Facebook tam bir AKP manivelası

Fehim IŞIK yazdı —

14 Şubat 2021 Pazar - 23:00

  • Erdoğan’ın bu isteğini şimdilik Facebook yerine getiriyor. Öyle ki konuşma özgürlüğünden ifade özgürlüğüne, insanların kişilik haklarından halkın haber alma hakkına kadar her kuralını tamamen AKP iktidarının lehine kullanıyor.

Dijital teknolojinin gelişmesiyle birlikte, devasa reklam payları da dönmeye başladı. Bu, Facebook ve Twitter gibi sanal dünyanın devlerini de etkiliyor.

Hatırlarsınız, Trump başkan iken bu mecralara savaş açmış, bazı medya organlarının yanı sıra Twitter ve Facebook’a da ayar vermeye başlamıştı.

Bunlar Trump’ı o dönem karşılarına almadı. Ne zaman ki seçimler yapıldı ve Trump’ın gidici olduğu kesinleşti, sözünü ettiğimiz dijital mecralar, peş peşe Trump’ın ipini çekmeye, milyon takipçili hesaplarını kapatmaya başladı.

Son dönemlerde Twitter birkaç engelleme operasyonuyla benzer tutumu Türkiye’de Devlet Bahçeli ile Süleyman Soylu’ya karşı da sergiledi. Attıkları her twitten, paylaştıkları her sözden kan damlayan bu ikili, şikâyetlerini de Twitter üzerinden yaptılar ve kendilerine sansür uygulandığını ileri sürdüler.

Türkiye ve ABD’den verdiğim her iki örneğin de dikkat çekici yanları var. Bunların başında, ilgili ülkelerin sanal iletişim mecralarına verilecek reklamlar ile bu mecralardaki kullanıcıların özel bilgilerinin istenmesi halinde ‘güvenlik birimlerine’ verilmesine ilişkin yasal düzenlemeler geliyor. Tamamen keyfilik esas alınarak hazırlanmış bu yasaların yaptırımı mali olduğu için, ‘devler’ kazançlarını kaybetme yerine devletlere teslim olmayı yeğleyebiliyor.
Türkiye’de kabul edilen son yasal düzenlemeyle birlikte şimdilik Twitter, iktidara rest çekiyor. Diğerleri kısmen ya da tamamen kontrolü AKP iktidarına devretmiş durumda.

Türkiye’de yayımlanan yasa, bu platformlarda Türkçe veya ‘Türkiye’ye’ dönük tüm paylaşımların kontrolünü -hangi dilde olursa olsun- devletin belirlediği birimlere verilmesini zorunlu kılıyor.

Erdoğan bu platformlarda kendisi ve iktidarı aleyhine tek şey yazılmasını istemiyor. Daha da önemlisi, Türkiye’deki gidişatı bu platformların desteğiyle maniple etmek istiyor.

Erdoğan’ın bu isteğini şimdilik Facebook yerine getiriyor. Öyle ki konuşma özgürlüğünden ifade özgürlüğüne, insanların kişilik haklarından halkın haber alma hakkına kadar her kuralını tamamen AKP iktidarının lehine kullanıyor.

Örneğin Facebook’ta bağlamı ne olursa olsun içinde Öcalan, PKK, KCK, Cemil Bayık, Mustafa Karasu, Duran Kalkan sözcüklerinin geçtiği ya da bu sözcüklerle bağlantılı fotoğrafların yer aldığı her paylaşım otomatik olarak engelleniyor. İtiraz edildiğinde inceleyenler, belki de -ki belki fazla- AKP’li Fahrettin Altun’un kontrolündeki İletişim Başkanlığı’na bağlı oldukları için kararlar hep hükümet lehine çıkıyor.

Bu, basit bir sorun değil. Örneğin kişisel Facebook hesabımdan HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın Alman devlet kanalına verdiği bir demeci paylaşmam gerekçe edilerek, hesabım 90 gün engellendi. Bunun nedeni de demecin içinde geçen Öcalan kelimesi.

Uluslararası Komplo tek boyutlu olarak yaşama geçirilen bir politika değil. Komployu gerçekleştirenler, Kürt’ün K’sinin bile kalmamasına dönük adım atmışlardı. Olmadı, başaramadılar. Devasa sahiplenme ve bir o kadar büyük direniş buna izin vermedi. Bu nedenle daha da kudurup saldırılarını yoğunlaştırdılar.

Bu saldırıların boyutunun büyük ya da küçük olduğuna bakılmaksızın mücadele etmek gerek. Belçika yargısının tutumu akıllardadır. PKK’ye ve yandaşlarına dönük haksız karar, Türk devletinin milyonlar harcamasına rağmen Belçika yargısının duvarına çarptı ve en nihayetinde PKK’nin bir ulusal kurtuluş hareketi, eylemlerinin ise meşru olduğu hukuken tescil edildi. Bu karar hala Belçika devletinin PKK’ye dönük tanımlamasını değiştirmemiş olsa bile, hiç kuşku yok önemli bir kazanımdır.

Batılı devletlere karşı yürütülen bu hukuki mücadele, AKP ve MHP gibi faşist yapıların yönetimindeki Türk devletine karşı da uluslararası hukuk mecraları üzerinden pekâlâ yürütülebilir.  Birkaç bireysel örnek alınıp bunlar hukuki mecralarda sabırla işlenir. Deneyimli hukukçuların yürüteceği kararlı bir takip ile bu mücadeleyi kazanmak mümkün. İnanıyorum ki bu mücadelenin ardından evrensel hukuku esas alan bir içtihat da oluşur.
22 yılı geride bırakan Uluslararası Komplo’ya karşı verilen mücadelede alınacak her sonuç önemlidir. Bir sosyal paylaşım sitesi içinde PKK ve Öcalan sözcükleri geçiyor diye bir düşünceye düşmanca davranma cesaretini gösteriyor ise onun bu pervasızlığına karşı da haklı olanlar bıkmadan, usanmadan mücadele edebilmeli. Bu alandaki mücadelenin ilk yolu da hiç kuşku yok hukuktur.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.