
ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜNDE ALMANYA DURAÐI
Celle’deyiz. Burası, Almanya’nın Niedersachsen Eyaleti’ne bağlı, 68 bin nüfuslu, pek büyük sayılmayacak bir kent. Fakat Êzîdî Kürtler için Almanya’nın en büyük kenti! Burası, Almanya’da en fazla Êzîdî’nin yaşadığı yerleşim yeri olma özelliği taşıyor. Nüfusun 20 binden fazlası Êzîdî. Bunların yaklaşık 5 bini, son mülteci dalgasıyla birlikte kente ulaşmış.
“Êzîdîlerin Almanya’daki başkenti” Celle’nin bir başka önemli yanı, PKK çalışmalarının da başladığı noktalardan biri olması. Buradaki çalışmalar, kime dokunsanız hatırasıyla karşılaşacağınız bir ismin, KCK Yürütme Konseyi Zeki Şengali’nin partiye katılmasıyla başlıyor. Ardından PKK saflarında şehit düşen ilk Êzîdî gerillalardan da olan birçok kadro, kente emek veriyor. Ahmet Ergin (3 Mart 1986’da şehit düştü), Abdullah Savgat (6 Aralık 1987’de şehit düştü), Binevş Agal (1989’da şehit düştü), Ali Agal (1990 yılında şehit düştü), Behiye Yasit (4 Aralık 1989’da şehit düştü), Bekir Çelik (6 Mayıs 1990’da şehit düştü), Kasım Özden (14 Nisan 1992’de şehit düştü), Celle derneğinin kuruluş ve gelişimi döneminde emek veren ve daha sonra PKK’ye katılan isimlerden bazıları...
Kentte şu anda oldukça büyük bir alanda hizmet veren FKÊ’ye (Federasyona Komeleyên Êzdîyan, Êzîdî Dernekleri Federasyonu) bağlı Mala Êzdîyan (Êzîdî Evi) bulunuyor. Bunun yanı sıra küçük bir HDP bürosu da var. İkisinin çalışmalarına da geçmeden önce, Celle’deki PKK faaliyetinin başlangıcını, dönemin üç yakın tanığından, İbrahim Özden, Şemdin Baran ve Ahmet Yalti’den dinleyelim.
Êzîdîlerin Almanya’ya ilk yoğun akışı, 1964 yılı ardından işçi göçü biçiminde oldu. Teknik olarak “ekonomik” gerekçeleri vardı belki; ama aslında, hem toplumsal hem politik kıskaçtan kurtulma çabasından başka bir şey değildi bu. Êzîdîler, birlikte yaşadıkları halklardan da, devletten de baskı görüyordu; köylerinden dışarıya her çıktıklarında eziyet görüyordu.
‘Korkudan yemek yiyemedik’
Batman’ın Beşiri ilçesinde 1936 yılında doğan, 1969’da Almanya’ya ilk gelen Êzîdîlerden biri olan İbrahim Özden, bunu şöyle anlatıyor: “Bizi rahat bırakmıyorlardı. ‘Êzîdîler Allah’ın düşmanıdır’ diyorlardı, hakaret ediyorlardı. Şehre serbest gidemiyorduk. Hatırlıyorum, bir keresinde Diyarbakır’dan 10 kişi trenle Batman’a geldik, karnımız açtı, korkudan yemek yemeye bile gitmiyorduk. 1962’de Batman’da petrol işleme tesisinde çalışmaya girdik. 6 kişi Êzîdîydik, 30 da Müslüman vardı. Çok hakaret ettiler. 10 ay çalıştıktan sonra kaçmak zorunda kaldık. İşte o zaman dayımın oğluyla konuştum. Dedik ki, ‘Fırsatını bulduğumuz zaman, nerede rahat edeceksek oraya gideceğiz, bu ülkede kalmayacağız.’ 1964’te Ankara’ya geldik. O mülakatta ben kaybettim ama dayımın oğlu geldi. Sonra 1969’da yeğenim İsmail’le geldim.” (İsmail: Zeki Şengali)
‘Bir kavgayla köy dağıldı’
Şemdin Baran da 1953’te Batman’da doğmuş. Doğduğu köyden, bir kavga nedeniyle çıkmak zorunda kalmışlar. Kavgada bir Êzîdî köylü, başka köyden bir Müslüman’ı öldürmüş. Ardından Müslüman köylüler birlik olup Êzîdîlere saldırmış, onların “şeytandan yana” olduğunu söylemiş. Köyde yaşayan 20 Êzîdî aile, mülklerini de artlarında bırakıp göç etmek zorunda kalmış. O köyde halen Müslüman Kürtler yaşıyormuş. Şemdin Baran, ailesiyle birlikte önce Beşiri’ye, ardından Viranşehir’e, ardından Yeniyol isimli bir Müslüman köyüne göç etmiş. 1977’de ise akrabalarının izini takip edip Almanya’ya, Celle kentine göç etmiş.
Beşiri’nin Şimis Köyü’nde 1954 yılında doğan Ahmet Yalti’nin de hikayesi aynı. O da aynı baskı sürecinin ardından akrabalarının peşine düşmüş, 1978’de Celle’ye gelmiş.
Parti çıkmadan önce...
80 yaşına ulaşmış, hayatında birçok şey görüp geçirmiş İbrahim Özden, PKK’yle tanışmasını anlatmadan önce şöyle diyor: “Parti çıkmadan önce Êzîdîler dünyada yok gibiydi. Parti bizim için, Êzîdîler için geldi. Doğrusunu anlatırsak, böyledir.”
Özden 1969 yılında Celle’ye geldiğinde, kentte 18 Êzîdî vardır. Demiryollarına girip çalışmaya başlar. PKK’yle ise, Zeki Şengali’nin örgütlenmesi ardından tanışır: “1979’da Zeki bana PKK’yi söyledi. Hamburg’da da Salih Öztürk vardı, onun yanına gittim, o da bana Apocuları anlattı. O zaman Duisburg’da bir gece vardı, Zeki bizi çağırdı. Herkeste araba yoktu. Zeki bizi kendi arabasıyla götürdü. Gecede Zeki, PKK’nin manifestosunu aldı. Eve geldi, okudu, okudu.”
77-78 yıllarında Celle’de, yüz kadar Êzîdî aile vardır. Kentte Kürtler adına çalışacağı iddiasıyla ilk dernekte bu yıllarda, Devrimci Doğu Kültür Dernekleri’ne (DDKD) bağlı olarak kurulur; ancak bir yıl içinde dağılır. Bir başka dernek ise Türk İşçi Derneği’dir; solcu olduğunu, işçi sınıfı yararına çalıştığını iddia etmektedir, ama Kürtlüğe hiç müsamahası yoktur. O dönemi yaşayanlar, dernekteki bazı kişilerin TKP’li olduğunu söylediğini ancak derneğin esas itibariyle konsoloslukla birlikte çalıştığını iddia ediyor.
İlk kadro Ahmet Ergin
Celle’de PKK öncülüğündeki ilk derneğin çalışmaları ise Zeki Şengali ve arkadaşlarının öncülüğünde 79’dan itibaren başlar, 80 yılında sonuçlanır. İbrahim Özden, şöyle anlatıyor: “Bir gün baktım ki, Zeki, Şehit Abdullah Savgat ve Şehit Ahmet Ergin, bir binada çalışıyor. ‘Ne yapıyorsunuz’ diye sordum, ‘Dernek için’ dediler. Ben o zamanlar yardım ediyordum ama çalışmalarda değildim. Dernek açıldıktan sonra çok Êzîdî, partiye girdi. Parti buraya kadrolarını göndermişti, bize anlatıyorlardı. ‘İster Êzîdî, ister Müslüman, ister Alevi, hiç farkı yoktur’ diyorlardı. İlkin Ahmet Ergin’di kadro, sonra Abdullah Savgat, sonra da Zeki...”
İlk dernek başkanı Zeki Şengali
Şemdin Baran ise, “Ben Apocuları daha buraya gelmeden, ülkede duydum. Buraya gelince de Zeki’yi, Ahmet Ergin’i, Abdullah Savgat’ı, Berivan arkadaşı, İsmet Ekinci’yi tanıdık. İlk derneklerden biri Celle’de kuruldu. İlk derneğin başkanı da Zeki’ydi. PKK olmasaydı, Êzîdîlerin ismi burada da yoktu” sözleriyle anlatıyor.
O yıllarda Celle merkezinde değil, 20 kilometre uzaktaki bir köydeki çiftlikte çalışan Ahmet Yalti ise derneğe gelip gitmiş, bilgi almış, ancak çalışmalara 1982 yılında Celle merkezine taşınması ardından dahil olmuş. Şöyle anlatıyor: “İlk dernek, Neustadt’ta açıldı, çok küçük bir yerdi, 300 Mark kirası vardı. 1986 yılında daha büyük bir yer tuttuk, 1500 Mark kira veriyorduk. O zaman burası merkez sayılıyordu. Her gece dışarıdan 10’dan fazla insanımız gelir, Celle’de kalırdı. Her birimizin evinde, her gün mutlaka misafir olurdu. Zeki Şengali’nin arabası vardı, hepimiz o arabayla çalışıyorduk. Ahmet Ergin, derneğe emek veriyordu, çok iyi bir arkadaştı, sonra şehit düştü. Ali Agal vardı, Xwedêda diyorduk, ulaşım işlerinden sorumluydu, yemeğini her gün dernekte yerdi, başka yere gitmezdi. Abdullah Savgat, yayın sorumlusuydu. Serxwebun daha yeni çıkmıştı, onu dağıtıyorduk. Berivan arkadaş da buradaydı.”
‘15 Ağustos’ta beynimiz alt üst oldu’
15 Ağustos 1984’teki “atılım”, PKK’nin ilk silahlı eylemi, Almanya’da PKK’yi ilk sahiplenenlerden olan Êzîdîler için de tarihsel anlama sahip. O günü Ahmet Yalti, şöyle anlatıyor: “15 Ağustos’la bizim dünyamız değişti, moral aldık. Askere karşı gelmek, karakola yönelmek... Beynimiz alt üst oldu. Gençken köyümüzde jandarmalar vardı. Elimiz işin içinde bile olsa bizi çağırdıklarında koşup gidiyorduk. Anneler çocuklarını asker korkusuyla yatırıyordu. Deniliyor ya, ‘Kürtler birinci kurşunu kafalarına, ikinci kurşunu düşmana sıktılar.’ 15 Ağustos’ta olan, gerçekten de öyleydi.”
İlk Mala Êzdiyan’ı Öcalan önerdi
Celle’de dernek, 1991 yılında, “bir takım sorunlardan” dolayı kapanıyor ve uzun süre yeni bir yer bulunamıyor. Bu sırada, 1993 yılında Celle’den bir grup Êzîdî, farklı tarihlerde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı ziyarete gidiyor. Bunlardan biri, İbrahim Özden... Hem Özden’in hem de ziyaret eden başka kişilerin anlatımlarına göre Öcalan, Êzîdîlere çok net tavsiyelerde bulunuyor; Almanya’ya döner dönmez bir yer tutmalarını, Êzîdîlerin ortak merkezine dönüştürmelerini istiyor; PKK’nin bu konuda elinden gelen yardımı yapacağını belirtiyor. Özden, o görüşmeyi şöyle anlatıyor: “Başkan bize, ‘Eğer siz birlik olmazsanız, Êzîdîlik kar gibi eriyecek. Bir şeyler yapın, biz de yardım edelim. Zeki’ye söyleyin, size yardım etsinler’ dedi. Döndükten sonra bunu tartışmaya başladık. Êzîdî Federasyonu’nun kuruluş tartışmalarını da ilk o zaman yaptık. İlk toplantıyı da yine Celle’de, bir binayı tuttuk, orada düzenledik. Zeki ve arkadaşları da gelmişti ama Zeki arkadaşlarına, ‘Hiçbiriniz konuşmayın, yalnız gidip izleyelim’ demiş. 150 kişilik bir toplantıydı, sonra 9 kişilik yönetim oluşturuldu. Ben de o yönetimdeydim. Navbenda Êzîdî’yi kurduk. İlk Mala Êzdiyan 94’te Emmerich’te açıldı. 95’te de Celle’de Mala Êzdîyan’ı kurduk. Oldenburg, Bremen, Bielefeld... Böyle açılmaya devam etti.”
Emmerich’te ilk Êzîdî mekanı
Bugün Êzîdî Dernekleri Federasyonu’na dönüşen Navbenda Êzdîyan, Almanya’nın ilk Êzîdî örgütüydü; Emmerich’te açılan Mala Êzdîyan ise, ilk mekan... Celle’deki büyük Mala Êzdîyan, sadece politik mücadelenin ihtiyaçlarının tartışıldığı bir mekan olmakla kalmadı, binlerce Êzîdî’nin inançsal, kültürel ve toplumsal ihtiyaçlarının karşılandığı, taziyeden düğüne kadar buluşmaların organize edildiği, ülkeyle bağ kuran en önemli mekana, adeta bir ibadetgaha dönüştü.
‘Çok zahmet çektik, partiden bu yana serbestiz’
Dolayısıyla Êzîdîler, ülkede olduğu gibi Almanya’da da PKK’yle var oldu, PKK’nin çıkışı ardından hem bir isme hem mekanlara sahip oldu. Ülkedeki gelişmeler ise buradaki Êzîdîleri etkiledi, PKK’yle ilişkilerine daha büyük anlamlar kattı. İbrahim Özden, şöyle söylüyor: “Bugün çok şey değişti. Şimdi bir Êzîdî kadın, bütün Kürdistan’ı kendi başına gezebilir. İki milletvekilimiz var. 30 seneden fazladır PKK’yi tanıyorum. Şimdi eskisinden çok daha fazla seviyorum. 4 şehit verdik, ama yine de memnunuz. Biliyor musun, eskiden bizim pirlerimiz, şeyhlerimiz vardı, şehire hiç gidemiyordu. Çok zahmet çektik, partiden bu yana serbestiz. Biz biliyoruz ki, şimdi iki kişi bize hakaret etse, on kişi onun üzerine gider, susturur, bize yardım eder.”
Ahmet Yalti ise, şu sözlerle tamamlıyor: “Ülkede biz hep savunmasızdık. Hep ilgi, yardım bekliyorduk. Bu örgüt bize sahip çıktı. İnsanlar arasında fark görmüyordu. Halk bu yüzden örgütünü savundu, ‘Bir geleceğimiz varsa buradadır’ dedi. Dinimizi ancak bu örgütün yanında yaşayabileceğimizi gördük.”
OSMAN OÐUZ / CELLE