"Sincar Dağları’nda Derwêşê Evdê’nin yanında olsaydım!
Beyaz atların sırtında Musul Ovası’na dalsaydım
Derwêş vurulduğunda sırtlayıp Kürdistan dağlarına götürseydim
Ona, “Bak, binlerce Edûlê ve On İkiler var” deseydim
Tanrıçaların taht kurduğu bu dağlarda rahat uyu, deseydim
Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin artık gam yeme,
Kesinleşen Kürtlük ve özgür yaşam ebedi gerçekliktir deseydim!"
Rêber Abdullah Öcalan’ın ‘Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü’ savunmasında yer alan bu şiir, Nêçîrvan Barzanî’ye ve Kürtlerin Şengal’de öz güçleri temelinde örgütlenip mücadele etmesine karşı olan herkese çok ciddi felsefi cevaplar içeriyor. Aynı zamanda tarihi ve güncel cevaplar da veriyor. Muhteşem bir öngörü ile 3 Ağustos 2014 Şengal trajedisinden sadece 3 yıl önce yazılmış bu şiir. Okumasını bilen ve şiiri hissedenlerin gözünde Nêçîrvan Barzanî’nin açıklamasının hedefi de tüm yönleriyle deşifre oluyor.
Kesinleşen Kürtlük ve özgür yaşamın ebedi gerçekliğe dönüşmesi müjdesi var bu şiirde. Ve Sincar Dağları ile Musul ovası arasındaki binlerce yıllık savaşın sonunda tanrıçaların taht kurduğu dağların zaferi var. Bugün bu dağlarda o tanrıçaların kızlı erkekli torunları taht kuruyor. Günümüz dilinde söylersek, özgür yaşamı kuruyor. Öz savunmayı hedefleyen ve yaşanan onlarca trajediden beslenen mücadele kararlılığına sahip kadınlı erkekli YBŞ ve YJŞ gelişiyor! Şiire dönersek, "binlerce Edulê ve On İkiler’’! Nêçîrvan Barzanî’nin ve aynı egemen, devletçi erkek akıl tezgâhından çıkmış tüm kafaların rahatsızlık duydukları esas mesele de budur.
Binlerce Êzîdî kadın kaçırılıp Musul ve Antep’te köle olarak satılırken, insanlık dışı işkencelere maruz kalırken, Musul’da ateşlerde yakılırken intikam alınmak istenen bir hakikat vardı. Ve aynı zamanda yıkıp gömmek istedikleri bir hakikatti bu. Yüzlerce yıl önce Derwêşê Evdê şahsında yenilen ve Kürt toplumsallığının kökleri olan Êzîdîlik kültürünün yeniden diriliş ve direniş dinamikleri! "Özgür yaşam ve kesinleşen Kürtlük’’ hakikati uğruna savaşan PKK’nin bu dinamiklerle buluşması ve Şengal’de toplumsallaşmasından duyulan büyük bir korku da diyebiliriz. Ve en önemlisi de tüm Ortadoğu’nun acil ihtiyacı olan ikinci kadın devriminin merkezlerinden birinin Şengal olması ihtimali egemen erkek aklın kabusu oldu. YJŞ, Sincar dağlarında taht kuran tanrıçalık hakikati olarak gelişirken, köle olarak satılan Êzîdî kadınların intikamı için olduğu kadar, Enfal kadınlarının trajedisine cevaben savaşırken bu kabusu görmeye devam edecekler ve Nêçîrvan Barzanî gibi sayıklayacaklar. Hayatın çok garip bir ironisi ki, tanrıçalık kültürünün güncelleşmesi hakikatini Şengal dağlarından söküp atmak isteyen, tehditler savuran Neçîrvan Barzanî; Enfal’de kaçırılıp Arap şeyhlerine satılan Kürt kadınlarının çocuğu, kardeşi, babası ya da sevgilisi. Allah kimseyi kendi trajedisini unutan kılmasın!
Şengal’den çıkarılmak sökülüp atılmak istenen ve korkusu iliklerine kadar işleyen asıl hakikat, Êzîdîxan’da ikinci bir kadın devrimi gelişmesinin son derece güçlü ihtimali ve köklü dinamikleridir. Rêber Öcalan’ın belirttiği "sınıfsal ve ulusal sorunların çözümünde kadın mücadelesi temel rol oynar’’ tarihi tespitinin yaşamsallaştığı ve giderek gelişeceği ana merkezlerden birisidir Êzîdxan. Bu hakikat M.Ö. 4000’lerden beri toplumda yükselen, toplumun yaratıcılığını köreltip savaşçı–iktidar kültürünü yayan, ‘fethetmeyi en yüce meslek -krallar mesleği-’ olarak kabul eden, ‘talan ve ganimet amaçlı savaşları bir üretim tarzı haline getiren’ egemen erkek hakikati ile savaş içindedir. Kadının toplumsallığı geliştiren yaratıcılığı ile toplumsallık da dahil üretilen her değeri savaşın fetih-talan-ganimet üçgeninde yutan erkek egemenliğinin tüketiciliği arasındaki bir savaş bu.
Nêçîrvan Barzanî’ye ve dayandığı egemen erkek aklına; toplumların asıl hakikatlerinin kadın yaratıcılığı ekseninde geliştiğini anlatmanın en etkili yollarından biri, Sincar Dağlarını kadın devriminin daha güçlü bir karargahı kılmaktır. Bu tüm Irak’ı ve Bölgesel Kürt hükümetini de demokratikleştirecek dev bir adım olacaktır. İkincisi, dünyanın dört bir yanına dağılan ve özellikle Türkiye’nin faşist hükümetinin denetiminde yaşayan tüm Êzîdî gençlerinin ve kadınlarının Sincar başta olmak üzere tanrıçaların taht kurduğu dağlara akmasıdır yeniden. Bunun için tüm kadınlar bireysel ve örgütsel bazda harekete geçebilmeli ve uygulanabilir projeler üretebilmelidir. Şengal’i özgürlük savaşçılarından boşaltmak isteyenler, Derwêşê Evdê’yi ve On İkiler’i bir destanla yüzlerce yıldır ölümsüzleştiren Edûlê’leri ve onların yüreklerindeki özgür yaşam aşkının kadın devrimi dinamiklerini yeşertmeye kadir olduğu hakikatini hafife almasınlar!