Faşist kafalardan zehir damlıyor 

Forum Haberleri —

11 Ağustos 2022 Perşembe - 08:00

.

.

  • Nifak tohumları ekiyorlar, halkları birbirine düşman ediyorlar. Türk siyaseti, hiçbir dönemle kıyaslanmayacak kadar AKP-MHP iktidarı döneminde kirlenmiştir.

RAUF KARAKOÇAN
Son dönemlerde ard arda yapılan pespaye açıklamalarda Kürtleri hedef alan kimi siyasetçileri, bulundukları makamları, temsil ettikleri zihniyeti irdelemek gerekir. Aslında sarf edilen sözler, kullanılan kelimeler yeni sayılmaz, hatta daha ağır hakaretler eden, zehir zemberek açıklamalar yapan, çok sayıda kalibresi düşük insan müsveddesi tanıdık. Kürt düşmanlığında gelinen boyutları anlamak, hastalıklı zihniyet sahiplerine iki kelam etmek, terbiye sınırları içinde kalarak anlatmak hasıl oldu. 
 
Çözüm süreci adı altında yaşanan dönemi Ceylanpınar provokasyonuyla sonlandıran Erdoğan, ‘akşam yatıyorlar Kürt, sabah kalkıyorlar Kürt, Kürt-mürt yok, o iş bitti’ diyerek kanlı süreci başlatma startını vermişti. Çözüm sürecinin müzakere heyetinde yer alan, AKP’li Yalçın Akdoğan çok hayati bir meseleyi çok laubali bir şekilde ‘çözüm sürecinin anca filmini çekersiniz’ diyerek o süreci kapatmıştı. Ardından, Kürt halk önderiyle görüşmeler bıçak gibi kesildi, avukatlarıyla ve ailesiyle görüşmeler engellendi, 17 aydan beridir de haber alınamıyor. 
 
Daha sonra askeri mantık işlemeye başladı. Bilindiği üzere, katliamlar ve operasyonlar birbirini izledi. Rojava’ya işgal saldırıları, Medya Savunma Alanları, Maxmur, Şengal saldırıları derken Kürtlerin bulunduğu her yer hedef alınmaya başlandı. Kürtler baş düşman ilan edildi, iç-dış politika buna göre şekillendi, diplomasi bunun üzerinden yürüdü.
 
Erdoğan ve Akdoğan gibi aynı meşrepten siyasetçiler Kürtlere söylenmedik laf bırakmadılar. Son dönemde de benzer açıklamalar peş peşe geldi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Suriyeli mültecileri nasıl maşa gibi kullandıklarını ve kullanacaklarını büyük bir ‘bilgelikle’ anlatıyor. Sosyal hizmetlere girmeyen ve aileyi de ilgilendirmeyen konulara dalarak, ‘Suriye’de Kürt devleti kurdurtmayacağız’, ÖSO ile birlikte bunun mücadelesini verdiğini, Suriyeli mültecileri de bunun için besledikleri mealinden açıklamalarda bulundu.
 
İyi Partili (iyi mi-kötü mü siz karar verin) Yavuz Ağıralioğlu ‘Müslüman olmayan Kürt’ü insandan saymazmış.’ Yani resmen sapıtmış. İslam dini yokken, kendisi hangi mahlukun zürriyeti olarak türediği, ‘insan’ olmayan sülalesi merak konusudur. 
 
Su katılmamış faşist Ümit Özdağ ise ‘ne Kürdistan’ı, canına okuruz ulan’ diyerek son derece terbiyesizce ifadeler kullanmayı kendisinde hak görüyor. MHP’nin bunak başkanı Devlet Bahçeli’de Roboski’ye kafayı taktı. Belki de ne diyeceğini tam olarak kestiremedi. Kılıçdaroğlu’nun ziyaretinden sonra ‘Roboski diye bir yer yok’ diyerek bir gaf mı yaptı, sahiden bu ruh hastasının mantığı öylemi çalışıyor pek kestirilemiyor. Kürtleri hakir gören, yok sayan, düşmanlık yapmayı siyaset sanan, halkları zehirleyen bu kafa yapılarına cevap vermek abesle iştigaldir. Gerçeklerle bağı olmayan, saçma sapan konuşanları muhatap almaya, cevap vermeye değmez fakat, bu ithamların muhatabı olan Kürtlere, devrimci, demokrat ve aydın kesimlere görevler düşmektedir. 
 
Faşist kafalardan adeta zehir damlıyor. Nifak tohumları ekiyorlar, halkları birbirine düşman ediyorlar. Türk siyaseti, hiçbir dönemle kıyaslanmayacak kadar AKP-MHP iktidarı döneminde kirlenmiştir. Kürtlere karşı bu ağulu dili kullanan iktidar sahipleri kaybetme ihtimali belirdikçe daha fazla saldırganlaşmaktadır. Bir halkın tarihine, Kültürüne, toplumsal değerlerine varlığına hatta ölüsüne varana dek saldırmayı kendilerine hak gören kafa yapısı insanlıktan nasiplenmemiş yaratıklardır. 
 
Birazcık tarih ve toplum bilinci olanlar, Kürtlerin kim olduğunu, nerden geldiklerini, nerde yaşadıklarını bilirler. Cahiliye dönemine rahmet okutan günümüzün Türk siyasi aklı (aklı mı-akılsızlığı mı) kendisini düşürdüğü durum utanç vericidir. Bir dönem Erdoğan’ın kendi ifadesiyle CHP’yi hedef alan bir konuşmasında ‘karşı çıktıkları Kürt ve Kürdistan kelimeleri, Mustafa Kemal’in konuşmalarında göreceklerdir. Meclis kayıtlarında, Nutuk’ta göreceklerdir’ diyerek adeta kükremişti. Aynı Erdoğan şimdi de ‘Kürt yok’ noktasına sabitlendi. Kürtlerin varlığı konusunda başta Erdoğan olmak üzere bütün avenesi artık bir yargıya varmalıdır. Bir varmış, bir yokmuş tarzında masalımsı açıklamalar inandırıcılığını yitirmiştir. Bir halk, yok demekle maalesef yok olmuyor, yok etmeye kalkmakla da artık bu aşamada yok edilemez.
 
AKP’den türemiş DEVA partisinin başkanı Ali Babacan, Van ziyaretinde ‘Ankara’da oturarak Kürt sorunu yoktur demekle sorun hal olmuyor’ diyerek eski dava arkadaşlarına gönderme yapıyor ama kendi alternatiflerini sunmaktan da imtina ediyor. Seçim yatırımı icabı ‘eşit vatandaşlık’ diyerek ağza bir parmak bal çalıyor. Kürtler bunu duyalı on yıllar oldu. Ama her gün katledilmekten kurtulamadılar. Türk devlet aklı Kürde saldırmak dışında düşünce üretmiyor ve bu nedenle kendini tekrarlayarak çürümeyi yaşıyor. 
 
Barbarlıkta sınır tanımaz devlet gücüyle, Kürt halkına karşı suç işlemektedir. SİHA saldırıları her gün can almaya devam ediyor. Bütün bunlara rağmen halkların birliğinden, kardeşliğinden, bir arada yaşamaktan asla taviz vermeden Kürt halkının sesine ses katılmalıdır. Faşist zihniyetin dışında ki her kes Kürt Özgürlük Mücadelesine omuz vermelidir. Faşizmi durdurmak bir insanlık görevi olarak görülmeli ve kendilerini sorumlu kılmalıdırlar. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.