Êzîdî Toplumu Koordinasyonu, Şengal’in Geliyê Şilo (Şilo Vadisi) bölgesine gerçekleşen hava saldırısında Êzîdî Toplumu Koordinasyonu Üyesi Mam Zekî Şengalî’nin şehit düştüğünü açıkladı. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, suikastı Êzîdîlere yönelik soykırımın devamı olarak değerlendirdi..
Êzîdî Toplumu Koordinasyonu, önceki gün Şengal’e dönük gerçekleşen hava saldırısına ilişkin kısa bir açıklama paylaştı. Açıklamada, Êzîdî Toplumu Koordinasyonu Üyesi Mam Zeki Şengalî’nin saldırıda şehit düştüğü duyuruldu: “15 Ağustos 2018 günü Şengal Êzîdî Toplumu Koordinasyonu Üyemiz Mam Zeki Şengalî (İsmail Özden) Koço Katliamı kurbanlarının yıl dönümü anmasından döndüğü sırada saat 16.00’da işgalcilerin hava saldırısıyla, suikast sonucu şahadete ulaşmıştır.”
Soykırım saldırısının devamı
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı dün yazılı bir açıklamad yaptı. Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı tarafından yapılan açıklama şöyle:
“Değerli yoldaşımız ve Êzîdîlerin Mam Zekisine yapılan saldırı Êzîdîlere yönelik bir soykırım saldırısıdır. DAİŞ’in 3 Ağustos’ta gerçekleştirdiği Êzîdîlere yönelik soykırım saldırısının devamıdır. Bu saldırıyla 3 Ağustos 2014 tarihli 74. Ferman’ın en büyük suç ortağı kendini ele vermiştir. 3 Ağustos saldırısının arkasındaki gücün ve teşvikçisinin Türk devleti olduğu bir daha kanıtlanmıştır.
KDP ve Irak hükümetinin rolü
Şengal’den gelen bilgilere göre KDP ya da Irak’a yakın çevrelerin bu suikastta işbirliği yaptıkları iddiası bulunmaktadır. Irak Başbakanı Haydar Abadi’nin Ankara’da yaptığı görüşmelerden sonra bu saldırının yapılması dikkat çekicidir. Mam Zeki Şengalî defalarca Irak yetkilileriyle Êzîdîleri temsilen görüşmeler yapmıştır. Bu durum, Irak hükümetinin bu suikast ve Şengal’e yapılan saldırı konusunda açıklama yapmasını gerektirmektedir. Daha önce Şengal’e yapılacak saldırıya karşı olduklarını söyleyen Irak hükümeti bir anlaşma yaparak bu saldırıya onay mı verdi? Eğer Irak hükümeti ve KDP’nin bu katliamla ilişkileri yoksa bunu kamuoyuna açıklamaları ve bu saldırıyı kınamaları gerekmektedir.
Hava sahası ve ABD
Şengal’e daha önce de Türk savaş uçaklarının saldırısı olmuştur. Şengal hava sahasının ihlal edilmesi ve kullanılması konusunda Irak, ABD ve KDP sorumludurlar. Bunlar Türk devletinin uçaklarının Şengal’e saldırmasına izin vermektedirler. Bu güçler karşı çıkmadığı, hatta onayladığı için bu uçak saldırıları yapılmaktadır. DAİŞ’in soykırım saldırısını önleyemeyenler, bir soykırım saldırısı olan bu saldırının da ortağı haline gelmişlerdir. Bu soykırım katliamının bundan sonra ortağı olmak istemiyorlarsa derhal Şengal hava sahasını Türk uçaklarına kapatmalıdırlar.
Êzidîxan’ın özerkliği kabul edilmeli
3 Ağustos’ta DAİŞ’in yaptığı saldırıdan sonra Êzîdîleri soykırımdan koruyacak tek seçenek Êzîdxan’ın özerkliğinin gerçekleşmesi ve bu özerkliğin Irak ve tüm uluslararası güçler tarafından kabul edilmesidir. Bunun dışında Êzîdîlerin soykırımdan kurtulamayacağı 3 Ağustos 2014 fermanıyla açıkça görülmüştür.
Türk devletinin amacı açıktır
Êzîdîleri DAİŞ’in soykırım saldırısından koruyan gücün HPG ve YJA-STAR ile YPG ve YPJ gerillaları olduğunu tüm dünya bilmektedir. Bunu inkâr etmek hem toplumsal hem de siyasi olarak ahlaksızlıktır. Şengal’de Êzîdîler, gerillaların savunmasıyla hem soykırıma uğramaktan kurtuldu hem de o günden bugüne özerk yaşamlarını kurarak soykırım saldırıları karşısında kendilerini güvenceye almak istemektedirler. Bu nedenle bir taraftan özerklik yapılanması içine girdiler, diğer taraftan öz savunma güçleri olan YBŞ ve YJŞ’yi kurdular. Gerilla YBŞ-YJŞ’nin kuruluşundan sonra ‘bir saldırı olduğunda yeniden Şengali savunacağız’ açıklaması yaparak Şengal’den çekildi. Saldırının bu çekilmeden sonra olması, Türk devletinin Êzîdîleri soykırıma uğratma amacını açıkça dışa vurdu. Bakurê Kurdistan’da yürüttüğü Êzîdî soykırımını, Şengal’de tamamlamak istemektedir. Êzîdîlerin özerkliği ve öz savunmasına saldırmak doğrudan bir soykırım saldırısı olmaktadır.
Gece gündüz çalıştı
Mam Zeki, DAİŞ Şengal’e saldırır saldırmaz yönünü Şengal’e dönmüş ve kısa sürede Şengal’e ulaşarak Êzîdîlerin Şengal dağlarında varlıklarını sürdürmesi ve öz yönetimlerini kurmasına öncülük etmiştir. Êzîdîleri örgütlemek, Şengal’de kalmalarını sağlamak ve özerk bir Şengal yaratmak için gece-gündüz yoğun bir biçimde çalıştı. Bu çalışmalarıyla tüm Êzîdîlerin sevgisini kazanmış ve onların Mam Zekisi oldu. Êzîdî halkı hiçbir zaman Mam Zekilerini unutmayacaklar, onun özlemi olan özerk Êzîdxan’ı mutlaka gerçekleştirecektir.
Özlemi, tüm Êzîdîlerin hedefiydi
Bir halkın önderine saldırı soykırım saldırısıdır. Zeki yoldaş da 35 yıllık mücadelesi ve çabalarıyla Êzîdîlerin önderi olmuştur. Bu açıdan tüm Êzîdîleri ve Kürt halkını bu saldırıyı protesto etmeye, Êzîdîlere yönelik soykırıma karşı durmaya ve Êzîdîlerin hedefi olan Êzîdxan’ın özerkliğini savunmaya çağırıyoruz. Mam Zeki’nin özlemi tüm Êzîdîlerin hedefi haline gelmiştir. Tüm Êzîdîler dünyanın neresinde olursa olsun Şengal’deki özerk yapıyla bütünleşmeye, YBŞ ve YJŞ’ye yoğun katılım gösterip öz savunmasını güçlendirip Şengal’e yönelik her türlü saldırıya karşı çıkarak Önder Apo’nun ve Mam Zeki’nin özlemi olan özerk Êzîdxan’ı gerçekleştirme ve herkese kabul ettirme mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.
Şunu bir daha vurguluyoruz ki; Türk devleti yaptığı katliam ve suikastlerle sonunu daha da yakınlaştırmaktadır. Hareketimiz ve halkımız bu soykırımcı güce karşı mücadeleyi yükselterek tüm bu saldırılardan hesap sormasını bilecektir.”
Önce DAİŞ, sonra AKP
Türk savaş uçaklarının Şengal’e dönük saldırısına tepki gösteren HDP, AKP’nin ülkeyi içine düşürdüğü ekonomik krizden bu tür savaş politikalarıyla çıkamayacağına dikkat çekti.
HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Türk devletinin Şengal’e savaş uçaklarıyla saldırmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. “AKP hükümeti, krize neden olan bütün politikalarını sürdürüyor. Krizin sebeplerinden biri olan savaş ve şiddet politikasında ısrar ediyor. Bu savaş politikalarıyla krizin faturasını ağır bir şekilde yaşayacak olan toplumun dikkatini dağıtmak, milliyetçiliği ve yabancı düşmanlığını yükselterek itiraz ve tepkilerin önüne geçmek istiyor” diye başlayan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“En son Şengal’e yönelik savaş uçaklarıyla 15 Ağustos tarihinde gerçekleştirilen saldırı Êzîdî toplumuna karşı gerçekleştirilen bir saldırıdır. Saldırıya uğrayan Şengal’e bağlı Koço köyü, DAİŞ’in 2014 yılında Êzîdî toplumuna karşı gerçekleştirdiği katliamın merkezi konumundadır. 3 Ağustos 2014’e Şengal’e saldıran DAİŞ, 15 Ağustos’ta en büyük katliamı Koço köyünde gerçekleştirmiştir. DAİŞ, köydeki bütün erkekleri katletmiş kadınları da ‘savaş ganimeti’ olarak esir almıştır.
Katliamın yıl dönümünde savaş uçaklarıyla gerçekleştirilen saldırının meşru ve haklı hiçbir gerekçesi yoktur. AKP’nin Êzîdîlerin yaşadığı Şengal’i, ‘90’lı yıllardaki baskı politikaları sonucu topraklarını terk eden Türkiye vatandaşı Kürtlerin barındıkları ve yeni bir yaşam kurdukları Mexmûr Kampı’nı ‘ikinci Kandil’ olarak tanımlaması, Kürt karşıtı tutumla ilgilidir. Nerede kendi politikasına aykırı bir Kürt görse orayı ‘Kandil’ olarak kodlayan AKP, aynı zamanda o bölgeyi de imha edilmesi gereken bir yer olarak görmektedir.
Türk savaş uçaklarının Şengal’e dönük saldırısına tepki gösteren HDP, AKP’nin ülkeyi içine düşürdüğü ekonomik krizden bu tür savaş politikalarıyla çıkamayacağına dikkat çekti.
HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Türk devletinin Şengal’e savaş uçaklarıyla saldırmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. “AKP hükümeti, krize neden olan bütün politikalarını sürdürüyor. Krizin sebeplerinden biri olan savaş ve şiddet politikasında ısrar ediyor. Bu savaş politikalarıyla krizin faturasını ağır bir şekilde yaşayacak olan toplumun dikkatini dağıtmak, milliyetçiliği ve yabancı düşmanlığını yükselterek itiraz ve tepkilerin önüne geçmek istiyor” diye başlayan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“En son Şengal’e yönelik savaş uçaklarıyla 15 Ağustos tarihinde gerçekleştirilen saldırı Êzîdî toplumuna karşı gerçekleştirilen bir saldırıdır. Saldırıya uğrayan Şengal’e bağlı Koço köyü, DAİŞ’in 2014 yılında Êzîdî toplumuna karşı gerçekleştirdiği katliamın merkezi konumundadır. 3 Ağustos 2014’e Şengal’e saldıran DAİŞ, 15 Ağustos’ta en büyük katliamı Koço köyünde gerçekleştirmiştir. DAİŞ, köydeki bütün erkekleri katletmiş kadınları da ‘savaş ganimeti’ olarak esir almıştır.
Katliamın yıl dönümünde savaş uçaklarıyla gerçekleştirilen saldırının meşru ve haklı hiçbir gerekçesi yoktur. AKP’nin Êzîdîlerin yaşadığı Şengal’i, ‘90’lı yıllardaki baskı politikaları sonucu topraklarını terk eden Türkiye vatandaşı Kürtlerin barındıkları ve yeni bir yaşam kurdukları Mexmûr Kampı’nı ‘ikinci Kandil’ olarak tanımlaması, Kürt karşıtı tutumla ilgilidir. Nerede kendi politikasına aykırı bir Kürt görse orayı ‘Kandil’ olarak kodlayan AKP, aynı zamanda o bölgeyi de imha edilmesi gereken bir yer olarak görmektedir.
Statükocu ittifak sürüyor
Saldırının Irak hükümeti ile yapılan görüşme sonrasında gerçekleşmesi, Ortadoğu’daki Kürt karşıtı ve statükocu ittifakın devam ettiğinin kanıtıdır. Sorunları savaş politikasıyla aşmayı amaçlayan anlayış kriz ve kaosun temel sebebidir. Bu saldırı da adeta Şengal Fermanı’nın devamı niteliğindedir.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, daha birkaç gün önce Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı görüşmede, El Nusra ve DAİŞ’lilerin barındığı İdlib kentine yönelik saldırıya ‘sivillerin yaşadığı bir kentin havadan bombalanması katliam olur’ sözleriyle karşı çıkmıştır. Sivillere yönelik bu ‘insani hassasiyeti’ gösteren iktidar, söz konusu Kürtler, Êzîdîler, Aleviler ve diğer etnik gruplar olunca ‘insani her türlü’ yaklaşımdan uzaklaşmaktadır.
İktidarın Türkiye toplumunu sürüklediği savaş, çatışma, şiddet, kriz ve kaos politikasına mecbur değiliz. HDP olarak bu saldırıyı en güçlü şekilde kınıyor ve savaş politikalarının bölgedeki hiçbir sorunu çözmeyeceğini, derinleştireceğini bir kez daha belirtmek istiyoruz.”
Saldırının Irak hükümeti ile yapılan görüşme sonrasında gerçekleşmesi, Ortadoğu’daki Kürt karşıtı ve statükocu ittifakın devam ettiğinin kanıtıdır. Sorunları savaş politikasıyla aşmayı amaçlayan anlayış kriz ve kaosun temel sebebidir. Bu saldırı da adeta Şengal Fermanı’nın devamı niteliğindedir.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, daha birkaç gün önce Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı görüşmede, El Nusra ve DAİŞ’lilerin barındığı İdlib kentine yönelik saldırıya ‘sivillerin yaşadığı bir kentin havadan bombalanması katliam olur’ sözleriyle karşı çıkmıştır. Sivillere yönelik bu ‘insani hassasiyeti’ gösteren iktidar, söz konusu Kürtler, Êzîdîler, Aleviler ve diğer etnik gruplar olunca ‘insani her türlü’ yaklaşımdan uzaklaşmaktadır.
İktidarın Türkiye toplumunu sürüklediği savaş, çatışma, şiddet, kriz ve kaos politikasına mecbur değiliz. HDP olarak bu saldırıyı en güçlü şekilde kınıyor ve savaş politikalarının bölgedeki hiçbir sorunu çözmeyeceğini, derinleştireceğini bir kez daha belirtmek istiyoruz.”
DTK: AKP-DAİŞ işbirliğini gördük
Türk ordusunun Şengal’de dönük saldırısını kınayan DTK, “Erdoğan ve AKP-MHP iktidarının DAİŞ ile nasıl bir işbirliği içerisinde olduğunu bir kez daha görmüş olduk” dedi.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Erdoğan ve iktidarı, dünyanın gözü önünde hiçbir evrensel hukuk kuralını ve insanlık değerlerini tanımadan Kürtlerin üzerine bombalar yağdırmakta ve insanlarımızı katletmektedir” denildi.
Bu katliamın sadece Êzîdî toplumuna karşı yapılmadığını, tüm Kürdistan halklarına ve insanlığa karşı yapılan bir katliam olduğunu özellikle belirten DTK, şunları kaydetti: “Bu katliamla Erdoğan ve AKP-MHP iktidarının DAİŞ ile nasıl bir işbirliği içerisinde olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Saldırıyı düzenleyen ve saldırıda sorumluluğu olanları şiddetle kınıyoruz. Kürdistan halkları ile devrimci ve sosyalist kesimleri, Êzîdîlerle dayanışmaya ve mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”
Ömrünü adadı
Şengal Özerk Meclisi Eşbaşkanı Hisên Hecî Nefso, gazetemize yaptığı açıklamada, bu sukastın Türk devleti öncülüğünde yüzyıllardır yapılan saldırıların devamı olduğunu söyledi. Son saldırının, Êzîdîlerin birliğine, ittifakına, özerk bir toplum olarak huzur içinde yaşamasına karşı olduğunu vurgulayan Hecî Nefso, tüm ömrünü mücadeleyle geçiren, Şengal’de ve tüm Êzîdî toplumunda kabul ve saygı gören Şengalî’nin özellikle seçildiğini vurguladı. Eşbaşkan Hisên Hecî Nefso, şunları ifade etti: “Türk devleti iki yıl için iki defadır saldırıyor. Bu faşist devlet, Êzîdîlerin birliğinden korkuyor. Kendisini savunan, yöneten ve birlik içinde olan bir Êzîdî toplumunu ne Türk devleti ne de gölgesindeki güçler istiyor. Koço Katliamı’nın 4. yıl dönümünde saldırdı. Mam Zeki de oradaydı. Bu üç aydır durmadan koşturuyordu. İçinde bulunduğu aracın hedef alınması, bir komplo ve ihaneti de gösteriyor. Biz saldırının Zeki Şengalî şahsında Êzîdîlere ve ittifaklarına olduğunu söylüyoruz. Mam Zekî Êzîdîlerin ittifakının öncüsüydü. 20 yıldır uğraşıyordu. Yaşamı boyunca hizmet etti. Onun en büyük amaçlarından biri Êzîdîleri özerk ve ittifak içinde görmekti. Ömrünü adadı.”
DAİŞ vahşetinin devamı
TEV-DEM, Türk devletinin Şengal bölgesine saldırılarını kınarken, DAİŞ vahşetinin devamı niteliğinde olduğuna dikkat çekti. Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Diplomatik İlişkiler Merkezi, işgalci Türk devletinin Şengal’e yönelik saldırısına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “İşgalci Türk ordusunun Şengal’e yönelik bombardımanları, DAİŞ çetesinin 2014 yazında gerçekleştirdiği saldırıların devamıdır. Bu saldırı, Irak ve Güney Kürdistan hükümetinin egemenliğini ihlal etmektedir. Irak ve Güney Kürdistanlı güçlere Şengal halkına yönelik saldırılara karşı net tutum geliştirmeleri ve özellikle başta Êzîdîler olmak üzere Kürt halkına yönelik katliamların önünü almaları çağrısı yapıyoruz” denildi.ŞENGAL/BEHDİNAN