HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, gasp edilip kayyum atanarak Türk güçlerinin çemberine alınan Amed Büyükşehir Belediyesi’ni göstererek, ”AKP-MHP faşist blokunun fotoğrafını görüyorsunuz. Faşizmle uzlaşma olmaz. Olduğumuz her yerde direnmeye devam edeceğiz” dedi.
Kayyum atanan Büyükşehir Belediyesi önünde açıklama yapması engellenen HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, herkesi mücadeleye çağırdı.
Türk İçişleri Bakanlığı’nın Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk ve Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Bedia Özgökçe Ertan’ı görevlerinden uzaklaştırarak yerine kayyum ataması üzerine önceki olağanüstü toplanan HDP Merkezi Yürütme Kurulu (MYK) belediyelerin gaspına ve kayyum uygulamasına karşı kesintisiz eylem yapma kararı almıştı. 31 Mart Yerel Seçimleri sürecinde “Kürdistan’da kayyumları süpürme, Batı’da ise AKP-MHP ittifakını geriletme” stratejisi belirleyen HDP, iktidarın yeniden başvurduğu kayyum uygulamasına karşı aynı stratejiyi izleyeceğini; tüm antidemokratik ve hukuksuz saldırılarına karşı demokratik siyasette ısrar edeceğini belirtmişti. MYK’de kayyum politikasına karşı gösterilecek meşru ve demokratik tepkiler doğrultusunda ilk adım olarak dün kayyum atanan üç kentteki il örgütü binaları önünde toplanıldı.
HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli’nin kayyum atanan Amed Büyükşehir Belediyesi önünde açıklama yapması engellendi. Belediyeyi önceki günden beri zırhlı araçlarla ablukaya alan polis, HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, HDK Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, DBP Eşbaşkanı Mehmet Arslan, Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, ESP Eşbaşkan Yardımcısı Beycan Taşkıran ve yurttaşların belediye binası önüne gitmesine izin vermedi. Belediye binasının karşısında bulunan Lise Caddesi’nde ”Direne direne kazanacağız” sloganları altında açıklama yapan Temelli, zulüm rejimiyle karşı karşıya olunduğunu söyledi.
Her yerde direneceğiz
Temelli konuşmasında şunları ifade etti: “Bugün burada AKP-MHP faşist blokunun fotoğrafını görüyorsunuz. Faşizmle uzlaşma olmaz. Faşist blokta olanlarla asla uzlaşmayacağız. Olduğumuz her yerde direnmeye devam edeceğiz. Bu gaspçı anlayışı; Kürt halkının iradesine, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesine yönelik bu saldırıyı kabul etmiyoruz. Bu darbeci zihniyet tam dört yıldır bu ülkeye zulümden, şiddetten başka bir şey vermedi. İnatla her gün meydanlarda olacağız. Hakikatin sesi susmayacak, HDP’nin sesi susmayacak.
Suçumuz yok, sevdamız var
Bizim bir suçumuz yok, sevdamız var. Ortadoğu’da halkların özlemini duyduğu barışı gerçekleştirme sevdamız vardır. Tarih barışı çağırıyor. Kulak verin, biz kulak verdik, üzerimize düşen sorumlulukla hareket edeceğiz. Çözümsüzlükten beslenenler, çözümün ve barışın sesini duymamaya devam ediyor.
Koridor değil, barış istiyoruz
Sayın Öcalan’ın sesine yanıt vermek yerine şiddeti, baskıyı, zoru reva görenler hala Pençe ve Kıran harekatları peşindeler. Hala Suriye’ye saldırı hesapları peşindeler. ‘Barış koridoru’ymuş. Koridoru değil, barış istiyoruz.
Faşist bloku durdurabiliriz
Hep beraber bu faşist iktidar blokunu durdurabiliriz. Her gün belediyelerinize gidin. Amed’de o kayyım gidene kadar belediyenize sahip çıkın. Van’da gidin, Mardin’de gidin. Zulmü, kayyumu dün olduğu gibi bugün de kentimizden, sokağımızdan, mahallemizden mutlaka ama mutlaka süpürüp atacağız. Faşizmi yeneceğiz.”
Saldırıyorlar, çünkü çaresizler
HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, dün ANF’ye yaptığı açıklamada ise 19 Ağustos itibarıyla yeni bir darbeye imza atan iktidarın, artık tükendiğini, yönetemediğini, kayyum ve OHAL sistemi olmadan yol alamadığını söyledi. “Her türlü şiddete başvurarak ayakta kalmaya çalışan bu iktidarın, artık halklara verecek bir şeyi kalmadığının ifadesi, işte bu zorbalıktır” diyen Temelli, AKP-MHP blokunun, Türkiye halklarını tehdit ederek, Kürt düşmanlığı üzerinden ayrımcılığı körükleyerek ayakta kalma çabasının nafile olduğunu kaydetti. Temelli, şöyle devam etti: “Devlet aklının bir an önce rasyonaliteye kavuşması lazım. Rasyonalite dediğimiz şey; bu toprakların tarihine, kadim halkların geleneğine ve siyaset yapma hakkına sahip çıkarak, bir arada yaşama iradesini inşa edecek bir akıldır. Demokratik hukuk devletinin aklıdır. Bunu var edebilmenin yolunu bulmak zorundayız.’’
Tükenmiş devlet aklı
Kayyumla sivil siyaseti gasp etmenin, tükenmiş devlet aklının sahneye koyduğu bir tablo olduğunu belirten Eşbaşkan Temelli, şunları ifade etti: “Başta Kürt halkı olmak üzere tüm Türkiye halkları, emekçileri, kadınları, demokrasi isteyenleri, bu darbeye karşı yan yana gelerek itirazını, mücadelesini yükseltecektir. Belediyeleri gasp eden kayyum zihniyetinin ve kayyumların, hiçbir meşruiyeti yoktur. Kayyumlar kadar, iktidarın kayyumcu zihniyeti de teşhir edilmeli ve bununla mücadele edilmeli.”
Demokrasi hamlesine saldırı
HDP’nin Üçüncü Yol çizgisiyle bir seçenek sunduğunu; seçimlerde uygulanan bu stratejiyle umutsuzluğa son verdiklerini; baskıcı rejimi ve bütün defolarını teşhir ettiklerini hatırlatan HDP Eşbaşkanı Temelli, “Sıkışmış, kutuplaşmış siyasetin içinde, belli gerilim hatlarında yaşayan, Kürt düşmanlığından beslenen, ayrımcılıkla yaşayan sağ popülist siyasetin kendisine açtığı yolda, bütün diğer farklılıkları yok sayan anlayışına karşı ‘buradayız’ diyenler bir araya geldi. Kimliklerini bastırmadan sınıf, ekoloji ve kadın özgürlük mücadeleleri buluştu. Bu radikal demokratik bir hamleydi, radikal demokrasi adına atılmış güçlü bir adımdı. Bu yolda kararlı bir şekilde mücadelemizi sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.
Tarih akışına karşı koyamazlar
Bugün devlet ve iktidarın içine düştüğü durumun, aslında Üçüncü Yol’un ne denli meşru ve haklı bir mücadele hattı olduğunu bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Eşbaşkan Sezai Temelli, şunlara işaret etti: “Bu yüzden saldırıların şiddetini anlıyoruz, çünkü çaresizler. Ortada artık bir seçenek var. Tarihin bu akışına karşı koyma çabaları nafiledir.’’
Ne yapmalı sorusu herkes için
Demokrasi İttifakı’nda buluşma ısrarlarının haklılığının bir kez daha teyit edildiğini söyleyen Temelli, artık herkesin, ’Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ denilen örtülü OHAL sistemini olağanlaştırmaya, normalleştirmeye çalışan, her türlü hakka karşı şiddeti meşrulaştıran ama kendi meşruiyetini yitiren AKP-MHP iktidarına karşı ne yapmalı sorusunu sorması gerektiğini vurguladı. Bütün siyasi partileri, STK’ları, sendikaları ve diğer toplumsal hareketleri, ne yapmalıyız diye sormaya ve bunun üzerinde düşünmeye davet eden Eşbaşkan Temelli, şöyle seslendi: “Demokrasi İttifakı çağrımız açıktır; hak, barış, demokrasi ve var olma mücadelesidir. Herkesin bu ceberut devlete; faşizmi kurumsallaştırmaya çalışan, düşmanlıktan beslenen bu anlayışa karşı ‘varım, hakkımı savunuyorum, bu amaçla buradayım’ demesi gerekiyor. Bu yüzden herkesi Demokrasi İttifakı’nda buluşmaya davet ediyoruz. Kürt halkının öncülüğü ve üstlenmiş olduğu sorumluluğu, Türkiye halklarının artık çok net, çok berrak bir şekilde görüp anladığını düşünüyorum. Dayanışma ve bir arada yaşama iradesi gösterilmeli. Sadece HDP’nin üç büyükşehir belediyesine kayyum atanmadı, özgür siyasi iradeye de kayyum atandı. Türkiye’yi çok daha karanlık günler bekliyor. Bunun önlemini bugünden almak, herkesin inisiyatif almasını gerektirir.’’
AMED
Alevi kurumları: Zorbalığa karşı durmak zorundayız
HDP’li belediyelere kayyum atanmasını protesto eden Alevi örgütleri, bölge halkının ve seçilmiş iradenin yanında olduklarını belirterek, kayyuma karşı HDP ile dayanışma çağrısında bulundu.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSKAD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Alevi Vakıflar Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Kızılırmak Köy Dernekler Federasyonu, Ankara Divriği Kültür Derneği ve Vartolular Derneği, kayyum atanmasına ilişkin ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıya çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisi de katıldı. PSKAD Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında ortak metni ABF Genel Sekreteri Ali Aktaş okudu.
Halk iradesinin gasp edilemez olduğunu belirten Aktaş, AKP iktidarının 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde ağır bir yenilgi yaşadığını ve bu yenilginin acısını muhalif toplum kesimlerinden çıkarmaya çalıştığını ifade etti. Aktaş, “Siyasal ve toplumsal alanda artık rıza ile iktidarını sürdürmekte zorlanan, rant ve talan politikalarıyla ekonomiyi ağır bir krizin içine sürükleyenler, hızla büyümekte olan ve iktidarlarını sarsan tepkinin önüne geçmek için baskıya ve zorbalığa başvurmaktadırlar” dedi.
AKP’nin söz konusu Kürtler olunca millet iradesini ayaklar altına almaktan çekinmediğine vurgu yapan Aktaş, “Tüm halkımıza ve başta CHP olmak üzere bütün muhalif partilere, sendikalara, demokratik kitle örgütlerine de HDP ile dayanışma çağrısı yapıyoruz. Eğer bugün bölgede yaşananlara gerekli tepki verilmezse yarın aynı şeylerin ülkenin diğer bölgelerinde de yaşanılması kaçınılmazdır. Bu yüzden dayanışma içinde olma ve hep birlikte mücadeleyi büyüterek bu zorbalığa karşı durmak zorundayız” ifadelerini kullandı.