Faşizme artık yeter deme zamanı

Forum Haberleri —

.

.

  • Mussolini ve Hitler faşizmi yarattıkları savaş ve yıkım içinde yıkılıp gittiler. Erdoğan da seçimle geldi ama gitmek istemiyor. Diğer faşistler gibi SS ve Kara gömleklileri örgütlüyorlar. MHP ülkü ocaklarını, AKP ise SADAT gibi paramiliter güçleri örgütlüyor

ZEKİ AKIL

Türkiye’de seçim kampanyası giderek hız kazanıyor. Türkiye’nin kaynaklarını çalıp çırpan ve savaşa yatırıp büyük yıkıma neden olan Erdoğan, iktidarı bırakmak istemiyor. Anayasaya aykırı olduğu halde aday olacağını söylüyor. Zaten başındaki zat, Bahçeli, onun adaylığını açıklamıştı. Erdoğan dünyaya ve Türkiye halklarına söyleyeceği yalanı kalmadığı için Demokrat Parti’nin ‘’Yeter artık söz milletin’’ sloganına sarıldı. Yalan ve psikolojik savaş taktikleriyle gerçekleri ters yüz edeceğine inandığı için geçmişe sığınıyor. Yeni kuşaklar nasıl olsa o dönemleri fazla bilmiyor. Elindeki yalan makinası görevi gören basınıyla bunu topluma yutturacağını varsayıyor.

'Yeter söz Milletin' sloganı tek parti sistemine, CHP’ye karşı kullanılmıştı. Halk, jandarma baskısından ve tek parti sisteminden bıkmıştı. DP, alternatif olarak kendisini sunuyor ve farkını ortaya koyuyordu. Erdoğan kime karşı ‘’Yeter Artık, Söz Milletindir’’ diyor. CHP veya başka bir parti mi iktidarda? Hangi baskıya ve haksızlığa karşı yeter diyor? Halkı bıktıran ve demokrasinin canına okuyan Erdoğan’ın kendisidir. Yirmi yıldır kendisi iktidarda. Halk büyük bir yoksulluk ve hayat pahalılığı altında eziliyor. Devleti soyuyorlar. Hapishanelerde 12 Eylül faşist askeri darbesinden fazla Kürt var. Kürtler’e karşı savaş Irak ve Suriye sınırlarına taşmış. Kadınlar, Aleviler ve sol çevreler büyük bir ayrımcılığa tabi tutuluyorlar ve tehdit, şiddet altındalar.

Peki Erdoğan kime karşı ‘’yeter artık söz milletin’’ diyor. Erdoğan iyi şeyler yapmaya çalışıyor da engelleyen ve AKP’ye baskı uygulayan güçler mi var? Hayır. AKP tek başına uzun yıllar iktidardaydı. Üstelik şimdi faşist MHP ve Ergenekon’la Doğu Perinçek’i de yanına almış. Bunların dışında SADAT, mafya ve Suriye’deki İhvancıları, DAİŞ ve ipini koparan bütün çeteleri koalisyonuna dahil etmiş. Bunlara ek olarak Hizbul-kontra artıklarını, Hüda Par’ı da resmi olarak Cumhur İttifakı’na katıyor.

Dikkat edilirse Türkiye’de ve dışarıda ne kadar tehlikeli ve karanlık güç varsa Erdoğan hepsini etrafına toplamış. Halka anlatacağı bir hikayesi kalmamış bir Erdoğan figürü karşımızda duruyor. Eskiden MHP’ye ‘’siz kandan besleniyorsunuz, kafatasçısınız’’ diyordu. Perinçek gibi karanlık ve provokatör birinden günahı gibi kaçıyordu. Ergenekon’la sözde hesaplaşıyordu. Onları hapse atmıştı. Yaptıklarıyla övünüyordu. ‘’Kürt sorununu çözeceğim, AB’ye gireceğim’’ diyordu. İçeride ve dışarıda umut yaratıyordu. Şimdi içeride halka düşmanlık yapıyor, sistemin partilerine, CHP dahil, 'hain', 'terörist' diyecek kadar kendinden geçmiş. ABD ve AB’den icazet almak için çırpınıyordu.  Şimdi ise sözde ABD ve AB karşıtlığı yapıyor. Milliyetçiliği ve halkın dini inançlarını bir silah gibi seçim kampanyası için kullanıyor.

Tarih bilgisi olan birisinin Erdoğan gibi faşistlerin bu dönüşlerini ve propaganda yöntemlerini anlaması zor değildir. Hitler nasıl oldu da bütün Almanya’yı denetimine aldı? Almanya halkına ve dünya halklarına korkunç faturalar çıkaran bu tipler nasıl bunu başardılar? Faşistler ve zorbalar asla gerçeklerin bilinmesini istemezler. Dikkat edelim, İran’da halk tepkili ve yönetime karşı gösteriler yapıyor. Gösteriler silahsız ve sivil karakterde. Protestolar toplumsal bir nitelik kazanmış. Başını ise kadınlar çekiyor. Buna rağmen İran yönetimi bir özeleştiri yapmaya yanaşmıyor. Halkın taleplerini karşılamıyorlar. Halkı suçluyor, dış güçlerin kışkırtması ve oyunları olarak açıklamalar yapıyorlar. Baskıyla, idamlarla iktidarlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Aynı şey Suriye’de de yaşanıyor. Baas rejimi kendisini hiç yargılamadı, sorgulamadı. Her şeyi dış güçler ve içerideki hainlerle açıklıyorlar. Böyle olduğu için gelişim, değişim olmuyor. Kaskatı rejimler ortaya çıkıyor. Sonunda da kırılmalar ve çatışmalar boy veriyor.

Mussolini ve Hitler faşizmi yarattıkları savaş ve yıkım içinde yıkılıp gittiler. Erdoğan da seçimle geldi ama gitmek istemiyor. Diğer faşistler gibi SS ve Kara gömleklileri örgütlüyorlar. MHP ülkü ocaklarını, AKP ise SADAT gibi paramiliter güçleri örgütlüyor. Erdoğan buna Ergenekon ve Hizbul- kontra’yı da dahil ediyor. Bunun yanında Kürtler’e karşı bitmek bilmeyen bir düşmanlık, Suriye ve Irak’a askeri seferler sürekli gündemde. Siyasi çevrelerin büyük bir kesimi Türk devletinin Şubat veya Mart’ta Rojava’ya ve Başur’a daha büyük bir işgal saldırısı yapacağını söylüyorlar.

Görüldüğü gibi Erdoğan ve faşist şürekası için 'artık yeter' demenin zamanı geldi de geçiyor. Seçim sürecini aktif bir propaganda ve örgütlenme süreci olarak değerlendirmek gerekir. Gençlik ve kadınlara daha fazla iş düşüyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.