur. Bu yüzden de ancak ortak bir mücadele ile ortadan kalkar. Evden kaçan  kızların durumu araştırılması gereken bir konudur. Kadınların kaçışları sebebsiz değildir. Son dönemlerde yaşları 18-23 arası  4 kadın kendisini astı. Bu konularda sorumluluk hepimize aittir. Mezhebimizde kadına karşı şiddet yoktur, kadını öldürmek yoktur, kadını kutsamak  vardır, eşitlik esastır. Felsefemizin ilkeleri bu kadar net, açık olmasına rağmen neden hayata geçirilmiyor?

Asıl sorun özgürlük sorunu

Besra Özdogan: Genç kadınlar olarak birbirimize destek olabilmeliyiz. Toplumda kadın  köle gibi kullanılmakta. Sadece yemek yapan olarak görülmekte. Onun dışında herhangi bir  rolü olmadığı öne sürülür. Gençler olarak bu konuda mücadelede daha cesaretli olmalıyız.
Sebriye Savgat: Kadına yaklaşım  tüm toplumu etkilemektedir.Toplumun gelişmesi ve güçlendirilmesi gerekir. Êzîdî toplumu çok dar ve içine kapanıktır. Asıl sorunumuz özgürlük sorunudur, kadın sorunudur.
Xanê Qorî: Êzîdî toplumu kadın konusunda çok dar düşüncelere sahip. Erkek tarafından kadına karşı şiddet kullanılmaktadır. Başlık parası yaşamın vazgeçilmez bir parçası olarak dayatılıyor. Bu yüzden de, Êzîdî kadınlar olarak tek ses olmalı ve haksızlığa karşı mücadelede cesaretli davranmalıyız.

Zerdüştlük felsefesinin özü

Zerdeşt Gûnay: Êzîdî toplumunun sorunları siyasi ve toplumsal olarak tarihsel bir geçmişe sahiptir. Dinimizin felsefesine göre hareket edersek kadını kutsamamız gerekir. Berdel, başlık parası vb. konuların bizim felsefemizle bir alakası yoktur. Bundan dolayı toplumsal alanda duyarlı olmamız çok önemlidir. Yoksa kendi elimizle özellikle de Avrupa'da, kendi toplumumuzu yok edeceğiz. Kısacası tüm yaşam felsefemizin temelini Zerdüştlük felsefesi oluşturmaktadır, eğer biz özümüze göre hareket etmezsek toplum olarak kaybederiz.
Şemo Baran: Êzîdîlik dinine göre, biz ilk başta tanrıya sonra Melekê Tawus'a inanırız. Halk olarak dinimizden kaynaklı birçok katliamdan geçtik. Son 30 yıldır Êzîdîlerin göçleri başladı. Êzîdîlerin var olması özgürlük mücadelesi sayesinde oldu. Ben kendim Êzîdîler Federasyonu'nda çalışma yürütüyorum. Bir süredir sorunlarımız hakkında tartışmalar yapıyoruz.

Doğru öncülük yapmalıyız

İbrahim Çiner: Sorunlarımız kendi özümüzden uzaklaşmamızdan kaynaklı. İlk başta da kendii çocuklarımızı ihmal ediyoruz. Özellikle din ve kültür konularında daha fazla cocuklarımızı eğitmeliyiz. Ülkeye dönüşten veya Kürdistan'ın özgürleştirilmesinden bahsediyoruz. Ama unutmayalım ki, yaklaşımlarımız bu şekilde devam ederse doğru bir öncülük yapamayız. Êzîdî evlerimizde çocuklara dönük Kürtçe dil dersi, saz ve folklor dersleri kapsamlı bir şekilde verilmektedir. Eğer bu çocuklar küçük yaşta kendi tarihlerini öğrenmeseler, gençlik dönemlerinde acaba hangi ulusa mensup olduklarnı bilebilecekler mi?

Kongrede yeni tüzük oluşturulmalı

Osman Savgat:  Eğer Zerdüştlüğün özünü doğru bir temelde kavramış olsaydık, bu sorunları yaşamazdık. Toplumumuz çok uzun zamandır diyasporada ve asimile oluyor. Bu açıdan toplumun kendisiyle yüzleşmesi gerekir. Aksi takdirde diğer davranışlarımız gericiliği temsil eder. Federasyon olarak gerçekleşecek kongremizde yeni bir tüzük oluşturamazsak, sorunlar daha fazla derinleşecek diye düşünüyorum. Toplum içerisinde başlık parası ciddi bir sorundur. Eğer Êzîdî kadınlar rollerini oynarlarsa bu konuda erkekler ve erkek egemenlikli toplum ilerleyemez. Ben kendim bile kadınların başlık parasını meşrulaştırdırğına sahit oldum.
Hûnermend Xemdar:  Toplumumuzda kadın, gençlik, kültür ve toplumun birçok alanında yaşanan sorunlar var. Kadınların kendilerini geliştirmeleri alternatif çözümler üretecektir ve şiddete karsı mücadelede daha örgütlü olabilecekler. Bütün erkeklere sesleniyorum. Kendi gerçekliklerini tanısınlar. Kendilerini kadın özgürlğü konusunda ikna etmeleri gerekir. Herkesin toplumsal bir görevi vardır. Ben de bir sanatcı olarak her konuda yardımcı olmaya, sorumluluklarımı yerine getirmeye hazırım. 

HABER MERKEZİ