‘Êzîdî kadınlarla dayanışalım’
Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu üyesi Gülcihan Şimşek, hala 3 bine yakın Êzîdî kadının akıbetinin bilinmediğini hatırlatarak, 3 Ağustos’un “soykırım” günü ilan edilmesi çağrısında bulundu. Şimşek, kamplarda kalan kadınların zor şartlarda verdiği yaşam mücadelesine de dikkat çekti.
BERİTAN CANÖZER/JINNEWS/AMED
DAİŞ’in 3 Ağustos 2014 tarihinde Şengal’e dönük işgal saldırıları 5 yılı geride bırakırken, binlerce Êzîdî ise hala kamplarda yaşam mücadelesi veriyor. Zor şartlarda yaşayan Êzîdîler, yeniden bir saldırıya maruz kalacakları endişesi ile Şengal’e dönemezken, Türkiye ve Kürdistan’daki kamplarda bütün haklardan mahrum kalıyorlar. Ucuz iş gücü olarak görülen Êzîdî halkı, sömürü çarkına itiliyor, çocuklar eğitim göremiyor. Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu Üyesi Gülcihan Şimşek, platformun kuruluş sürecini ve Êzîdî halkın yaşadıklarını anlattı.
Platform yaşam hakkını savunuyor
Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu’nun 5 Ekim 2015 tarihinde kurulduğunu hatırlatan Şimşek, platformun Ortadoğu’da yaşanan savaş ve çatışmalarda kadınların yaşadığı şiddetle mücadele etmeye dönük kurulduğunu belirtti. DAİŞ’in 2014 yılında gerçekleşen saldırıları sırasında zorla alıkonulan, pazarlarda satılan, tacize ve tecavüze uğrayan, kendi topraklarından uzaklaştırılan kadınlar için kurulmuş bir platform olduklarını ifade eden Şimşek, “Platformumuz, erkek egemen zihniyetin kadınlara yönelik şiddet politikalarına karşı mücadele etmeyi esas aldı. Radikal dinci grupların, yani DAİŞ, El Nusra gibi çete gruplarının kadına yönelik geliştirdiği saldırılar var. Biz de bu saldırılara karşı kadın mücadelesini savunuyoruz” dedi.
3 bine yakın Êzîdî kadınDAİŞ’in elinde
Şengal’e yönelik saldırılarda yüzlerce kadının DAİŞ tarafından kaçırıldığını ve köle pazarlarında satıldığını anımsatan Şimşek, Êzîdî halkının zorla yerinden edildiğini kaydetti. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından bunun bir soykırım olarak kabul edilmesi gerektiğine dikkat çeken Şimşek, “BM bunun bir soykırım olduğunu kamuoyuna açıkladı ama hukuksal anlamda bir tanıma henüz olmadı. Biz de platform olarak bu mücadeleyi yürütüyoruz. Bugüne kadar 7 bin Êzîdî kadın kırımdan geçirildi, kaçırıldı. Şu an hala 3 bine yakın Êzîdî kadının akıbeti bilinmiyor. Tabii bu saldırılarda yaşadıklarını somutlamak gerekiyordu ve kaçırılan, zorla alıkonulan kadınların kendi tanıklıkları var. DAİŞ’in onları nasıl yakaladıklarını ve DAİŞ’in elinden nasıl kaçtıklarına kadar yaşadıkları her şeyi anlatan kadınlar var. Tekrar yaşama dönmeye çalışan ve bunun acısını yaşayan kadınlar var. Yüz yüze görüşmelerde bunları anlattılar. Şu an birçoğu toprağından, evinden uzak yaşıyor” ifadelerini kullandı.
Kamptaki kadınlar baskı altında
Platform olarak kamp sürecinden bu yana yaşananları takip ettiklerini dile getiren Şimşek, “Amed, Batman, Mardin’de kaldıkları kamplar biraz daha bizim kontrolümüzdeydi ve her ihtiyaçları karşılanıyordu. Fakat AFAD kamplarında son dönemlerde kalan Êzîdîler çok zorlandılar. Sık sık ziyaret ediyorduk ama yaşadıkları zorlukları tamamen sonlandıramadık, sonlandıramıyoruz. Özellikle genç kadınlar bir mahalle baskısına maruz kaldıklarını söylediler” dedi.
Zor koşullarda yaşıyorlar
Êzîdî halkının ne mülteci ne de göçmen statüsünde görüldüğünü ifade eden Şimşek, şöyle devam etti: “Kendi yaşamlarını kendileri idame ettirmeye çalışıyorlar. Oysa devletin sosyal yardım vermesi gerekiyor. Gençler günlük 50 liraya çalıştırılıyor, aylık yalnızca bin lira kazanıyorlar. Geçtiğimiz gün Batman’daki kampa gittik. Aslında kamp değil. Oradan çıkarılmak istenmişler ama onlar gitmek istemedikleri için küçük çadırlar kurup orada kalmaya devam etmişler. İnanılmaz zor koşullarda yaşıyorlar. Elektrik verilmiyormuş günlerdir. Sebebi de fatura ödeyememeleriymiş. Banyo yapamıyor, ihtiyaçlarını gideremiyorlar. DEDAŞ’ın oradaki elektriği kesme mantığı nedir? Elektriği ve suyu bedava vermeleri gerekirken, ödeme olmadığı için elektrik kesiliyor. Muhtarın bir çabası olmuş ama cevap bulamamış.”
Çocuklar okula gidemiyor
Şimşek, Êzîdî halkının artık evlerde yaşamak istediğini dile getirerek, “Kamptaki çocuklar okula gidemiyor, eğitim alamıyor. Biz platform olarak bu süreçleri takip edeceğiz ve yanlarında olacağız. DAİŞ saldırısının bir kıyım olduğu kabul edilmeli ve soykırım olarak ilan edilmeli. Saldırılar tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşti. Êzîdî halkının haklarının tanınması, kimlikleriyle dilleriyle yaşayabilecekleri şartların oluşturulması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Beyaz giysi, siyah kurdele
Êzîdî kadınların yaşadıklarının kendilerinde de bir travma yarattığını ifade eden Şimşek, “Çünkü hissediyorsunuz. Kadının bedenine, ruhuna, düşüncesine karşı gerçekleşmiş bir saldırıydı. DAİŞ, eve kapatan ve yaşamdan koparan bir çetedir. 21’inci yüzyılın kadın üzerinden gerçekleştirdiği en büyük saldırılardan biridir ama tabii buna karşı en çok da kadınlar direndi ve kadınlar kazandı. Êzîdî kadınların güvencesi bu soykırımın hukuksal alanda tanınması ve kamuoyuna duyurulmasıdır” dedi.
Şimşek son olarak 3 Ağustos’ta tüm duyarlı kesimleri sahiplenmeye çağırdı. Şimşek, şöyle dedi: “O gün herkes beyaz giyinmeli ve siyah kurdele takmalıdır. 3 Ağustos günü saldırıları ve direnişi gösteren bir sergi çalışmamız da olacaktır. Tüm kadınları Êzîdî kadınlarla dayanışmaya çağırıyoruz.”