MLKP savaşçısı Ivana Hoffmann’a “Artık gün, Dicle ve Fırat nehrinin akıntısı kadar güçlü irademle adım atma günüdür. Rojava Devrimi’nin bir parçası olmak ve orada kendimi geliştirmek istiyorum” diyerek, Rojava savaşına katıldı ve Til Temir cephesinde şehit düştü. 

Ivana Hoffmann, cephedeki adıyla Avaşin Tekoşin Güneş,  Togolu bir baba ve Alman bir annenin çocuğuydu. Hoffmann,  Almanya’nın Duisburg kentinde MLKP adına faaliyetlerde bulundu ve bu süre zarfında kendisini Kürdistan’ın kadim şehri ‘Mêrdîn’ (Mardin) adıyla tanıtıyordu. 

Hoffmann, 1 Eylül 1995’te yani 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde dünyaya geldi. Barış gününde dünyaya geldi, kendini devrime adamayı da bir borç bildi. Çok genç yaşta enternasyonalist kadın devrimci saflarına giderken arkadaşlarına şu mektubu bıraktı: “Her şeyden daha önemlisi, gerekiyorsa kendi hayatımla devrimi savunmak istiyorum. Bunun sonunda ne ile karşılaşabileceğimi  biliyorum. Bu mücadelenin öneminin farkındayım.” 

Eylül 2014’te Rojava’ya giderken, “Hiç bırakmam” dediği annesinden bile özgürlük ve Rojava Devrimi’ni korumak için ayrılmak zorunda kaldı.

Hoffmann’ın kısacık ancak dolu dolu hayat öyküsünü, Duisburg’ta faaliyet yürüten AGİF’e bağlı İşçi Gençlik Derneği’nden arkadaşları anlattı.  


Her noktasında emeği var

Almanya’nın Duisburg kentinde MLKP adına çalışmalara başlayan ve örgütlenme ffaliyetlerinde yer alan Hoffman’ın arkadaşı Nejat, şunları söyledi: “Derneğin açılışından kapanışına kadar bütün zamanını faaliyetlere ayırabiliyordu. Derneğimizin her noktasında onun emeği var. Derneğin boyasından, temizliğine ve onun örgütlediği çok sayıda gencin derneğe gelip gitmesine kadar… Neşeli, sosyal, disiplinli ve ciddi bir insandı. Geniş bir arkadaşlık çevresi vardı. Okuduğu okulda çok sayıda arkadaşı vardı. Bunlar arasında Kürtler, Afrikalılar, Türkler, Almanlar yer alıyordu. Şehadeti ise çok sayıda insanı etkiledi. Gelen maillerde insanlar şaşkınlığını dile getiriyor, ölümün ona yakışmadığını söylüyorlar. 

O, Duisburg bölgesinde iz bırakmıştı. Yurtsever, devrimci demokrat çevrelerden çok sayıda insanla tanışmıştı. Kürdistan ve Türkiye’den kendini Avrupa’ya atan milyonlarca insanımız var ama Ivana, tıpkı Suphi Nejatlar gibi sistemin kendisine sunduğu nimetleri elinin tersiyle itti. 

Duygu yoğunluğu olan biriydi. Şehitlere son derece bağlıydı. Bir şehit anmasında gözleri dolardı. Onları yüreğinde hissederdi. O bir roman ise başından sonuna kadar tutarlılığı vardı. Kopuk bir yaşamı yoktu.”


Hiç karamsar olmadı

Hoffman ile tanışmasında kişiliğinin büyük etkisi olduğunu kaydeden arkadaşı Lorîn, hiçbir zaman karamsar bir ruh halini görmediğini söyledi. Lorîn, şöyle devam etti: “Vicdanı olan, adaletten yana olan bir yapısı vardı. Ivana ile tanışmamda, onun bu yönleri etkili oldu. Bir gün birileri bizim okula gelmişti. Benimle kavga etmeye niyetliydiler. Orada yalnızdım. Ivana beni savundu. Kimsenin bana zarar vermesine izin vermedi. Beni güvenli bir şekilde orada uzaklaştırdı. Hep mutlu olmayı başaran biriydi. Hayata çok bağlı ve güler yüzlüydü. Ölümünü duyduğumuzda yakın arkadaşları olarak bir araya geldik. Başta ağladık ama onun bize bıraktığı anıları hatırladıkça ağlamayı kestik.”


Kürt’ün anısını hissederdi

“Ali Kızılbaş, Hoffmann’ın arkadaşı: 2011 yılındaki bir eylemde tanıştığını belirten Ali Kızılbaş, onun zaten her eylemde en ön safta olduğunu söyledi. Kızılbaş, şunları aktardı: “Bir eylemde sayımız az olsaydı hemen devreye girer, moral verir ve sayının azlığının önemli olmadığını gösterirdi. Herkes ile çok iyi anlaşırdı onun için de geniş bir arkadaş çevresine sahipti. Ivana, Kürt kültürüne ve yaşamına kendisini çok yakın hissediyordu. Kürt halkının yüzlerce sene boyunca çektiklerini çok derinden hissediyordu. Özellikle DAİŞ çetesinin Rojava Devrimi’ne saldırıları başlayınca, Ivana yerinde duramıyordu ve daha çok şey yapmamız, mücadele etmemiz gerektiğini söylüyordu. Katılımı bir şaşkınlık oluşturmadı.”


Özgürlük için savaşmak 

Lisa Koch da onunla eylemde tanışanlardan. Kendisi için çok fazla istemleri olmayan ne varsa onunla yetinmeyi bilen yaşam tarzına işaret eden Koch, şu tanıklığını paylaştı: “Bizim genç kamplarımız var ve iki sefer katıldı. Orada tartışılan bir konu, ‘Genç kadınların perspektifi nedir? Biz geleceğimizi nasıl planlıyor ve düşünüyoruz’ şeklindeydi. Ivana şunları söylemişti: ‘Ben herşeyi göze alabilirim ama annemden uzaklaşamam.’ Annesine düşkündü, yalnız bırakmayı istemiyordu. Yaşamı çok seven bir insandı. İnsanları, politik çalışmalara katılması için hep motive ederdi. Kararlı bir kişiliğe sahipti. O, herkeste özgürlük için bir umut yaratmak istiyordu.”


Hep Rojava Devrimi’ni konuşurdu

2013 yılında PKK için yapılan bir yürüyüş esnasında, üzerinde  gerilla elbisesi olan Ivana ile tanıştığını söyleyen Sophie Kutz si eşunları anlattı: “Elbisenin şutiki yoktu. O, tam anlamıyla gerillaya benzemeyeceğinden dolayı üzgündü. ‘Gerilla şutiksiz olmaz’ diyordu. Uzun arayışlardan sonra şutiki de buldu. Çok mutlu olmuştu. Sevecen, güler yüzlüydü; aynı zamanda omuzladığı her işi, büyük bir kararlılık ve ciddiyetle yapardı. Ivana için önemli olan olgulardan bir tanesi de politik düşüncesini insanlara aktarabilmekti. Bunu yapabildiğinde çok sevinir ve mutlu olurdu. Bir kitap okumaya başladığında gelir, anlatır ve mutlu olurdu. Ivana’yı tanıdığımdan beri hep Rojava Devrimi’nden konuşurdu. O devrime katılmak istiyordu. Ivana bize özgür topraklarda yaşamadığımızı gösterdi.”


HAKKI DİNÇ/DUİSBURG