Şengal halkının uğradığı katliam 3 yılı geride bıraktı. Yaşadığı katliamlar, toplumsal olarak yenilmişlik psikolojisi yaratmış ve bundan dolayı kendisini var olan güce odaklama durumu gelişmiş yıllarca. Êzîdî toplumunun yaşadığı bütün katliamların nedeni de inançsal ve kimliksel inkarda yatıyor. Bundan dolayı inançsal olarak kapalı bir halk olarak tanımlanıyor.  Gerçekten de onlarla konuştuğunuzda bunu anlayabiliyorsunuz.

 Tarihte birçok bölgesel iktidar tarafından sömürülmüş olan Êzîdî toplumu son olarak 3 Ağustos 2014 tarihindeki fermana kadar da KDP iktidarı altında yaşam sürüyordu, ama bu yönetim diğerlerinden çok daha büyük acılar yaşamalarına neden oldu. Bunca zaman geçmesine rağmen KDP halen türlü hile ve kirli politikalarla Êzîdî halkının kendi denetimine alma çabası içerisinde. Halkın tekrardan boyun eğmesini istiyor. Bundan dolayı Êzîdî halkının bazı kesimlerini tekrardan kirli politikalar ve tehditlerle kendi safına çekme savaşı veriyor. KDP bu çabalarında pek fazla başarılı olamadı; çünkü halk içinde inandırıcı bir yönü kalmadı. Her ne kadar üst kesimden bazı çevreler bugün de kendi halkını karşısına alarak anti propaganda aracına dönüşmüş olsa dahi genel olarak halkın karşıt tavrı sürekliliğini koruyor. Kısaca KDP hem iç siyasetinde hem de dış siyasetinde kan kaybediyor ve bunun yansıması da Şengal’de bariz bir şekilde görünüyor.

 Êzîdî halkıni geri kendisine çekmek için korku ve tehditlerle bir şeyler elde etme çabası içerisinde. Kendisine yakın medya organları aracılığıyla bu suçları başka kesimlere yöneltiyor. Êzîdî halkı eskiye nazaran belki biraz azalmış olsa da hala ekonomik olarak Güney Kürdistan’a bağımlı. Bu da KDP’nin en büyük kozu. Barzani, Erdoğan’ın yaptıklarını Şengal’de yapmak istiyor ve her defasında YBŞ üzerine kirli oyunlar oynama eğilimi gösteriyor. Bütün bu olan bitene rağmen Türklerin saldırısını halk üzerinde bir tehdit olarak kullanmak istiyor, ama bu konuda da halkta büyük bir karşıtlık oluşmuş durumda. Halk mücadele etmekten yana, kaçıp gitmekten değil. Herkesin bildiği gibi Barzani referanduma hazırlanıyor ve Kürtlük duyguları üzerinden taraf toplamaya çabalıyor. Bunun üzerinden birçok kesim aslında rant elde etmeye çabalıyor. 

Kısa bir süre önce Şengal Özerklik Meclisi geniş çaplı bir basın toplantısıyla Demokratik Özerklik Projesini açıkladı ve Şengal’in en kısa zamanda özerk bir statüye kavuşması için herkesin çabalaması gerektiği yönünde açıklamada bulundu. Birçok kesim olumlu karşıladı, KDP ve diğer devletler şimdiye kadar sessizliğini koruyorlar. KDP’nin hele ki referanduma giderken bu konuda nasıl davranacağını tahmin etmek çok zor olmasa gerek. Buna karşıt profilini devam ettirecek ve hatta karşıtlığını ileri bir boyuta da taşımak isteyecektir. O zaman da eskisinden daha güçlü bir Êzîdî halkıyla karşılaşacağını zannediyorum.  


İran Şengal’deki oyunları

 KDP gibi İran ve Irak devletlerinin de Şengal üzerinde oynadıkları türlü oyunlar var. İran, hem bölgesel Kürt dinamikleri üzerinde hem de genel olarak Kürt halkı üzerinde Şii-Sünni karşıtlığı temelinde bir etki gösterme çabası içerisine giriyor. İran, Sünni İslam karşıtlığı üzerinden pay kapmaya çabalıyor ve bunu da Şii güçlerden oluşturduğu Haşdi Şabi üzerinden yapmaya çalışıyor. 

İran’ın esas amacı Şengal topraklarının bir kısmını da içerisine alan bir Şii hattı oluşturmak ve bunun için de Êzîdîleri kendi safına çekmeye çabalıyor. İran’ın bu planı pek başarılı olamadı, çünkü birincisi Êzîdîler içerisinde istediği gibi bir destek bulamadı, ikincisi ise ilerleyişi gelip Rojava’da tıkandı. Haşdi Şabi rüzgârı bir süre estirildi ama pek tutmadı açıkçası. Doğrusu bazı kesimler onlara taraf gittiler ama bu kesimler zaten daha öncesinden KDP’ye geçmiş olan kesimlerle birlikte toplum içerisinde pek yer bulamamış olan kişilerdi. 

Şunu görmek gerekiyor; DAİŞ ne kadar radikal Sünni İslam düşüncesinin bir ürünü ise Haşdi Şabi de o kadar radikal Şiiciliğin ürünüdür ve her ikisi de Êzîdîler gibi izole edilmiş toplumlar açısından büyük tehlikeler oluşturmaktadır. Şu var ki, Êzîdî toplumu içerisinde bazı kesimler karşıt düşünceler benimsese de toplumun büyük çoğunluğu özerk statüleri için tavır göstermekteler. Zaten kopan kesimlere karşı büyük çelişkiler mevcut ve halkın bütünü bu güçlere karşı tepkili. Tabi İran güdümünde olan Haşdi Şabi güçlerine karşı tedbir elden bırakılmamalı.


Irak ikili oynuyor

Irak merkezi hükümeti KDP’nin aksine destekçi görünmek istiyor ama ikili oynuyor. Bir taraftan Êzîdî halkının öz haklarını verme yönlü yaklaşımlar sergilerken, diğer taraftan da Êzîdîlerin bir statüye sahip olmaları için hiçbir adım atmıyor. Irak devleti anayasası yerel çoğunluğun kendi statüsüne belirleme hakkını tanıyan bir anayasa ve bazı maddeleriyle bunu destekliyor ama bu yönlü bir pratik sergilenmesinin önüne geçiliyor. Irak merkezi hükümetinden yana şimdiye kadar ekonomik açıdan ciddi anlamda bir yardım gönderilmiş değil ve bu durum var olan çelişkileri daha da arttırıyor açıkçası. Kurulan halk meclisleri dışındaki diğer bölgesel güçler Şengal’deki yıkımdan sonra onarım ve yenileme noktasında kıllarını kıpırdatmıyorlar. Yavaş yavaş halk kendi topraklarına dönmeye başlıyor ama Şengal’ in yerleşim yerlerinin yeniden onarımı için Irak merkezi hükümeti tarafından hiçbir ödenek ayırılmamış durumda. Umursadıkları da pek görünmüyor açıkçası. 


Tek projesi olan YBŞ’dir

 Bölgesel güçlerin hepsi inanç ve ekonomik kaygılar üzerinde Êzîdîleri kendi cephelerine çekmeye çalışıyorlar. Êzîdîlerin  toplumsal birliğe ve örgütlü bir yapılanmaya ihtiyacı var ve bunu da YBŞ ve Şengal özerklik meclisi karşılıyor. Şengal ’de ileriye dönük tek proje sahibi olan güç hiç şüphe yok ki YBŞ’dir. Tek kurtuluş çaresi toplumsal birlik ve beraberlikten ve özgür bir toplum yaratmaktan geçiyor. Özgür bir toplum da, örgütlü ve öz yönetim gücüne sahip olmakta yatıyor. Toplumdaki birçok kesim bölgesel güçlerden kendilerine bir fayda dokunmayacağını anladılar ve yavaş yavaş bu güçlerden de kopmalar gerçekleşiyor. 

Şimdi en yoğun gündem; Şengal’in özerk bir statüye kavuşması. Bunu için hem içeride hem de dışarıda yoğun çalışmalar yürütülüyor ve önemli bir kesim de bunu destekliyor, ama Êzîdî halkının siyaseten bir yetkinlik sorunu var ve tarafların da kendi paylarını kapma çabaları toplum içerisinde bir gelişim ağının oluşmasına mahal vermiyor. Şu an Şengal’de açılan akademilerde onlarca kişi birçok konuda eğitim alıyor ve halk düzeyinde bir yetkinlik oluşturulmaya çalışılıyor. 

İleriki sürecin, bölgesel açıdan birçok yenilikle karşılaşacağımız bir süreç olacağı kuşku götürmez bir gerçek. Özellikle Êzîdî toplumu gibi toplumların değişen yeni dengeler sonucu kendi statülerinin sahibi olabilmeleri için; toplumsal birlik ve beraberliğe, örgütlü bir toplum yapısına, halkın iradesine göre oluşmuş olan kurumsallaşmaya ve özellikle eğitim-kültür-sanat-öz savunma gibi konularda ilerleme kat etmesi gerekiyor. Bölge devletlerinin bu konuda bir tavır sahibi oldukları düşünülemez bile. Geriye sadece özgürlük hareketinin çabaları kalıyor ki sonucu belirleyecek olan da odur zaten.