Faşizmin resmini yapmak!
Forum Haberleri —

VEYSEL IŞIK
Zulüm, güç dengesinin olmadığı her noktada yaşanabilir. Ve her zulüm beraberinde mutlaka bir direnişe yol açar. Bu anlamda insanlık tarihi direniş ve inkar efsaneleriyle doludur. Her dönemin direniş kültü bireysel eylemliliklerle gelişti.
Biraz geçmişimize dönüp bakarsak Nemrud’a karşı Hz. İbrahim, Roma hükümdarlığına karşı Hz. İsa ve Spartaküs, İngiliz sömürgesine karşı Gandhi bilinen tekil eylemlerden bir kaçıdır. Bu eylemler kendi dönemin devrimci halk kurtuluşlarına öncülük eder düzeyde rol oynamıştır. 19. ve 20. yüzyıl devrimci önderleri de bu anlamda üzerlerine düşen direniş geleneğini sürdürmede geri kalmadı. Bu direnişler bugün her tarafta sürüyor.
Türkiye’de keyfi uygulamalar ile terör estiren ve sırtını iktidar gücüne dayayan polisler, cinayet işlemeye devam ediyor. AKP-MHP rejimi polislerin, askerlerin gerçekleştirdiği hiçbir cinayeti ve katliamı aydınlatmadı.
Bu katliamların en barizi Roboskî’de gerçekleşmişti. 28 Aralık 2011’de Türk savaş uçakları Kürt köylülerini bombalamış, çoğu çocuk, 34 kişi paramparça olmuştu. Geride çocuklarını kaybeden ana babalar, eşsiz kadınlar kaldı.
Sadece son 13 yılda, 2007 ile 2020 yılları arasında 405 sivil, polisin “dur” ihtarına uymadığı gerekçesiyle öldürüldü. Öldürülenlerin 91’i çocuk, 86’sı kadın, 218’i ise yetişkinlerden oluşuyor. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 2002 ile 2019 yılları arasında Türkiye’de yaşanan insan hakkı ihlallerini ortaya koyan bir rapor yayınladı. Rapora göre AKP iktidarları döneminde 23 bin 980 kişi iş cinayetlerinde, bin 532 kişi yargısız infaz ve rastgele ateş açma sonucu, 337 kişi sokağa çıkma yasakları sırasında, 83 kişi ise gözaltında öldürüldü.
Devletin en fazla katlettikleri ise Kürtler oldu. Gözü kara biçimde savaş uçaklarının bombalarıyla sivil insanları pervasızca katleden devletin polisi AKP iktidar döneminde sivil katliamlar için birbiriyle adeta yarış halinde oldu. Devlet ve polislerin soykırım katliamlarına kısaca bir göz atalım.
Kızıltepe’de 21 Kasım 2004 yılında Uğur Kaymaz katledildiğinde henüz 12 yaşındaydı. Lice’de 28 Eylül 2009 yılında katledilen Ceylan Önkol da Uğur’un yaşındaydı. İstanbul’da 16 Haziran 2013’te, evinden ekmek almaya çıkarken polisin vurduğu Berkin Elvan, daha 14’ündeydi.
Cizre’de 7 Eylül 2015’te devletin mermilerinin hedefi olan, annesinin cenazesini bozulmasın diye günlerce dondurucuda sakladığı Cemile Çağırga, henüz 10 yaşındaydı. Muğla’da 12 Mayıs 2010’da katledilen üniversite öğrencisi Şerzan Kurt 21’inde, Amed’de 21 Mart 2017’de, bir Newroz günü tüm dünyanın gözü önünde katledilen Kemal Kurkut ise 23’ündeydi.
3 Mayıs 2017’de polisin kullandığı panzerin bir evden içeriye dalması sonucu 7 yaşındaki Muhammed ve 6 yaşındaki Furkan Yıldırım kardeşler Silopi’de katledildi. Silopi’de 19 Aralık 2015’te katledilen 57 yaşındaki 11 çocuk annesi Taybet İnan’ın cenazesi günlerce sokakta bekletildi. Cenazeyi almaya giden insanlara da ateş açıldı.
Amed Sümerpark’ta 14 Nisan 2019’da Recep Hantaş, 28 Ağustos 2015’te Kızıltepe’de 16 yaşındaki Mazlum Turan ve Adana’da 27 Nisan 2020’de Suriyeli Ali El Hemdan, polis kurşunlarına hedef olarak katledildiğinde henüz 19 yaşındaydı.
Devlet kasketine bürünmüş bu seri katil polislerin cinayetlerinden cesaret alan faşistler ise Kürde ve Kürtçeye olan tahammülsüzlüklerini saldırı ve katletme yöntemiyle devam ettirdi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu televizyon ekranlarında Kürtlerin siyasi iradesi HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan’ı tehdit edince, durumdan vazife çıkaran, faşistlerde Kürdistan halklarına, Kürtçe konuşanlara karşı katliamlara girişti. Bu katliamlar oldukça fazladır.
6 Eylül 2015’te Sedat Akbaş İstanbul Kâğıthane’de cep telefonuyla Kürtçe konuştuğu için, 23 Ekim 2015’te İstanbul Avcılar’da sanatçı Selim Serhed barda Kürtçe şarkı söylediği için bıçaklanarak katledildi.
16 Aralık 2018’de Sakarya’nın Hendek ilçesinde 43 yaşındaki Kadir Sakçı oğluyla Kürtçe konuştukları için silahlı saldırıya uğradı. Kadir Sakçı saldırı yerinde hayatını kaybetti, 16 yaşındaki oğlu ise ağır yaralandı.
27 Aralık 2009’da Ankara’da 29 yaşındaki Emrah Gezer bir barda Kürtçe şarkı söylediği için özel harekât polisi tarafından 15 kurşun sıkılarak, 21 Ağustos 2019’da Sakarya’da 19 yaşındaki Şirin Tosun Kürtçe konuştuğu için başından silahla vurularak katledildi.
31 Ağustos 2016’da İstanbul’da 3. havalimanı inşaatında çalışan 36 yaşındaki evli ve iki çocuk babası Mehmet Aytaç, Kürt olduğu için yakılarak öldürüldü.
7 Eylül 2017’de Samsun’da 36 yaşındaki Perihan Akın ailesiyle kaldığı çadıra düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybetti.
Ankara’da 31 Mayıs 2020’de faşistlerin saldırısı ile gerçekleşen bir nefret cinayetine kurban giden Barış Çakan, henüz 20 yaşındaydı. Kürtçe müzik dinlediği için üç kişi tarafından öldürüldü. Barış Çakan, cinayete kurban gittiğinde yanında bulunan ve kaçarak saldırganların elinden kurtulan arkadaşı da Kürt’tü. Cinayet sonrasında devlet kurumları harekete geçmiş, el birliğiyle gerçeği ters yüz etmeye çalışıyor.
Amerika’daki polis cinayetini eleştiren ve katil polisin yargılanması için sıkı takipçisi olacaklarını belirten Erdoğan’a hatırlatmak gerekir. Türkiye’de ve Kuzey Kürdistan’da senin döneminde katledilen insanların faillerine ne yapıldı?
Kendi cinayetlerini görmeyen, ırkçılığı ve faşizmi topluma yayan, şiddeti iktidarının devamı için pervasızca uygulayan AKP-MHP faşizmi, Türkiye’de ve Kuzey Kürdistan’da gerçekleşen cinayetleri ise meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu cinayetlerin neden olduğu korku iklimi üzerinden ülkenin kendileri için dikensiz gül bahçesi olmasını istiyor.







