“Ben ölmem, ne yaparsan da ölmem!” Cizre’de yükselen bir ses, bir haykırış ve bir direnişin iradesiydi. Yaşamak, özgür yaşam tutkusu, insanlarda her zaman direniş ve mücadele etme yolu göstermiştir. Direnişten yoksun bir özgürlük, mücadeleden uzak bir yaşam, kölelikten başka bir şey değildir. “Olacaksa yaşam ya onurlu ve özgür bir yaşam ya da hiç olmayacak.” Evet, Cizre’de o bodrumdan yükselen sesler, tıpkı Sur’da olduğu gibi onurluca direndiler. 

O vahşeti, bodrumda ölüme terk edilen Mehmet Tunç ve arkadaşları söylediği gibi, “Biz bu halka söz verdik, zulme, faşizme boyun eğmeyeceğiz. Ölüm nereden geliyorsa gelsin, özgürlükten vazgeçmeyeceğiz!” Bugün Kürdistan’ın her yerinde Saray savaşına karşı halk ayakta. İktidarların tahtı sallandığında, her türlü çılgınlığı, katliamları yapar ve şiddete başvurur ve sınırsız sayıda masum insanlar katlederler. 

Ahlaktan, vicdandan yoksun olarak, yalanlara başvurur ve tüm gerçeklikleri ters yüz ederek toplumu müthiş bir şekilde yanıltmaya çalışırlar. Türkiye’de bu oluyor. Kürdistan’da bir imha konsepti devrede. Toprak kandan kızıl rengine bürünmüş. Cizre’de neredeyse iki yüze yakın insan katledildi ama Türkiye’nin batısında bir kıvılcım ışığı kadar kıpırdanma olmadı. İnsanlığın vicdanı buzdolabında saklıdır. Neden? Çünkü her şeyi istedikleri gibi yaratıyor ve yürütüyorlar. Yalan üzerinde inşa edilen bir iktidar-saltanat, halkların direnişine karşı her hangi bir şansa sahip değil.

Bu savaşla Kürdistan’ı boşaltmak istiyorlar ve Kürdistan’ı yeniden tekbirlerle işgal etmek istiyorlar. Tarih ve kültür katliamı yapıyorlar. “Master” dedikleri plan işte bunun içindir. Davutoğlu ne diyor? “Her Cuma bir ilde namaz kılacağız.” Peki, neden İstanbul, Konya, İzmir, Bursa, Kayseri değil de Kürdistan? Çünkü yapmak ve yaratmak istedikleri şeye Kürtler engeldir de ondan. Kürtler köle gibi yaşamak istemedikleri için özgürlük ve birlikte yaşamayı seçtikleri için, bu kadar saldırgan oluyorlar, katliamlar yapıyorlar ve Kürdistan’da Şark Islahat Planı'nı güncellemek istiyorlar!

Ama bu yüzyılda Kürtler artık kaybetmeyecekler, Rojava’nın kazanımları ve ilerleyiş, Türklerde Kürt fobisini büyütüyor ve hep korkularla yaşıyorlar. Onun için dünyanın en ücra köşesinde bile olsa Kürtler adına kazanılan en küçük statüye karşı seferber oluyorlar. İşte bölgede değişen durumlar, gelişen ittifaklar, değişimin suyu ısındığı bir ortamda, Türkiye her şeye tersten bakmakta ve tersyüz etmektedirler ve sırf Kürtler bir şeyi elde etmesin diye çırpınıyorlar. Ama nafile, onların bu korkularına derman yoktur. Elma onların ağzına düşmeyecektir.

Kürdistan’da yanan, yıkılan her ev, viraneye dönen her şehir, katledilen her insan, günlerce sokaklarda bekletilen her cenaze, bodrumlarda mahsur kalanlarla, insanlık tarihinde eşi benzeri görülmeyen bir vahşete tanıklık ettik. Hem yaralı, hem enkaz altında su isteyen insanlar topluca katledilmesine bir intikam yemini etmişti korku imparatorları. Direnişin olduğu her yerde halkın birliği oluşmuş ve korku canavarları yenilgiye mahkûm etmiştir. 

İşte ölmemek budur. Tıpkı Cizre’deki o ananın söylediği gibi, “Ne yaparlarsa yapsınlar ben Kürdüm, ölmeyeceğim vallahi ölmeyeceğim” ya da Mehmet Tunç’un dediği gibi “Ölüm nereden ve nasıl geliyorsa gelsin, özgürlükten vazgeçmeyeceğiz.” Evet, bu topraklarda özgürlük ve barışın kazandığı müddetçe “ölmeyeceğiz.” Ölmek, var olan mücadeleyi bırakmaktır. 

Bunun için yükselen seslere ses katmak, yürütülen direnişe güç katmak ve faşizme karşı dik durmak için, “insanım” diyen herkese görev düşmektedir. Bu ülkede Kürtlerin duruşu, direnişi olmasaydı şimdi Türkiye daha kötü durumda olacaktı. Şu an faşizme karşı duran tek Kürt halkı kalmış ve iktidarı en çok çileden çıkartan da bu olmalı. 

Korku, baskı, zindan ve sindirme politikasıyla neredeyse toplumun büyük bir kesimi bertaraf edilmiş durumda. Ama bunu Kürtlere karşı yapamadı; çünkü her yerde direniş sesi yükseldi, her yer Cizîr, Sur, Silopi, Nisêbîn ve Gever oldu. Evet, büyük acılar yaşadık ama özgür yaşayacağız. Özgürlük uğruna yaşamının yitirenler için Kürt halkı dün olduğu gibi, bugün de yarın da direnecektir.

* Şakran 2 nolu T Tipi Cezaevi