Sinemanın unutulmaz ismi Kürt Yönetmen Yılmaz Güney için Almanya’nın Hamburg kentinde düzenlenen anmaya katılan sinema ve tiyatro oyuncusu Mehmet Ali Alabora, “Bazen küçük bir hikaye ile Mazlumların kaderi değişir” dedi.

M.ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG

Kürt sinemacı Yılmaz Güney ölümünün 35. yıldönümünde Hamburg'da düzenlenen bir etkinlikle anıldı. "Avrupa'da Gelişen Irkçılığa Karşı Devrimci Sanatçı Yılmaz Güney'i anıyoruz" adı altında düzenlenen anma etkinliği, Hamburg ATİK ve Yeni Kadın bileşenleri tarafından organize edildi. Delphishow Palast Kültür Merkezinde yapılan anma etkinliği Yılmaz Güney şahsında tüm devrimci sanatçılar için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Tertip komitesi adına selamlama konuşması yapan Sultan Çelik, Avrupa'da gelişen ırkçılığa dikkat çekerek ırkçılığın panzehirinin devrimci mücadeleden geçtiğini söyledi. Kürdistan'da halkın iradesine karşı yapılan kayyum darbelerini de eleştiren Çelik, Yılmaz Güney'in kavgasının ezilenlerin mücadelesinde yaşadığını söyledi. Geceye konuşmacı olarak katılan avukat Gabriele Heinecken de katılımcıları selamlayarak, şunları dile getirdi: "Sağ politikalara kayış Avrupa'nın her yerinde. Irkçılık kendisiyle beraber büyük tehlikeler barındırıyor. Kapitalistler kendi egemenliklerini sağlama almak için buna göz yumuyor. Yeni çıkan polis yasalarıyla temel haklar kısıtlanacak. Mültecilere her türlü insanlık dışı muameleler yapılırken, sağcılar yürüyüş düzenliyor."

Güney, Mazlumlar sineması yapıyordu

Sinema ve tiyatro oyuncu Mehmet Ali Alabora'da gecedeydi. Gezi eylemlerine katıldığı için hakkında müebbet hapis cezası istenen ve şu an Galler'de yaşayan sinema ve tiyatro sanatçısı Alabora, gecede yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: "2013 yılında bildiğiniz nedenlerden dolayı ülkeyi terk ederek Galler'e yerleştim. Galler'de de sanat ve tiyatro çalışmalarım devam ediyor. Burada köy köy, kasaba kasaba kadına karşı şiddeti anlatan "Kargalar" adlı oyunu sahneledik. Sanatçı gittiği yerin derdini kendisine dert eden insandır. Sanatçının ille de politik bir kimliğinin olmasına gerek yoktur. Bilinen klişeleri yıkmak gerekiyor. Sanatçılar önde gitsin biz arkalarından gidelim olmaz. Hep beraber kol kola ve yan yana yürüyeceğiz. Bazen bizim kurban olmamızı istiyorlar. Yılmaz Güney'i, Yılmaz Güney yapan solcu ya da devrimci kişiliği değildir. Onu büyük kılan sanatçı ve iyi bir sinemacı oluşudur. Sanatla ilgilenirsek hayatımız değişir. Sanata sadece kendi hoşlandığımız sanatçılar ya da sanat penceresinden bakmamak gerekir. Aykırı, garip ve ne kadar tuhaf sanat varsa hepsine ilgi duyalım. Kürtler, Kadınlar, eşcinseller ülkemizde özgür olursa bizler de o zaman özgür oluruz. Aykırılığın ve çeşitliliğin olduğu yerde faşizm olmaz. Bazen küçük bir hikaye ile mazlumların tarihi değişir. Nazım Hikmet olmasaydı, Şeyh Bedrettin'i kaçımız bilebilirdi. Yılmaz Güney Mazlumların sinemasını yapıyordu. Babaannem Yılmaz Güney'i hiç sevmezdi. 'Oğlum onun yüzünden komünist oldu' derdi. Ne kadar aykırı olursa olsun hikayelerimizi anlatmak gerekiyor ki, anlatacağız ki, dünya zalimlere kalmasın."

Etkinlik dinletilerle sona erdi

Alabora ve diğer konuşmaların ardından Yılmaz Güney'in hayatını konu alan bir sinevizyon gösterimi yapılırken,  sanatçılar Arzu Şahin, Grup Cemre ve Hamburg Yeni Kadın grubu sahne aldı. 400'ü aşkın kişinin katıldığı anma etkinliği dinletilerle sona erdi.