Annesini kaybeden, kalbi hüzün yüklü olan, Fazil Say. Politika yapan Erdoğan.

Fazıl Say’ı Erdoğan’a pazarlayan Ertuğrul Özkök.

Fazıl Say’ın annesinin cenaze töreni, 25.08.‘de gerçekleşti.

Aynı gün Cumartesi Annelerine saldırıldı, Polis, 23 yıl önce kaybedilen Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak’ı gözaltına aldı. Gözlemciler darp edildi. Polis, gözaltılara direnenlere de plastik mermi ve biber gazı ile müdahale etti.

Ve sonunda bu eylemi azmettiren İçişleri Bakanı konuştu: “Ne yapsaydık yani, anneliin, terör örgütü tarafından istismar edilmesine, anneliin teröre kılıf yapılmasına göz mü yumsaydık?”

Ve muhtemelen bu olayın akabinde, Fazıl Say’ı arayan Erdoğan, Say’a göre taziyelerini “çok samimi, sıcak bir tonda, çok gerçek bir şekilde” iletmiş.

Bu satırları aktaran adam, Say ile sadece gazeteci değil, vatandaş olarak konuştuğunu belirten, her defasında derin devlet gazetecilerinden olduğu imajına imza atmayı ustalıkla becermek isteyen, Ertuğrul Özkök.

Tüm bunlar, insan olmak nedir sorusuna en az üçten fazla cevabın bulunduğu ülke Türkiye’de gerçekleşti.

Erdoğan rejimine göre, insan olmak;

Türkiye’de Erdoğan rejimine karşı olanlara göre, insan olmak;

Ve de Kürdistan’da insan olmak arasında, dağlar kadar farkın olduğu Türkiye’de, Ertuğrul Özkök, Cumhurbaşkanı’nın sesinin nasıl olduğunu soruyor.

Say ise, cevabının sonuçta askeri bir rejimin hesabına artı olarak düşeceğinden bihaber, yanıt veriyor:

“Çok samimi, çok sahiplenici, çok gerçekti…”

Aynı yazısında Özkök, Say’ın cevabında, kendisine başsağlığı dileyen Dışişleri Bakanı Mevlütoğlu ile randevu yaptığını iletmeyi unutmuyor.

Bir makalede, amaçlı konu edilen bu projeyi yazmasının nedenini Özkök “Merakım” olarak aktarıyor.

Fazıl Say’ın, bu senaryoda kendisine hangi rolü oynattıklarını bildiğini ve art niyetli olduğunu hiç sanmıyorum.

Tanımıyorum ancak, Fazıl Say’ın saf ve temiz duygulardan yola çıkarak, Özkök’ün sorularına cevap verdiğinden de hareket ediyorum.

Ancak sahneye konan senaryonun sonuçlarına bakılırsa:

Fazıl Say’a taziye için telefon açarak, pas veren, Erdoğan.

Bu pası Özkök’e ileten, Erdoğan’ın minik kuşlarından biri.

Pası aldıktan sonra yazdığı yazıyla, Cumartesi Anneleri, Kürtler ve emekçilerin kalesine Erdoğan’ın şutuyla gol atan adam ise, Özkök oluyor.

Özkök’ün yazıyı neden yazdığının sırı son cümlelerinde saklı:

“Bunlar çok güzel gelişmeler...

İnşallah yakında bunların güzel sonuçlarını da göreceğiz...”

Belki yararlı olur diye not düşüyorum.

Şivan Perwer, Erdoğan’la birlikte, Diyarbekir’de sahne aldı.

Aradan aylar geçtikten sonra, Diyarbekir’e indikten sonra, oyunun farkına vardığını, pişmanlık duyduğunu ve halkından özür dilediğini belitti.

“Yeryüzünün Lanetlileri” olarak addedilenlerin, her defasında trajikomik sahnelerin konuğu olmaması dileğiyle….