Rauf KARAKOÇAN

 

Êzîdî Kürt topumu yeni bir kültürel soykırım ile karşı karşıyadır. Üstelik bu soykırımı uygulayan ülkeler ise Avrupa devletleridir. Ortadoğu’da yaşanan iç savaşlardan dolayı mülteci duruma düşen milyonlara karşı sıkı önlemler alarak sınırlarını kapatan AB devletleri, her ne hikmetse Êzîdî halkına ve özellikle de Şengal Êzîdîlerine kucağını açmada cömert davranmaktadır. Katliamdan kurtulmuş ve kendi imkanları ile yaşama tutunmaya çalışan Êzîdîerin yardıma muhtaç oldukları malum bir durumdur. Maddi, manevi hemen her konuda desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Yardım adı altında Êzîdîleri semiren birçok güç türemiştir. Êzîdîlerin mağduriyetleri üzerinden çıkar elde eden çevreler bu halkı kökünden kurutmak istemektedirler. Soykırıma uğramış Êzîdîler üzerinden rant devşirmeye çalışanlar her kim olursa olsun insanlığın yüz karasıdırlar.

Êzîdîler çok ciddi bir ideolojik saldırı ile karşı karşıyadırlar. Rusya’da yaşayan Êzîdîlerin arasında Yahova inancının geliştirilmesi suretiyle dini inançlarında değişime zorlanmaları dayatılırken; Ortadoğu’da ise kanlı saldırıların hedefi oldular. Şimdi ise topraklarından göçertilme ile beyaz katliamın pençesindedirler. DAİŞ zulmüne uğramış ve esir düşmüş her bireyin Avrupa’ya çıkmasına kolaylık sağlanmaktadır. Bu iş ile uğraşan çok sayıda Avrupalı kurum Şengal’e yuvalanmış durumdadır. 30’a yakın Avrupalı kuruluş; yardım adı altında faaliyet sürdürmektedir. Bu kuruluşların ne amaçla geldiği ve ne yaptıkları konusunda çok ciddi soru işaretleri vardır. Hiçbir konuda halka ulaşan herhangi bir yardım olmadığı gibi, insanların Avrupa’ya nasıl çıkacaklarına dair rehberlik görevi yürütmektedirler.

DAİŞ çetelerine karşı Rojava’da sürdürülen operasyonlarda kurtarılan Êzîdî kadın esirlerin Avrupa’ya çıkmalarına kolaylıklar sağlanmaktadır. Kadın ve çocuklara psikolojik destek ve rehabilite edilmelerine dair yardım vaatlerinde bulunmaktadırlar. Kurtarılan her esirin; kendisiyle birlikte yakın akraba çevrelerinden yüz kişiyi de yurt dışına çıkarılmasına izin verilmektedir. Bu çok sinsice yürütülen bilinçli bir göçertmedir. Şengal dağını Êzîdîlerden boşaltma faaliyetleridir. Êzîdî inancına bilinçli bir saldırı başlatılmış ve bu kadim kültür yok edilmek istenmektedir. Êzîdîlerin yaşadıkları mağduriyetler, imkansızlıklar, ekonomik sıkıntılar, güvenlik kaygıları, barınma sorunları gibi kimi sorunların Şengal’ın boşaltılmasına gerekçe yapılması bu göçertme işini daha da kolaylaştırmaktadır.

Êzîdî toplumunu kıskaca alan uluslararası yardım kuruluşlarının, Êzîdîlere dayattığı kültürel soykırım politikalarının önü alınmazsa; bu durum Şengal için tehlikeli boyutlara varacaktır. DAİŞ çetelerinin tamamlayamadıkları soykırımın devamı ve tamamlayıcısı olan göçertme politikaları; Êzîdîliğin Şengal’de bitirilmesidir. Êzîdî soykırımının tarihçesi çok eski tarihlere dayanmaktadır. Özelikle de Osmanlı imparatorluğunun sayısız ferman girişimlerine rağmen Êzîdîler bitirilememiştir. 73. ferman da bu anlamda başarısız olmuştur. Toplu katliamlarla, jenosit uygulamaları ile, yine gündelik baskı, zor, şiddet dayatmaları ile sonuç almak mümkün değildir. Çünkü Êzîdîliğin kadim geçmişi, gelenekçi toplum karakteri, çok köklü inanç kültü, her türlü fermana karşı direnmeyi başaran faktörlerdir. “Ferman” padişahın buyruğu, emri, uyulması zorunlu kararı olarak bilinir. “Ferman padişahındır” denilerek katliamlar yapılmıştır. Êzîdîlerin; kendilerine uygulanan insanlık dışı soykırım uygulamalarına ferman demesinin anlamı da buradan gelmektedir.

Fermanın şimdiki hali ise kansız sürdürülen göçertmedir. Kutsal topraklarından, kültürel değerlerinden, inanç mekanlarından, kısacası yaşam kaynaklarından koparılmak; kanlı saldırılardan daha tehlikeli olmaktadır. Êzîdîlerin sessiz sedasız adım adım ölüme alıştırılmasıdır. Yurt dışına göçertilen Êzîdîlerin Kapitalist moderniteye karşı direnmesi oldukça zordur. Egemen sistem tarafından yutulması kaçınılmazdır. DAİŞ saldırılarından sonra gidebildikleri her yere giden Êzîdîlerin toplumsallığı dağılmıştır. Kendi dillerini ve kültürlerini koruyamaz durumdadırlar. Uğruna fermanlar yaşadığı dini inançlarını, ritüellerini yerine getirmenin imkanlarını yitirmişlerdir. Mülteci kamplarında perişan bir yaşama mahkum edilmişlerdir.

Kendi kökleri üzerinde duran Şengal Êzîdîlerini hedef alan göçertme politikaları; son direnen Êzîdîleri ve Êzîdîliği hedef almıştır. Bu göçertme uygulamaları hangi vaatlerle yapılmış olursa olsun Êzîdîler için kansız bir fermandır. Şengal Êzîdîleri bu fermana karşı direnmelidir. Kutsal topraklarını, korumalı ve asla terk etmemelidirler.